Ortak Akıl Yaratmak Kaynak : 17.04.2003 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Hafta sonunu Galatasaray Spor Kulübü’nün düzenlediği arama konferansında geçirdik. Arama konferansına Kulübün eski-yeni yöneticileri çağırılmıştı. Cumartesi ve Pazar günleri boyunca, yaklaşık 60 kişinin katıldığı toplantıda Galatasaray’a kaynak yaratmak üzere “ortak akıl”la çözümler üretilmeye çalışıldı.

Bilindiği gibi spor, özellikle de futbol, artık yalnızca “spor” değil. Spor gösteri endüstrisi oldu; kulüpler işletme haline geldi. Başarı ise bu işin olmazsa olmazı… Bunun için de iyi yönetim gerekiyor. İyi oyuncular, iyi takım, daha çok yandaş, daha iyi isim – yayın ve reklam hakları, ürünlerin daha çok satılması, kısacası, sevginin paraya dönüştürülmesi için başarı şart. Yurt içindeki başarı da yetmiyor artık. Dış başarılar alınan puanlara, geçilen turlara göre gelir getiriyor, ayrıca uluslararası düzeyde marka olmanızı sağlıyor. Bu da yine adınızın daha çok para getirmesine yarıyor.

Bu verilere göre para-başarı ilişkisi biraz yumurta-tavuk ilişkisini andırıyor. Biri ötekinden doğuyor, yani başarı parayı getiriyor, para da başarıyı. Ancak, burada gözden kaçırılmaması gereken en önemli nokta, paranın doğru harcanması zorunluluğu. Aksi halde özellikle sporcu transferlerinde yapılan hatalar, transferlerde yitirilen paralar, kulüpleri büyük zararlara, mali bakımdan içinden çıkılması güç açmazlara sokabiliyor. Galatasaray, futbolda sağladığı başarıları son yıllarda mali dengelerde sağlayamadı. Toplantı da zaten bunun için düzenlenmiş, sorunlara, “ortak akıl”la çözüm aranması düşünülmüş. Hareket noktası doğru… Kimi kulüplerde sıkça görülen kısır çekişmelerle, sen-ben kavgasıyla ya da “en büyük

biziz” demekle sorunlar çözülmüyor, hattâ artıyor.

Galatasaray’ın şu andaki en önemli sorunu borçlar… 2002 Yılı sonunda 95 milyon dolar olan borç-alacak farkı, bugün 105 milyon dolara yükselmiş. Azaltılması beklenirken fark üç ayda on milyon dolar daha artmış. 1996’dan bu yana mali alanda yapılan en büyük hata, borçlanmayı olağan saymak ve özellikle de bankalara yüksek faizle borçlanmak oldu. Faruk Süren yönetiminin getirdiği borçlanma önerilerini genel kurulların her defasında kabul etmesi Kulübü bugünlere getirdi. Borçlar, yüksek faizler, borcun borçla ödenmesi çaresizliği bir kısırdöngüye dönüştü. Yine Süren yönetimince getirilen ve genel kurulca onaylanarak gerçekleştirilen şirket hisse satışı da, ufukta görüldüğü söylenen stratejik ortaklık nimetleri ortaya çıkmayınca Kulüp için zararlı oldu. Verilen talihsiz karardan bu yana Kulüp, isim ve reklam hakları ile, benzeri sağlam gelirlerinin büyük bir bölümünü sürekli olarak her yıl ortaklarına ödüyor… Bu konuyu ve olabilecek gelişmeleri bütün çıplaklığıyla defalarca yazdığım için dikkatli okurlarımız konunun yabancısı değildirler. Pişmanlık işe yaramıyor. Yabancı ortak 20 milyon dolara aldığı Galatasaray Şirketi hisselerini 25 milyon dolara geri vermeye razı olmamış. Dolar bazında yılda yüzde 24 kazanırken böyle bir alışverişe niçin razı olsun ki?

Durum bu.. Şimdi yönetim, sorunları paylaşarak, yeni kaynaklar için ortak akıl üretme ve çözüm arama çabasında… Bu davranışın benbilirimcilikten daha verimli ve çağdaş olduğunu söyleyebiliriz.