Hakemler Üzerine Kaynak : 24.04.2002 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Son günlerde ülkemizde futbol hakemliği hedef tahtası haline geldi. Kulüp yöneticileri, medyadaki yandaşlarını da arkalarına alarak hakemlik kurumunu yerden yere vuruyorlar.

Evet, Türkiye’de pek çok kurumda olduğu gibi hakemlik kurumunda da bunalım var. Ancak, üzerinde düşünmek gerekiyor : eleştiriler bu kurumu iyileştirmeye mi yönelik, yoksa başka amaçlara mı ? Kulüplerimiz çoğu kez eleştirilere, maçlara hakem atamalarından hemen sonra başlıyorlar. Amaç, kendi maçlarına ve rakip takım maçlarına verilen hakemleri etki ve baskı altına almak.

Maç sonrasında, kulüpler korosuna basının ve televizyonların da katılmasıyla bütün pozisyonlar tekrar tekrar didiklenerek hakemler haklı – haksız hırpalanıyor. Aslında hırpalanan, hakemlik kurumu.

Hakemlik kurumunu düzeltmeyi içtenlikle istiyor muyuz ? İstiyorsak, bu yöntemlerle sonuç alamayacağımızı bilmeliyiz. Uygulanan yöntemler aslında, düzeltmeye değil, daha çok bozmaya yönelik. Vaktiyle Fenerbahçe başkanı Ali Şen’in, MHK’nin gelmiş geçmiş en iyi başkanlarından biri olan Ahmet Güvener’in görevden uzaklaştırılması için harcadığı çabaları, estirilen fırtınayı anımsayalım. Güvener’den sonra durum daha da kötü olmadı mı ? Şimdi Ali Şen yöntemi, cephe genişletilerek, hedef büyütülerek yeniden deneniyor. Büyük kulüplerin kendi çıkarları doğrultusundaki çekiştirmelerine Türkiye’de hiçbir kurum dayanamaz.

Geçenlerde eski hakemlerden İhsan Türe’nin bir kitabı yayınlandı : “Tanrının Küçük Oğlu : Bir Hakemin

Anıları” Bir gazete, bu kitaptan kimi alıntıları sütunlarına aktardı. Aktarma yöntemi yine kendi meşrebimize uygundu. Kitabın bütünlüğüyle pek de ilgisi olmayan, belki de kitaba renk katmak amacıyla konmuş birkaç seks öyküsüyle, rüşveti çağrıştıracak birkaç armağan öyküsü abartılı bir sunuşla aktarılmıştı. Bunlar kitap hakkında doğru fikir verecek şekilde seçilmiş alıntılar değildi. Aslında kitap, bütünüyle dersler çıkarılacak türden.. Hakemliğimizin içinde olduğu bunalımı neden ve sonuçlarıyla gözler önüne seriyor. Dahası, hakemlik üzerinde oynanan oyunları, politik etkileri, federasyon yönetimlerinin tutumlarını, kulüpleri, kulüp yöneticilerini, medyayı.. Türe’nin deyişiyle, görünenin ardındaki birçok gerçeği ortaya çıkarıyor. Kısır futbol kitaplığımız için dikkate değer bir kitap.. Okumanızı salık veririm.

Yabancı futbolcu getirmeye alıştık, ama yabancı hakem getirmeyi düşünemeyiz bile.. Yıllar önce denediğimiz bu yolu yeniden seçmeye kalkarsak hem dünya bize güler, hem de yerli hakemliği büsbütün öldürmüş oluruz. Ortada tek çıkar yol var : “hakemlik kurumunu hakemlerin öncülüğünde elbirliğiyle düzeltmeliyiz.” Ama nasıl ? Önce, Kulüp yönetimleri bu kurumu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak üzere çekiştirme alışkanlığından vazgeçmeliler. Ve öncelikle, içtenlikle düşünmeliler : “acaba kendileri kulüp yönetimlerinde, hakemlerin maçlarda ortaya koydukları yönetimden daha mı başarılılar ?”