| Ortalık Tozduman |
Kaynak :
17.04.2002 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Futbolda ligin sonu yaklaşıyor. Tepede kaotik bir çekişme var; dipte neler olduğu, medyamızı pek ilgilendirmediği için bilinmiyor. Aslında, orada da durumun farklı olması için bir neden yok. Geçen hafta sonu oynanan Beşiktaş – Fenerbahçe derbisinin ardından kıyamet koptu. |
İşte böyle.. Merkez Hakem Kurulu şaşkın.. Hakemlere ilişkin iddialar, bir eski hakemden gazete sayfalarına sorumsuzca aktarılan yanıltıcı anılar, hakemleri hırpalayan TV programları hakemlik kurumunu çok yıprattı. Hakemler ağır baskılar altında, özgüvenlerini yitirmiş olarak sahaya çıkıyorlar ve garip yönetim örnekleri gösteriyorlar. Fenerbahçe- Galatasaray maçını, sarı kırmızılı oyunculara gösterilen 4 kırmızı kart nedeniyle “Kırmızı Derbi” olarak tanımlamıştım. Bu kez tümü Beşiktaşlılara olmasa da yine tartışmalı 4 kırmızı kart var. Bir gün önceki İstanbulspor – Galatasaray maçında da kırmızı kartlar vardı. Bunca kart, oyunun çığırından çıktığının göstergesidir. Yalnızca kartlar bile, baskılar nedeniyle hakemlerimizin artık, sağlıklı maç yönetemez duruma düştüklerini gösteriyor. T. Futbol Federasyonu özerk, ama ilkesiz, güçsüz ve çaresiz… Rüzgâra kapılmış, savruluyor… Ceza veriyor, uygulamaya gücü yetmiyor. Oysa, pek yakında, ancak 48 yıl sonra yeniden katılabilme hakkını kazandığımız Dünya Kupası var; yazık ki futbol dünyamız bir kargaşının içinde.
Hani sporda centilmenlik vardı; nerede “fair-play” ? Bu kavramlar gerilerde kaldı, çünkü futbol artık spor olmaktan çıktı, kuralları tam belirlenmemiş ticari bir paylaşıma dönüştü. Bundan böyle, ticaretin vahşi rekabet kuralları spora uyarlanacaktır. Serdar Bilgili, “Beşiktaş’ın 5-6 milyon dolarını gasp ettiler” derken bunu dile getiriyor. Artık herşey paradır. Konuşan da, peşinde koşulan da.. Yükselen değerimiz “para”.. |

