Şirket, Stat, Efsane.. Kaynak : 27.09.2000 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Faruk Süren yönetimi Galatasaray’da beşinci yılının içinde.. Süren’in iki projesi vardı
başlangıçta : bir şirket kurup gelirleri sürekli kılmak ve Ali Sami Yen Stadını yıkıp yerine yenisini yapmak. Şimdi, bu konulardaki beş yıllık gelişmelere bir göz atalım.

Şirket kuruldu, ama işletilemedi. Ali Sami Yen Stadı için de projeler yaptırıldı, büyük paralar harcandı, yıkım-yapım için verilen tarihler sürekli ertelendi. Ortada somut hiçbir şey yok. Stadın arsasına eklenmek için girişimlerde bulunulan Tekel Likör Fabrikası arsası işi de bir başka bahara kaldı.

Bütün bu girişimlerde yanlış yollar tutulduğu için sonuca varılamadı. Süren, Şirket hisselerini uluslararası AIG firmasının bir kolu olduğu söylenen AIG Blue Voyage Fund adlı firmaya satmakta ısrarlı.. Bu işin savaşımını veriyor. Bu firmanın merkezinin, İstanbul-Akaretler’de olduğu söyleniyordu, sonradan, herşeyin gizlilik içinde sürdüğü vergi cenneti Cayman Adaları’nda olduğu ortaya çıktı. Genel Kurulların kurduğu inceleme komisyonu AIG’ye satışı, mali ve hukuki yönden onaylamadığı halde ısrar sürüyor. Hattâ satış anlaşmasının New York’ta imzalandığı söyleniyor. Bu arada, Şirket hisselerine Aydın Doğan grubu daha iyi parasal koşullarla talip olduysa da bu öneri Yönetimce üzerinde durulmadan reddedildi.

Diyelim ki satış anlaşması yapıldı.. Anlaşmanın önünde çok ciddi bir engel var. Galatasaray’ın isim ve logo hakları Galatasaray Eğitim Vakfı’nın kurduğu Galatasaray Pazarlama A.Ş.’ne devredilmiş durumda. Süren, Kulübü bu şirkete ortak ederek hak devrini kabul etmiş. Bu şirket, Galatasaray’ın isim haklarının blok satışla devrini benimsemiyor, halka açılmayı öneriyor. Şimdi Süren verdiği hakları geri alma çabasında.. Kısacası, AIG’ye devredilecek hisselerin bu durumda içi boş..

Hisselerin halka açılması konusunda da Yönetim, işlemi gerçekleştirecek aracı

kurumlar arasında yalpalıyor. Yıllarca birlikte çalıştığı aracı kurum Ata Menkul Değerleri kısa bir süre önce nedense bırakarak Global Menkul Değerler’le çalışmaya başlamıştı. Şimdi ondan da vazgeçip İktisat Menkul Değerler’e yönelmiş.

Gelelim Ali Sami Yen Stadı’na.. Stat için tutulan yol daha en başta yanlıştı. Büyük paralar harcanarak Kanadalı bir mimarlık firmasına projeler yaptırıldı. Bu projelerin, stadın yapımı için gerekli finansmanın bulunmasına yardımcı olacağı söyleniyordu. Olmadı. Finansman bulunamadı. Her mevsim başında stadın yıkılacağı, maçların başka bir stada alınacağı söylendi, hattâ günün koşulları içinde maçların Diyarbakır’da oynanacağı bile gündeme getirildi. Stat iki yıl içinde bitirilecekti; yıllar geçti ama hiçbir gelişme olmadı.

Bu kez kredinin bulunduğu ve MNG adlı inşaat firmasının Stadı yapacağı söyleniyor. Ancak, bırakın Galatasaray gibi gelişmiş bir kulübü, sıradan bir kulübün bile önemli bir inşaat işi böyle yapılamaz. Bir kulüp olarak, bir mimar çağırıp projesini, bir inşaat firması çağırıp inşaatını yaptıramazsınız. Bu işlerin düzgün yaptırılması için sağlıklı ihale yöntemleri vardır. İhaleler, anılan işlerde yetkinlik kazanmış gruplara açılır ve saydamlık içinde sonuçlandırılır. Şirketleşmede ve stat yapımında izlenen yollar Galatasaray’ın büyüklüğüyle ve ilkeleriyle bağdaşmıyor.

Beş yıl boyunca yapılan hataları, futboldaki üstün başarılar örttü. Başarılarla tatmin olan üyeler, yönetim hatalarını çoğu kez görmezlikten geldiler. Kulüp, büyük pembe vaatlerle, faiz yüklü borç açmazına sürüklendi. Son genel kurul kararına göre, hisse satışından geleceği varsayılan paralar bile 2000 yılı bütçesi içinde eriyip gidecek. Fatih Terim’in gidişinden sonra futbolda da denge bozuldu. “Terim gitti, efsane bitti” mi yoksa ?