Otuz Yılın Ardından Kaynak : 01.03.1998 - Yapı Dergisi - 196 | Yazdır

Yapı-Endüstri Merkezi’nin kuruluşundan bu yana otuz yıl geçti.

Dönüp geriye baktığımızda “dün” gibi geliyor ama, YEM’in kuruluşu sırasında, yani 1968’de doğanlar bugün 30 yaşındalar.

Yapı-Endüstri Merkezi’nin kuruluş öyküsünü ve ilk 25 yılına ilişkin anıları ve düşüncelerimi Merkez’in 25. Kuruluş Yıldönümü münasebetiyle YAPI Dergisi’nin Mart 1993’te çıkmış olan 136. sayısında anlatmıştım.(1) Bu nedenle eski öykülere burada bir kez daha değinmek istemiyorum.

YEM’in kurulduğu 1968 yılı çalkantılı bir yıldı. Yalnızca Türkiye için değil, bütün dünya için böyleydi. Dünya çapında bir özgürlük arayışı ve başkaldırı dönemiydi o yıllar. Genç insanlar, öğrenciler kabına sığamaz duruma gelmişlerdi. Herkes, tam olarak tanımlanmasa da değişim istiyordu. Başta Fransa ve Almanya olmak üzere bütün Avrupa, değişim rüzgârları sonucu öğrenci gösterileriyle çalkalanıyordu. Benzer olaylar çok doğal olarak Türkiye’ye de yansıdı ve oradakilerden daha uzun sürdü. Bence, Türkiye’deki 1968 öğrenci olayları başlangıçta biraz da 27 Mayıs 1960 devriminin uzantıları gibiydi.

Bu olayların ne getirip ne götürdüğünü tartışmak bu yazının konusu değildir. Ancak burada vurgulamak istediğim, Yapı-Endüstri Merkezi’nin kuruluşunun, bir kuşağa adını veren 1968 yılına rastlamasıdır. O kuşaktan olanlar bir toplumsal değişim evresinde başı çektikleri için kendilerinden övgüyle söz ederler. Ben de burada Yapı-Endüstri Merkezi’nin 1968 kuşağından olduğunu aynı övünçle söyleyebilirim. Yapı-Endüstri Merkezi’nin de yüklendiği ve yerine getirdiği işlevlerle Türkiye’de bir değişim sürecinin başlangıcı olduğunu dile getirmek abartılı sayılmamalıdır.

İşte bu ortamda, bir bilgi merkezi olarak kurulan YEM, Türkiye’de pek çok “ilk”e damgasını vurmuştur.

Bilgi merkezi kavramının kendisi bile Türkiye için ciddi bir yeniliktir. YEM yapı alanında bilgileri derleyip bunların üretici-uygulayıcı-kullanıcı arasında akışını sağlamayı amaçlıyordu. Doğal olarak o günün araç-gereç ve olanaklarıyla bu iletişimin gerçekleştirilmesi hiç de kolay değildi. Türkiye’de telefon karaborsada, teleks yok denecek kadar az, faks, bilgisayar daha ortalarda yok. Ayrıca, iletişim düşüncesi henüz ortamda yerini bulmamıştı. Ancak Türkiye’nin uyanık ortamına konunun anlatılmasıyla, benimsetilmesi, güçlüklerin aşılması çok zor olmadı. Ve “ilk”ler birbirini izlemeye başladı.

Harbiye’deki sürekli sergiyi, İzmir’deki sürekli sergi ve birkaç yıl içinde Türkiye’nin tam 50 ilini dolaşacak gezici sergiler izledi. Daha sonra, “bilgisayar” adının bile olmadığı bir dönemde, bilgilerin kiralama “work-station”la elektronik ortama aktarılması denendi.
Kimi tiyatro ve müzik toplulukları, MSÜ Sinema ve TV Enstitüsü ve Türkiye Yazarlar Sendikası kuruluşlarını YEM’de gerçekleştirdiler. Ardından sürekli yayın çabaları başlatıldı. Kurslar, konferanslar, meslekî buluşmalar, güncel konulardaki açıkoturumlar, teknik geziler. YEM’in konuğu ünlü mimarlar.. Ve yayınlar.. Önce Yapı Kataloğu, ardından 1973’te YAPI Dergisi, öteki kataloglar ve meslekî kitaplarla koskoca bir yayın kuruluşu..

YEM Kitabevi kuruldu. Başvuru kitaplığı mimar ve mühendislerin, sanayicilerin yararlanmasına açıldı.

Yapı Fuarı 1978’de Türkiye’nin ilk uzmanlık fuarı olarak bir bilgilenme platformu düzeyinde açıldı. Yurtdışı fuarlara açılan ilk kapı yine YEM oldu.

YEM’in gerçekleştirdiği ilk’ler giderek geliştiler ve kendi alanlarında Türkiye’nin en göz dolduran etkinlikleri oldular. YEM, mimarların, mühendislerin yanısıra son 30 yılın mimarlık öğrencilerinin uğrak yeri oldu.

YEM yurtiçindeki çabalarını yurtdışına da yansıtmaktan geri kalmadı:
bütün dünyadaki benzeri yapı bilgi merkezlerini bünyesinde toplayan “Uluslararası Yapı Merkezleri Birliği” (UICB)’ye üye oldu ve anılan kuruluşun başkanlığını altı yıl süreyle üstlendi.

Dünya şimdi 21. yüzyılın eşiğinde bilgi ve iletişim çağını yaşıyor. Yapı-Endüstri Merkezi, otuz yıl önce daha çağa adı verilmemişken bir bilgi merkezi olarak ilk adımlarını atmıştı.
YEM, her yaptığını sürekli olarak “daha iyi şekilde” yapmak ve kendisiyle yarışmak, kendisini aşmak çabası içinde bugünlere geldi. Başarılar hep sektördeki dostların işbirliği ve katkılarıyla gerçekleşti.

Daha nice yıllar, dostlarla birlikte olmak dileğiyle…
(1) Ayrıca Bkz. D.Hasol, Her Şeyin Mimarı Var, s.143, YEM Yayınları, 1998.