| Önce Eğitim |
Kaynak :
07.08.2003 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Ali benim tek torunum. Gelecek hafta dokuz yaşını bitiriyor. Dört yıldan beri de at biniyor, daha doğrusu sistemli olarak binicilik dersleri alıyor. Bir gün okul çıkışında öğrenciler başıboş bir atla karşılaşmışlar; bir bölümü çok ürkmüş. Ali, atların huyundan suyundan anlıyor ya, “haydi” demişler “şu atı uzaklaştır.” Ali ata yaklaşmış, bir yandan dilini damağında şaklatarak “lık lık” gibisinden sesler çıkarmış, bir yandan da koşmaya başlamış. Bakmışlar ki, at da Ali’nin yanısıra koşuyor; Ali durunca at da duruyor. Hayvanlar duygulu ve duyarlı oluyorlar. Kendilerini sevenle hemen içgüdüsel bir iletişim kurabiliyorlar, hoşlanmadıkları kişilere de tepki gösterebiliyorlar. Örneğin atlar, sırtlarına binenleri bazen üstlerinden atabiliyorlar. Bu bakımdan insanlardan daha duyarlı oldukları söylenebilir. Ali’nin öyküsü bize ayrıca, bilginin önemini anlatıyor. Bilgi her işte önemli. Bilginiz varsa herşey çocuk oyuncağı kadar basit. Bilmek için de kuşkusuz, nedeniyle niçiniyle öğrenmek gerekiyor. “Ben her şeyi bilirim” demek, her şeyi bilirmiş gibi görünmek bilgi sahibi olmaya yetmiyor. Hattâ bilgi edinmenin yollarını tıkıyor. Bu, yalnız sporda değil, her işte böyle. Bütün bunları Başbakanın attan düşmesi aklıma getirdi. Kendisi her şeyi bildiği inancıyla her alanda denemeler yapmaktan çekinmiyor. Eğitimimizin haline, okullara |
giriş sınavlarının sonuçlarına bakalım. Binlerce öğrenci sıfır puan alıyor; Milli Eğitim Bakanlığı çağdışı programlarla yıllardan beri ektiğini biçiyor. Aklın, düşüncenin yerine kör ezberciliği koyduğumuz sürece böylesine sonuçlar kaçınılmazdır. Bir de o çocukların yarın başbakan seçildiklerini düşünün. Olamaz mı, seçimle değil mi başbakanlık ? Sonra da kazalarla karşılaştıkça, “Allah korudu” ya da “Allahın işi” deyip geçiştirirsiniz. Bilgi ve akıl toplumu haline gelmedikçe başımızdan kazalar eksik olmaz.
Çetin Altan, attan düşen başbakanı “biraz çocuksu” bulduğunu yazdı. Çocuksu davranışlar bazen bütün masumluklarına karşın tehlikeli olabiliyor. Ali’nin de zaman zaman çocuksu davranışları olmuyor değil. Ne var ki, zaten çocuk olduğu için bunda yadırganacak bir şey yok. Yine de, çok şükür bugüne kadar başbakan olmaya hiç özenmedi. Tesislere Ne Oldu? Bir zamanlar Galatasaray tesislerinin zenginliğiyle anılır, tesisleriyle göz kamaştırırdı. Boğaz’ın incisi Galatasaray Adası, Kalamış Sosyal ve Sportif Tesisleri, Ali Sami Yen Stadı… Şimdi bunların üçü de yok. Ada ve Ali Sami Yen Stadı kapalı, Kalamış’taki tesisler de yerle bir… Tesis zengini kulübün, kısa zamanda tesis yoksulu haline gelmesi konusuna haftaya eğiliriz. |

