| Sabırsız Fenerbahçe |
Kaynak :
24.07.2008 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Fenerbahçe çok sabırsız… Yandaşlar… Yönetim… Herkes futbolda bir an önce başarı bekliyor. Olmayınca, gelsin değişiklikler… Bol transferle oyuncular değiştiriliyor, antrenörler değiştiriliyor. Hattâ yöneticiler değiştiriliyor. Tek değişmeyen, başkan. O da sürekliliği sağlamaya yetmiyor. Oysa sporda başarı için süreklilik ve sabır şart, yani bu işin “olmazsa olmaz”ı süreklilik. Onun olmadığı yerde istikrar olmuyor. Bakın, bir liste çıkardım: Fenerbahçe futbol takımının son on yıldaki antrenörleri: – Joachim Löw (1998-99 sezonu) Yaklaşık 10 yılda 10 antrenör. Şimdi de on birinci antrenör olarak İspanyol Aragones… Ortalaması her yıl bir antrenör eder. Aralarında yalnızca 2 ay çalışan bile var; en çok dayanabilen Daum olmuş: 3 yıl. Günün esintisine göre antrönerlerden farklı beklentiler oluyor. Kimi zaman teknik ve artistik futbol, kimi zaman disiplin ve yüksek fizik kondisyon… Her zaman da hedefte Lig Şampiyonluğu ve Avrupa’da başarı… Ancak ne var ki antrenör, oyuncuları ve rakip takımları tanıyıncaya kadar gönderilmiş oluyor. Bence Zico’nun başına gelen de budur. Zico Avrupa takımlarını |
tanıyordu; bizimkileri tanıyıncaya kadar bir yıl geçti. İkinci yıl da Avrupa’daki başarılı performansına karşın içte şansı yaver gitmeyince gönderiliverdi.
Şimdi denenme sırası, İspanya’yı Euro 2008’de Avrupa Şampiyonu yapan 70’lik Aragones’te. Bakalım o ne kadar dayanacak? Aynı araştırmanın gelen giden futbolcular için yapılması da ilginç sonuçlar verebilir. Fenerbahçe kanımca yukarıda sıraladığım gelgitler nedeniyle futbolda yeterince başarılı olamadı. Tesisleşme konusunda ise yönetime şapka çıkarmak gerekiyor. YÖK’ün Üniversitelere Ettiği Üniversiteler yalnızca gençliğin değil, ülkenin de geleceğini belirleyen bilim ve eğitim kurumlarıdır. Bu nedenle kesinlikle siyasetin etki alanı dışında kalmalarına, üzerlerine siyasetin gölgesinin düşmemesine özen gösterilmeli. YÖK’ün rektör adaylarına ilişkin son kararları üniversitelere siyasetin gölgesini düşürdü. YÖK’ün Cumhurbaşkanına gönderdiği listede, öğretim üyelerinin verdikleri oylar beğenilmeyip çöpe atılırken, daha az oy alan adaylar üst sıralara yükseltildi; en yüksek oyu alanlardan bazıları liste dışı kaldı. Özellikle de kadın profesörler… YÖK’ten hep yakınılırdı ama bu kadarı hiç görülmemişti. Sözde özerk kurum YÖK’ün, bu uygulamasıyla siyasal iktidarın bir siparişini yerine getirdiği anlaşılıyor. Öğretim üyelerinin oylarını hiçe sayan, siyasal kadrolaşmaya yönelik, demokrasi dışı bu uygulama ciddiyetten uzaktır. Bakalım öğretim üyeleri bu dışlanmaya boyun eğecekler mi? |

