Olaylar-Yorumlar.. (Nâzım Hikmet 100 yaşında – Kamu İhale Yasası ve Ölü Yatırımlar) Kaynak : 01.02.2002 - Yapı Dergisi - 243 | Yazdır

Nâzım Hikmet 100 yaşında
Büyük şair Nâzım Hikmet doğumunun 100. yıldönümünde UNESCO’nun da katkılarıyla bütün dünyada anılıyor.

Türkiye’deki anma biçimi yine kendimize özgü alaturkalıkta… Medyada şairin şiirlerinden çok, yaşadığı gönül ilişkileri ülkeye son yıllarda damgasını vurmuş olan televole kültürü kapsamında ele alınıyor. Politik görüşleri de yine yaşandığı tarihsel çerçevenin ve koşulların dışına taşırılarak düzeysiz platformlarda sözümona tartışılıyor.

Şiirini, politik görüşlerini ve gönül ilişkilerini tartışmayı uzmanlarına bırakıp ünlü şairi, “mimarlık”a ilişkin görüşlerini aktararak analım isterseniz. Aktaracağım satırlar Nâzım’ın bir mektubunda (1) yer alıyor: “…en saydığım mesleklerden biri de mimarlıktır.

 Ben gerçek mimarlığı güzel sanatların en önemli kollarından biri sayarım. İnsanlara bu kadar faydalı olan ve güzel sanatlığa bu kadar lâyık olan bir sanat daha az bulunur. Zaten mimarlığın ana prensibi bütün güzel sanatların ana prensiplerinin temelidir. Mimarisi olmayan musiki, resim, edebiyat kemiksiz, iskeletsiz insana benzer, vıcık vıcık bir külçeden, yahut sersemce bir anarşiden başka bir şey değildir. Aman beni ters anlama, bununla kaskatı kesilmiş çerçevelerden bahsetmek istemiyorum, bilâkis uçsuz bucaksız hareket halindeki maddenin mimarisini kastediyorum.”

1. Nâzım Hikmet; “Kemal Tahir’e Mahpushaneden Mektuplar”, Bilgi Yayınevi, s.343, 1968.

Kamu İhale Yasası ve Ölü Yatırımlar
IMF’ye ve AB’ye istediğimiz kadar kızalım, ama kendilerine teşekkür borçlu olduğumuzu da unutmayalım: Yıllardan beri, “onlar istediği için değil, kendimiz için çıkarmalıyız” dediğimiz yasaları hiç değilse, onlardan gelen baskılarla çıkarabildiğimiz için. Bu baskılar aslında acı verici, ama ne yapalım ki başka yoldan olamıyor. Baskılar da olmasa hiçbir düzenleme yapmayacağız, kötü alışkanlıklarımızı sürdürüp gideceğiz.

Kamu İhale Yasası da yukarıda sözünü ettiğim iyileştirmelerin kapsamına giriyor. 1983’ten beri kamu ihalelerinde kullanılmakta olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun değiştirilmesi hep gündemdeydi. Yasanın yenilenmesi için yaklaşık on yıldan beri çeşitli taslaklar hazırlandı. Son aylarda çalışmalar IMF ve AB’nin baskılarıyla hızlandırıldı. Söylentilere bakılırsa, yasanın çıkışı konusunda Hükümetçe IMF’ye tarih bileverilmişti. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı yetkilileri TBMM’ne sunulan tasarı üzerinde Dünya Bankası ve Avrupa Birliği uzmanlarıyla birlikte çalıştılar ve belirttiklerine göre AB normlarına uygun bir tasarı hazırladılar.

4 Ocak 2002 günü 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 5 Ocak günü de Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu TBMM’ce kabul edildi. Her iki yasa da 1 Ocak 2003 tarihinde yani bir yıl sonra yürürlüğe girecek. Bir yıllık sürenin yasalara ilişkin uyum hazırlıkları için gerekli olduğu belirtiliyor. Her zaman olduğu gibi yine en çok eleştirilen konu, yasaların hazırlanması evresinde meslek odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının dışlanmış olması.

