| Rakamların Diliyle Türkiye |
Kaynak :
01.10.1997 -
Yapı Dergisi - 191
|
Yazdır
|
|
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD, üyesi olan ülkeler için her yıl bir rapor hazırlayıp İngilizce ve Fransızca olarak ayrı ayrı kitaplar halinde yayınlar. Aralık 1960’ta Paris’te imzalanan bir antlaşmadan sonra 1961’de işlerlik kazanan OECD’nin ilk üyeleri ABD, Almanya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, İzlanda, Kanada, Lüksemburg, Norveç, Portekiz, Türkiye ve Yunanistan’dır. Daha sonra çeşitli tarihlerde örgüte katılan ülkeler ise katılma tarihlerine göre şöyle: Japonya, Finlandiya, Avustralya, Yeni Zelanda, Meksika, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Kore Cumhuriyeti. OECD’nin, üyesi Türkiye için bu kapsamda hazırladığı 1997 raporu kısa bir süre önce çıktı. Raporda, son ekonomik gelişmeler ve beklentiler, makro ekonomik politikalar, bireysel reform için bir mutabakat sağlanması gibi başlıklar altında konular irdeleniyor, değerlendirme ve tavsiyelere yer veriliyor. Ayrıca, Türkiye ekonomisine ilişkin çeşitli istatistikler sunuluyor. Bir genel çizelgede de Türkiye’nin yanısıra OECD’nin öteki 28 üyesine ilişkin rakamsal veriler sunulmuş. Kasım 1996’da sonuçlandırılmış bu çizelgedeki verilerin karşılaştırılmasıyla Türkiye’nin genel ve ekonomik durumunun açık seçik ortaya çıkarılması olanağı var. Bu işi yapmaya çalışalım. Önce nüfus verileri: Türkiye, 61,6 milyonluk (1994) nüfusuyla bu ülkeler arasında beşinci sırada. Bizden daha kalabalık OECD ülkeleri 263 milyonla ABD, 125 milyonla Japonya, 91 milyonla Meksika, 82 milyonla Almanya. Nüfusu en az olan ülke ise 267 binle İzlanda. Fransa, İngiltere ve İtalya 58 milyonluk nüfuslarıyla Türkiye’ye yakın bir durumdalar. Kilometre kareye düşen nüfus Türkiye’de 79, Avustralya’da 2, Japonya ve Belçika’da 332. En yüksek rakamla Kore’de 444. Son on yılın ortalaması olarak yıllık nüfus artış hızında Türkiye, şampiyonluğu Meksika ile paylaşıyor: %2,1. Macaristan’da %-0,3, Portekiz’de %-0,1, yani bu iki ülkede nüfus artmıyor, azalıyor. Çek Cumhuriyeti ve İtalya’da artış oranı %0; buralarda nüfus artmıyor da, azalmıyor da… İstihdam’a gelince.. Türkiye’de çalışanların, nüfusa oranı %41. Bunun %44.8’i tarımda, %22.2’si sanayide, %33’ü hizmetler sektöründe çalışıyor. Bu orana bakınca istihdam bakımından Türkiye’nin hâlâ bir tarım ülkesi olduğunu söylemek pek yanlış olmaz. Çalışan nüfusun sektörlere dağılım oranları ülkelerin gelişmişlik düzeyini gösteren verilerden sayılır. Gelişmiş ülkelerde nüfusun çoğunluğu artık hizmetler kesiminde çalışırken, tarımda çalışanların oranı çok azalmıştır. Fourastié 1960’larda bu durumu kuramsal olarak irdelemiş ve eğrilerle göstermişti. Tarım ve hizmetler nüfusu bakımından Türkiye ile benzerlik gösteren başka bir OECD ülkesi yok. 22 ülkede tarımda çalışan nüfusun oranı %10’un altında. Gelişmiş ülkelerin çoğunda tarım %5, sanayi %25-30, hizmetler %65-70 dolayında. Pek çok ekonomik veri bakımından Türkiye ile benzerlikler gösterdiği, çizelgeden anlaşılan Meksika’da bile tarımda çalışan nüfus %25,8’e düşmüş, hizmetlerde çalışanlar %52,1’e yükselmiş, sanayide çalışanların oranı tıpkı Türkiye’deki gibi %22,2. Ulusal gelir.. GSMH 1995 verilerine göre Türkiye 29 ülke arasında yıllık 169,3 milyar dolar ile 18. sırada. ABD 6954,8 milyar dolar ile birinci sırayı alıyor, onun ardından 5114 milyar dolarla Japonya geliyor. GSMH’da Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Yunanistan, Macaristan, İzlanda, İrlanda, Lüksemburg, Yeni Zelanda, Norveç, Polonya, Portekiz bizden sonra geliyorlar. Ancak kişi başına ulusal gelir hesaplamasında Türkiye açısından durum hiç de iç açıcı değil. Türkiye, kişi başına ulusal gelirde 2747 dolarla sondan ikinci. Sonuncu Meksika’nın rakamı 2597 dolar.Kişilerinin gelir ortalaması bakımından en zengin ülke 40726 dolarla Japonya, onu 33144 dolarla Danimarka izliyor. Komşumuz Yunanistan’da ise 1994 verileriyle bu rakam 7458 dolarla Türkiye’nin yaklaşık üç katı. Satınalma gücü paritesi uygulandığında kişi başına ulusal gelir Türkiye’de 5691 dolara yüseliyorsa da, bu rakama göre Türkiye sonuncu.. |
Meksika’nınki bile 7383 dolar. Bu rakamların incelenmesinden anlaşılacağı gibi Türkiye kişi başına ulusal gelirde çok gerilerde, yani nüfusun çokluğu nedeniyle ulusal gelir kişilere bölündüğünde Türkiye’nin yoksulluğu ortaya çıkıyor. Doğal olarak, kayıt dışı ekonomi rakamları bu hesaplamalara yansımıyor. Ancak, yine bu göstergelerin kapsamadığı başka bir nokta da Türkiye’de gelir dağılımındaki dengesizlik. Çizelgede bunu görmek olanağı yok.
