Statlarda Güvenlik Kaynak : 09.12.2004 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Geçenlerde Beşiktaş İnönü Stadında gencecik bir yaşam söndü. Hem de hiç uğruna… Bu olay stadyum terörü müdür ? Biraz öyle, biraz değil. Çatışanlar birbirini tanımıyor bile; işin içinde renk farkı da yok belki… Göründüğü kadarıyla ayaküstü basit bir tartışma, bıçaklama ve ölümle sonuçlanıyor. Bıçak ve stat…

Olaydan sonra medyada yorumlar çok çeşitli oldu… Kulüpler suçlandı, polis suçlandı. Beşiktaş Kulübü, stadında üç maçı seyircisiz oynama cezasına çarptırıldı.

Gelelim işin özüne… Statlarda güvenlik denetimi yapılıyor mu ? Doğrusu, hayır… Birşeyler yapılıyor ama bunun adı güvenlik denetimi olamaz. Çağımızda çok önemli ve çokboyutlu hale gelen güvenlik denetimi tümüyle bilgi işi… Yapılacak olan, bilimsel bir çalışmadır. Her stat için ayrı bir güvenlik projesi yapılması ve o projenin sulandırılmaksızın uygulanması gerekir. Girişler, çıkışlar, koridorlar, tribünler, merdivenler; çıkabilecek yangın, deprem, sabotaj türünden olaylar karşısında can güvenliği bakımından incelenir, bir güvenlik projesi hazırlanır ve bu proje uygulanır. Sağlık için ilk yardım da buna dahildir. Bunlar yapılmadıkça, polis gücüyle sorunlar önlenemez, on bin polis memuru da görevlendirseniz işe yaramaz; dahası, sorunlar artar. Bu nedenle, her olayın ardından polisi suçlamak anlamsızdır.

Stat anarşisinde kimi kulüp yöneticilerinin payı yok mu ? Amigoları azdıran, onların şımartan kulüp yöneticileri yok mu ? Kuşkusuz var, ama olaylar temelde, sistemsizlikten kaynaklanıyor ve yöneticilerin

tutumu da sistemsizliğin bir parçası. Bugün stat girişleri elek gibidir. Kimi yönetimler parasız bilet dağıtır, güvenlik ve stat görevlileri stada biletsiz seyirci sokarlar, merdivenler, geçitler bile insanla dolar. Doğru olan, sistemin kurulmasıdır. Sistem kurulmadıkça bu disiplinsizlik ve tatsız olaylar sürüp gider; sonra da herkes birbirini suçlar durur.

Olayların bir başka boyutu daha var : Toplum huzursuz, gergin, öfke dolu… Ekonomik, toplumsal ve siyasal gelişmeler toplumu ister istemez geriyor. Kimi insanlar barut gibi… Küçücük bir olay, beklenmedik tepkiler ve gerilimlere yol açabiliyor. Geçenlerde Nişantaşı kavşağında tanığı olduğum bir olay, sanıyorum ki bunun en belirgin örneklerinden biridir. Aktaralım : Bir özel araba sürekli klakson çalarak hızla kavşağa yaklaştı. Belli ki en yakın hastaneye yetiştirmek üzere hasta ya da yaralı taşıyor. O sıra ne oldu bilmiyorum. Arabanın sürücüsü büyük bir öfkeyle inip yandaki araçlardan birinden çıkan bir kişiyle kavgaya tutuştu. Yol açıldığı halde kavga sürüyordu. Hasta ya da yaralı ne haldeydi acaba ? Adam hastasını, hastaneyi unutmuş, hastasının canı pahasına dövüşebiliyor. Boşuna mı demişler “öfke baldan tatlıdır” diye. Kısacası, toplumun akıl sağlığı giderek bozuluyor.

Toplum ülkenin her alanda içine sürüklendiği sistemsizlikten, başıboşluktan bu hale geldi. Ama geneldeki bu sistemsizlik statlarda bilimsel güvenlik sistemleri kurulmasına engel olmamalı.