| Niçin İstanbul Değil de Atina ? |
Kaynak :
02.10.1997 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Bilindiği gibi 2004 Olimpiyatlarına evsahipliği yapma yolundaki yarışı Atina kazandı. İstanbul, 2000 olimpiyatları için olduğu gibi, 2004 için de adaydı; ancak 11 aday şehir arasında Mart ayında yapılan elemede Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin bütün çabalarına karşın finalistler arasına giremedi. Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC)’nin 14 kişilik seçim kurulu şehirleri teknik açıdan değerlendirdiğini belirterek üç Avrupa (Roma, Atina, Stockholm), bir Afrika (Cape Town) ve bir Güney Amerika (Buenos Aires) şehrini finalist olarak belirledi. Eylül başında Lozan’da yapılan ve 107 IOC üyesinin katıldığı son oylamada ise seçimi Atina kazandı. Gelelim başlıktaki sorumuza : İstanbul niçin finalist olamadı ? Atina niçin kazandı ? Seçim komitesi finalistleri belirlerken, teknik bir değerlendirme yaptığını bildiriyordu; ancak kimi başka kriterlerin yanı sıra siyasal ekonomik kriterler de kuşkusuz gözardı edilmemişti. Olimpiyat oyunlarının politik ekonomisi olimpik ilkelerin önüne geçmiş gibi görünüyor. Hesaplandığına göre, ev sahibi ülke yaklaşık 10 milyar dolarlık bir ekonomik devinim, yatırım, istihdam, dış sermaye girişi, turizm, tanıtım ve prestij kazanımlarından yararlanmaktadır. Demek oluyor ki kararın temelinde bir ekonomi savaşımı yatmakta. İşte bu nedenle son seçim öncesinde finalist ülkeler bütün güçleriyle sonucu etkilemeye çalıştılar. Cape Town için Güney Afrika Cumhurbaşkanı Nelson Mandela, Buenos Aires için Arjantin Devlet Başkanı Carlos Menem, Stockholm için İsveç Başbakanı, Roma için İtalya Meclis Başkanı’nın yanı sıra ünlü sanatçı Pavarotti de Lozan’daydı. Olimpiyatların 100. yıldönümüne rastlayan 1996 Olimpiyatları için Atlanta Atina’ya tercih edilmiş, daha sonra yine özel bir yıl olan 2000’in Olimpiyatları da Atina’ya verilmemişti. Oysa 1896’da ilk Olimpiyatları düzenleyen Atina’ya 100. yılı düzenleme onurunun verilmesinden daha doğal bir şey olamazdı. Bir yanlışlığın onarılması gerekiyordu. Bu, 2000’de olamayınca |
2004’e sarktı. Atina’nın seçilmek istenmesi, Seçim Kurulu’nu bir erken tercihe itmiş, finalde Atina’yı zorlayabilecek olan İstanbul’un daha önce elenmesi sağlanmıştır.
Atina’nın başka avantajları da vardı. Finale kalan şehirler arasında en çağdaş spor tesislerine sahip olan Atina idi. Atina, son Atletizm Dünya Şampiyonasında organizasyon gücünü ve yeteneğini kanıtlamıştı. Atina’nın sponsorluğunu üstlenen Yunanlı işadamı Angelopulos ve eski bir milletvekili olan eşi bütün zaman, para ve enerjilerini bu işe adamışlardı. Bütün bu olanaklar, 1996’nın Yunanistan’a verilmemiş olmasından dolayı IOC çevrelerinde duyulan vicdan azabı ile birleşince Atina’ya büyük bir avantaj sağladı ve son turda Atina, Roma’ya karşı 25 farklı oy üstünlüğünü böyle sağladı. Şimdi bir de İstanbul’un durumuna daha yakından bakalım. Türkiye 2000 Olimpiyatları seçimi öncesinde IOC kamuoyunda çok olumlu izler bırakmışsa da aradan geçen dört yıl içinde Türkiye’nin dış imajında büyük değişiklikler olmuştu. Türkiye’nin gündemini işgal eden, giderek bozulan ekonomik ve sosyal denge, siyasal belirsizlik, demokratikleşme ve insan haklarına ilişkin sorunlar, köktendincilik ve terör olayları TMOK’nin işini güçleştirmiştir. Bunların yanı sıra, İstanbul’daki spor tesislerinin yetersizliği, yapılacak tesislerin olimpiyatlara değin yetiştirileceği konusundaki güven eksikliği; trafik, güvenlik, hava kirliliği sorunları, olimpiyatlarda yer alan spor dallarından pek çoğuna Türkiye’de ilgi duyulmaması gibi konular İstanbul’un daha ön elemede elenmesini kolaylaştıran etmenler oldu. Şimdi ne olacak ? İstanbul’un olimpiyatlara ev sahipliği yapma niyeti sürüyor. Bu amaçla çıkarılmış yasası bile var. Ancak Atina’nın coğrafi yakınlığı nedeniyle İstanbul olimpiyatları çok uzunca bir süre için ertelenmiş görünüyor. Olimpiyat bir amaç değil araçtır. Şimdi bize düşen, sporu geliştirme yolundaki çabalarımızı kendi toplumumuz ve genç nüfusumuz için sürdürmektir. |