Yeni yasa kapsam olarak, genel bütçeye dahil daireleri, karma bütçeli idareleri, özel idareler ve belediyeler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşları, birlikleri ve tüzel kişileri, kamu iktisadi kuruluşlarını, sosyal güvenlik kuruluşlarını, fonları, özel yasayla kurulmuş olup kendilerine kamu görevi verilmiş kuruluşları (meslek odaları dışında), bağımsız bütçeli kuruluşları bünyesine alıyor. Burada sıralanan idarelerin kullanımında bulunan her türlü kaynaktan karşılanan mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinin ihaleleri artık bu yasa hükümlerine göre yürütülecek. Bazı istisnalar var; bunlar da yasada özel bir maddede sıralanmış.

Mimarlık ve mühendislik işleri yasada “hizmet” kapsamında yer alıyor. Proje yarışmaları da yine, “Tasarım Yarışmaları” başlığını taşıyan bir maddeyle yasanın kapsamına alınmış.

Kamu İhale Yasası bizim ilgi alanımız olan projelendirme ve yapım işleri için çok önemli. Yasa her nekadar yalnızca kamu işlerini kapsamına alıyor görünse de kamu kurum ve kuruluşlarının dışında kalan işleri de etkilemekte, ülkenin mimarlık ve mühendislik kültürünün gelişmesine ya da gerilemesine damgasını vurmaktadır.

Eski Sistem

2002 yılı boyunca yürürlükte kalacak eski sistem, bir sürü çarpıklıklarla doluydu. İlkin, bütün kamu kuruluşlarını kapsamına almadığı için kapsam dışı pek çok kuruluş bildiğini okuyordu. (Halen de okumakta.) “Uygun bedel”, en düşük bedel olarak anlaşılmaktaydı; bu da önceliğin “kalite” den çok “bedel”de olduğu gibi bir sonuç yaratıyordu. Örneğin YAPI’nın geçen sayısındaki yazımızda da değindiğimiz gibi, Türkiye tarafından Ankara’da yaptırılarak Gürcistan, Tacikistan ve Özbekistan’a devredilecek elçilik binalarının mimarlık ve mühendislik projelerinin yapımı işi için Bayındırlık Bakanlığı’nca 25’er mimarlık bürosu teklif vermeye çağrılmıştı. İhale, Gürcistan projesi için yüzde 75, Özbekistan ve Tacikistan için yüzde 66’lık indirimlerle sonuçlandırıldı. Esasen düşük olan ücret tarifelerinden yapılacak bu orandaki indirimlerle sağlıklı bir hizmet verilemeyeceği konusunda ihale sırasında da sonrasında da herkes görüş birliğinde idi.

Yapım işleri de proje işlerinden farklı durumda değil. Saydamlıktan uzak kötü bir ihale sistemi… Babalarca ya da politik çıkarlar ve özel uzlaşmalara dayalı kayırmacılıkla sürdürülen işverme düzeni, ödeneksizlik, yapım sırasındaki anlaşmazlıklar, yıllarca sürüp giden ve bir türlü bitmek bilmeyen inşaatlar… Büyük maliyetlere karşın büyük bir kalite eksikliği.. Bütün bu olumsuzluklar sonucunda ortaya çıkan, “Devlet kaliteli yapı yaptıramaz” anlayışının yaygınlık kazanması. Küçümsenen devlet kimin devleti? Biz kimiz? Zaten kıt olan kaynaklarımızı en kötü şekilde kullanıp tüketerek sonuçta kaybeden hepimiz oluyoruz.

Günümüzde istenen, saydamlık, düzgün uygulama ve kalite’dir.

Yeni yasa mükemmel mi? Belki değil, ama eskisine göre birtakım iyileştirmeler getirdiği açık. Birçok eleştiriye karşılık, yeni yasa kaçakları kapamayı, ihale sistemini politik etkilerden arındırmayı, en ucuz yerine en avantajlı öneriyi değerlendirmeyi, saydamlığı, kaliteyi amaçlıyor. Arsası olmayan, kamulaştırılması yapılmamış, imar işlemleri tamamlanmamış, -genelde- uygulama projesi hazırlanmamış yapım işleri için ihale açılamayacağı esasını getiriyor.