Rakip Sahada Yenilir Kaynak : 16.11.2005 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

İsviçre Ulusal Takımı’nın İstanbul’daki karşılanma şekli hiç de hoş olmadı. Özetlersek, konuk sporcuların Yeşilköy’deki pasaport kontrolu bir buçuk saat sürmüş, çantaları didik didik aranmış; yetinilmemiş, uyuşturucu madde denetimi için köpekler devreye sokulmuş. İş bunlarla da bitmemiş, havalimanında biriken kalabalığın olası saldırısına karşı çevik kuvvet ekipleri çağırılmış. Kafilenin otobüsü yolun kimi noktalarında yumurta ve su şişeleri yağmuruna tutulmuş. İsviçre ekibi bütün bu maceraları yaşayarak, kalacağı otele ancak 3,5 saatte ulaşabilmiş.

Sonuçta, konuk takımın akşam yapması gereken antrenman yorgunluk, gerginlik ve gecikme nedeniyle iptal edilmiş.

Bütün bu olayları ateşleyen gerekçe, İsviçre’de bizim takıma iyi davranılmamış olması. Üstelik bir de yenilmişiz… Böyle durumlarda konuya ilkellikle yaklaşılırsa, tek çözüm yolu misilleme olur. İşte İstanbul’da da o yapılmış. Sorgulamamız gerekiyor : Bütün bu kural dışı davranışlar bize, bizim dillere destan konukseverliğimize yakışıyor mu ? Yapılan misilleme kendi kendine oluşan bir olgudan çok, birilerinin işareti ve yüreklendirmesiyle düzenlenmiş gibi görünüyor ki bu, hiçbir şekilde kabul edilemez.

Sporda, yenilmek olağandır. Gerçeği saptırarak, yenilmenin tesellisini ya da mazeretini sportmenlik dışı davranışlarla gözlerden kaçırmaya yeltenmek hoş karşılanamaz. Ayrıca, densizliğe verilecek yanıt, “daha çok densizlik” olamaz.

Ulusal Takım’da uzunca bir süreden beri bir sıkıntının sürdüğü apaçık görülüyor. Aynı sıkıntı Süper Ligdeki takımlarda da var. Daha doğrusu Süper Lig takımlarındaki bunalım Ulusal Takım’a yansıyor. Biraz geriye dönüp bakarsak, dünya üçüncülüğünü kazandığımız dönemde Ulusal Takım’ın belkemiğini Galatasaray futbol takımı oluşturuyordu ve Galatasaray o tarihlerde başarıya dönük çok iyi bir hava yakalamıştı. Bugün buna benzer bir durum yok. Ligdeki tutarsızlık, istikrarsızlık Ulusal Takım’a yansıyor. (Bu yazı Türkiye-İsviçre maçından önce yazılmıştır; ancak maçın sonucu ne olursa olsun söylediklerim geçerlidir).Sürdürülebilir başarılar için, sürdürülebilir bir sporcu altyapı kaynağımız olması gerekir. Bu, bir türlü sağlanamadı. Kulüplerde her şey transfere, çoğu kez de dış transferlere bağlandı. Örneğin, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım yabancı futbolcu sınırlamasının kaldırılması için sürekli olarak bastırıyor. Diyelim ki, yabancı sınırlaması kaldırıldı, Fenerbahçe de olanaklarını seferber ederek eski ve yeni yabancılarıyla daha güçlü bir takım kurdu ve Avrupa’da başarılı oldu. Öteki birkaç kulübün de onu izlediğini varsayalım. İthalâtçı anlayışa dayalı bu gidiş kaç yıl sürebilir; yani sürdürülebilir bir başarı olabilir mi ? Ülkeye, Türk futboluna ne kazandırır ? Düşünmekte yarar var.