Ülkelerin son 5 yıldaki ekonomik büyüme hızlarında Türkiye yıllık %3.2 ile ortalarda. Nüfus artış hızı düşünülürse bundan da geriye pek bir şey kalmıyor. Finlandiya %-0.7 ile gerilemiş, İsviçre’de ise büyüme hızı %0. Bu rakamlar biraz da Avrupa’daki ekonomik duraklamayı gösteriyor. Yaşam standartlarına gelince.. Satınalma gücü paritelerine göre kişi başına yıllık özel tüketim Türkiye’de 4021 dolar. Türkiye burada da sonuncu. 1000 kişiye düşen otomobil sayısı Türkiye’de 43. Verileriyle bize en yakın olan Meksika’da 88, yani Türkiye rakamının iki katı. 29 ülke arasında otomobil şampiyonu 556 ile ABD. Türkiye, taşımacılığını her nekadar karayollarına aktardıysa da kişi başına düşen oto sayısında 29 ülke arasında sonuncu. 1000 kişiye düşen telefon sayısı. Burada Türkiye 184 ile sondan dördüncü durumda. Meksika (88), Polonya (115) ve Macaristan (146)’dan daha iyiyiz. Telefonda 678’le İsveç başta. 1000 kişiye düşen televizyon alıcısı sayısında Türkiye 176 ile sondan ikinci. Sondan birinci Meksika’da 1000 kişiye 149 televizyon alıcısı düşüyor. 1000 kişiye 815 televizyon alıcısıyla ABD birinci. 1000 kişiye düşen doktor sayısı. Türkiye burada da 1,1’le sondan ikinci. Bizden daha kötü durumda yalnızca 1’le Meksika var. Kişi başına doktoru en çok olan ülke 1993 verileriyle 4,1’le İspanya. İspanya’dan hemen sonra yine 1993 rakamlarıyla Yunanistan geliyor. Yunanistan’da 1993’te 1000 kişiye 3,9 doktor düşüyor. Doğumdaki çocuk ölümleri.. 1000 doğumda ölüm sayısı Türkiye’de 46.8. Bu sayıyla 29 ülke arasında en kötü durumdayız. Bizim hemen önümüzdeki Meksika’da bile bu sayı 17, yani bizdeki, doğum sırasındaki ölüm olayları sondan ikinci olanınkinin bile 2,7 katı. Ücretlerdeki değişme.. Türkiye için herhangi bir rakam verilmemiş çizelgede. Oysa ülkelerin pek çoğunun rakamları var. Bu nedenle bir karşılaştırma yapma olanağı yok. Tüketici fiyatlarındaki değişme.. Enflasyon konusunda doğal ki Türkiye rakipsiz şampiyon: 1995’te %78,6. Bu konuda 29 ülke arasında bize yaklaşabileni yok. En yakın olan bile uzak arayla, %17 ile Meksika. Bizdeki enflasyon Meksika’dakinin 4.6 katı. Dışticaret.. İhracatta Türkiye 21,8 milyar dolarla 24 cü. İhracatımız hemen hemen Çek Cumhuriyeti ve Polonya’nınki ile aynı, Macaristan’ın önünde, Yunanistan’ınkinin iki katı. Ancak son 5 yıldaki yılık ihracat artışı ortalamamız %10,8 ile Meksika, Kore, İrlanda’dan sonra en yüksek oran. Meksika %24.3’le birinci durumda. İşte rakamların diliyle Türkiye’nin, OECD üyesi 29 ülke arasındaki konumu. Bu ülkelerin dışında bizden daha kötü olanlar da var diyerek teselli bulabilir miyiz? |

