| PTT Artık Şampiyon Değil ! |
Kaynak :
25.01.2007 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Eskiden İstanbul’da her yıl 10 bin metre yürüyüş yarışı yapılırdı ve bu yarışların ilk birkaç derecesini hep PTT görevlisi posta dağıtıcıları kazanırdı. Sanıyorum ki onların en büyük antrenmanı mektup dağıtmak üzere bütün gün kapıdan kapıya koşuşturmalarından ibaretti. Yıllar geçti bu yarışlar yapılmaz oldu. Ya da belki biz duymuyoruz; postacılar kazanmadıkları için haber değeri azaldığından basın gerekli ilgiyi göstermiyor olabilir. PTT’nin açımı, bilindiği gibi, “Posta Telefon Telgraf”tır. Telefon işi PTT’den başka kuruluşlara geçti, telgraf zaten ömrünü tüketti; bildiğimiz PTT’nin yalnızca “P”si yani posta işlevi kaldı. Ne var ki o da doğru dürüst işlemiyor. Galatasaray Spor Kulübü Divan toplantısı için gönderilen çağrı yazısı ve gündem yine büyük bir gecikmeyle geldi. 29 Aralık günü Beyoğlu postanesinden verilen zarf, Zincirlikuyu’ya tam 19 gün sonra, 17 Ocak günü ulaşabildi. Divan toplantısı 10 Ocak günü yapılmıştı bile. Zarf elimde, ancak üzerinde yalnızca çıkış damgası var, varış damgası yok. Anlaşılıyor ki T.C. Posta yönetiminin yarış kazanacak hali kalmamış; artık olsa olsa yavaşlık rekorları kırabilir. PTT’nin dağıtım görevlileri motosikletli özel rakipleri karşısında yaya kalmanın sıkıntısını mı yaşıyorlar dersiniz ? Hangi koşul altında olursa olsun, yürüyerek en çok iki saatte ulaşılabilecek uzaklığa bir mektubun ulaştırılması nasıl 19 gün sürebiliyor ? Ne diyebiliriz… “Bravo” diyelim. Bu olay, PTT’nin ilk sabıkası değil. Belki öyle olsaydı, üzerinde durmaz, “bir kaza olmuştur” deyip geçerdim, ama durum farklı. Posta yönetiminin kazaları son zamanlarda |
çok arttı ve bana pahalıya mal olmaya başladı. Postadaki gecikmelerden dolayı yurtdışındaki bir sağlık kontrolu randevusunu kaçırdık; ödeme bildirimi bana geç ulaştığı için bir bankaya yüklü tutarda faiz ödemek zorunda kaldım; yine postadaki gecikme nedeniyle Kulübün daha önceki bir divan toplantısına katılamadım. Başıma gelenlerden ikisini, daha önceki bir yazımda da dile getirmiştim. O yazımdan sonra PTT’den telefonla arayarak sözümona ilgi gösterdiler, sonra hiç ses çıkmadı.
Gönderileri yerine vaktinde ulaştırmakla yükümlü bir devlet kuruluşu nasıl bu duruma düşer ? Yıllar önce PTT, her isteyene telefon vermekte yetersiz kalsa da mektupları yerine ulaştırmakta emsalsizdi. Hiç abartmıyorum, gerçekten öyleydi. O dönemde posta kodu bile devrede yoktu, ama adi mektup şehir içine olduğu gibi Ankara’ya bile bir günde, bilemediniz en çok iki günde ulaşırdı. Adresi düzgün yazılmamış, hattâ eksik yazılmış zarfların bile yerine ulaştırılması için PTT çalışanlarının üstün özverili bir çabası görülürdü. Bir zamanlar posta dağıtımı ülkenin örnek gösterilecek bir hizmet anlayışının odağıydı. O kuruma, o sporcu dağıtıcılara ne oldu ? Aşıklar, hasret çekenler postacının yolunu gözlerdi. Postacı mahallenin sevilen kişisiydi. Neyse ki bugünün aşkları internete döküldü. Yoksa PTT’nin bugünkü hızı, en hızlı aşkları bile söndürürdü. PTT, üstünlüğü, yeni yetme özel dağıtım kuruluşlarına nasıl kaptırdı ? Yazmaya elim varmıyor ama, acaba onlara kaptırmak için mi kuruluş bu duruma getirildi ? Nereden bakılsa çok yazık ! |

