Solan Güller Kaynak : 27.10.2005 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

İnternet yoluyla bana ulaşan bir Galatasaraylı’nın, Ömer Tümay’ın feryadını büyük çoğunlukların da duygularını yansıttığı inancıyla aktarıyorum :

Yazık, çok yazık…

Cumartesi 100 yıl nedeniyle mektepte yapılan kutlamalara gittik. Koskoca GS kulübünün kutlamasında topu topu 50 kişi ve de çeşitli şubelerden gelmiş bir o kadar sporcu!…Gözlerimiz eski başkanları, yöneticileri, eski sporcuları, duayenleri, tanıdık-bildik simaları aradı. Hiçbiri yoktu… Saat 10.30’da bando mızıka eşliğinde bir avuç GS’lı Taksim Anıtına yürüyüşe geçtik. İstiklal Marşını söyledik ve geri döndük…

Bu mudur yüzüncü yıl yürüyüşü? Bir an kendimi ilkokuldayken 23 nisan’da yapılan yavrukurt etkinliklerinde sandım. Taksim’e git, okula geri dön!

Yazık, çok yazık…

‘’Zuhurat baba’’ sahasında yapılan Çırçır Spor’un kutlamaları bile daha renkli ve kalabalıktır…

Dayanamadım sağa sola telefon ettim, “niye gelmediniz” diye…Kimisi ‘haberim yok’ dedi, kimisi ‘ bir mektupla haber verilemez miydi’ diye söylendi. Kimisi ‘vaktim yok’, kimisi de ne acıdır ki ‘boşver’ diye cevapladı.

Yazık, çok yazık…

Oysa ne heyecanla bekliyorduk yüzüncü yılı…Bir karnaval gibi olacağını düşlüyorduk…Taraftarıyla, sporcusuyla, genciyle, yaşlısıyla…Ali Sami Yen’den gelen kalabalıkla Mektepten yürüyüşe geçenlerin Taksim’de Ata’nın huzurunda buluşması ne anlamlı olurdu…Maalesef karnaval geçişinin yavrukurt merasimine dönüşünü acı tebessümle izledik…

10pt">Olacağı buydu. Taraftarı ‘beleş bilet peşinde’ olarak görürsen, bir de ‘müşteri’ yakıştırmasını yaparsan, derken 2. Başkan çıkıp da ‘ezeli rakibimizin arkasında kaldık’ diye zırvalarsa vb… olacağı budur. Kendi içimizde bile kamplaşmaya, itişmeye, dalaşmaya başladık…

Başkanın durumuna da üzüldüm. Yüzüncü yılda başkan olma belli ki en büyük ideallerinden biriydi. Tezada bakın şimdi taraftar protestosundan çekindiği için ASY’e bile gelmiyor…Yine de bize ‘hoşgeldiniz’ deme nezaketinde bulundu. Diğer kurul (yönetim, sicil, haysiyet,vs) mensuplarından bazıları zoraki selam verirken bazıları da ‘Körlerle sağırlar birbirini ağırlar’ misali ‘bunlar da nereden çıktı, biz bize olacaktık’ gibi anlamsız bir ifadeyle yüzümüze baktılar…”

Galatasaray Spor Kulübü’nün bugün geldiği noktada üyelere ve yandaşlara egemen olan duygular ne yazık ki, düşkırıklığı, umutsuzluk, coşkusuzluk, küskünlük… Duygular bunlar olunca da 100. yıl ancak böyle kutlanabiliyor. Koşullar sevinmeye elvermiyorsa kutlama ancak bu kadar olabiliyor.

Özhan Canaydın, devraldığı parlak sportif başarıları sürdüremedi, parasal kötü mirası daha da kötüye götürdü. Şimdi, yaptıklarının / yapamadıklarının bilançosunu önüne koyup düşünmeli, kendisine bir not vermeli. Yönetimde yalnızca özveri yetmiyor; beklenen, başarıdır. Canaydınlı son dört yıl, sarı-kırmızı güllerin solduğu bir dönem oldu.

Canaydın’ın gelecekte başarılı olacağını gösteren hiçbir işaret ve umut ışığı olmadığı gibi, güven ve destek kaybı nedeniyle de bundan böyle başarı şansı kalmadı. Bu nedenle gelecek dönem yeniden aday olmamalı. Hem kendisinin, hem kulübün iyiliği için…