Tesis Zengini – Tesis Yoksulu Kaynak : 14.08.2003 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Galatasaray Postanesi’nin üst katları müze yapılmak üzere Galatasaray’a tahsis edildi. Altı ay içinde yapılacak onarım ve düzenlemeden sonra “Müze”nin buraya yerleşmesi bekleniyor. Bu, iyi bir gelişme… Gelelim geçen hafta sözünü ettiğimiz konuya…

Bir zamanlar Galatasaray Spor Kulübü tesis zenginiydi. Kuruçeşme’deki ada, Kalamış’taki sosyal ve sportif tesisler herkesin gıptayla baktığı, gitmeye can attığı yerlerdi. Üyeler buralarda biraraya gelirler, kaynaşırlar; kuşaklar Galatasaray geleneklerini birbirlerine aktarırlardı. Pek çok üye ailesi için buralar evlerinin bahçesi gibiydi. Birkaç kuşağın o ortamda Galatasaray töreleriyle yetişmiş olduğunu söylemek abartı sayılmamalı.

Öte yandan bu tesisler su sporlarının da merkeziydi : yüzme, sutopu, yelken, ayrıca yaz okulları… Boğaz, kürek sporu için elverişsiz hale gelinceye kadar kürek de Ada’daydı. Göz okşayan futalar bir dönem, Boğaz’ın çağdaş saltanat kayıkları gibiydi. Zamanla, gelişen spor etkinlikleri Ada’ya sığmaz olunca, ağırlık Kalamış’a kaydı. Ada, yalnızca sosyal tesis olma konumuna gelirken su sporlarının merkezi artık Kalamış’tı.

Ne var ki bu tesisler kulübe parasal olarak destek sağlayamadılar, hattâ yük oldular. Oraları, üyeler kendi evleri gibi gördükleri için kendilerini ayrıcalıklı saydılar; sonuçta tesisler hep kulübün parasal desteğiyle soluk alır durumda kaldı. Son yıllarda Kulüp, parasal bakımdan büyük yüklerin altına girince de, kaynak arayışlarında, öncelikle tesislerin yükünden kurtulmak, hattâ onları parasal bakımdan verimli hale getirmek yolunda çözümler aranmaya başlandı.

Ada için bulunan çözüm, “yap-işlet-devret” modeliydi. Bu şekilde kiraya verildi, yüklü bir peşinat alındı. Adayı kiralayan, mevcut tesisleri yıkıp yerine yeni tesisler yaparak bunları işletmeyi tasarlıyordu. İstanbul’un her yanında görülen, doymak bilmez yoğun yapılaşma

tutkusu burası için de söz konusu olmakta gecikmedi : Daima daha büyük, daha yoğun yapılaşma… Kulüp ve işletmeci, bu boyutta bir yapılaşma için izin koparmaya çabalıyorlar. Şimdi iş bu noktada takılmış gibi görünüyor. Böylece, Boğaziçi’nin incisi Galatasaray Adası bugün kullanılamaz durumda, boynu bükük, kaderini bekliyor.

Kalamış’ın durumu daha farklı. Bir işletmeciyle sözlü olarak anlaşılmış; henüz imzalanmış bir sözleşme yok ama, kapalı yüzme havuzu dışındaki bütün tesisler yerle bir edilmiş durumda. Hangi projeye göre, ne yapılacak ? Kimse bilmiyor. Aslında kurallara göre, tesisler yıkılmadan önce konunun Kulüp Genel Kuruluna getirilmesi ve onay alınması gerekirdi. Ayrıca, yapım için de yine genel kurul onayı zorunlu. Nedense bunlar yapılmadı. Tüzüğün 116. maddesi çok açık : “Taşınmazlarda, bütçe yılı ya da gelecek yıllara sarkacak yatırım ve harcamalar önerebilmek ve yapabilmek için; a) Taşınmazın bir plan ve projesinin, maliyet ve yapılabilirlik hesaplarının yapılmış olması ya da satın alınacaksa taşınmazın her türlü niteliklerinin gösterilmesi,
b) Plan ve projesinde ne kadar sürede bitebileceğinin belirtilmesi,
c) Harcanacak paranın kaynaklarının gösterilmesi,
d) Kaynak göstermede borçlanma varsa, borçlanmanın maliyeti ve ne kadar sürede ödeneceğinin, bütçe gerekçesinde açıkça gösterilmesi gereklidir.”

Tüzük böyle diyorsa da tüzüğe, kurallara uyan kim ? Şu ana kadar bunların hiçbiri yapılmadı. Proje nerede ? Hangi koşullar ve kaynaklarla ne zaman bitecek ? Üyeler bilmiyor.

Artık Ada da, Kalamış tesisleri de yok. Ya su sporları ne olacak ?.. Yüzme, sutopu, yelken, yaz okulları ?..

Tesis zengini Galatasaray, tesis yoksulu olma yolunda… Biliyorum, şimdi, “ya Ali Sami Yen Stadı” diyeceksiniz. Ona da ayrıca değiniriz.