Taksim Cumhuriyet Meydanı Kaynak : 15.12.2020 - Mimarlık Dergisi - 416 | Yazdır

Taksim Cumhuriyet Meydanı İstanbul’un en önemli meydanıdır; tarihteki yeri de çok önemlidir. Bugünkü perişan durumundan bir an önce kurtarılması kaçınılmaz, ciddi bir görevdir.

Cumhuriyet’in kurulmasından sonra İstanbul’da bir tören alanı düzenlenmesi gündeme gelmiş, Beyazıt üzerinde durulmuşsa da, sonuçta Taksim uygun görülmüştür. İlkin, bir anıt yaptırılması için 1925 yılında İtalyan heykelci Pietro Canonica görevlendirilmiş, yapımına ayrıca iki genç Türk sanatçı da katılmıştır: Hadi Bey (Bara) ve Sabiha Hanım. Anıtın kaidesi ve çevre düzeni için de Mimar Giulio Mongeri görevlendirilmiştir. Roma’da yapılan ve İtalya’dan deniz yoluyla getirilen anıt 8 Ağustos 1928 günü törenle açılmış. Anıtın bir yüzü Milli Mücadeleyi, öteki yüzü Cumhuriyetin kuruluşunu simgeler.

Anıt, İstiklal Caddesi ile Cumhuriyet Caddesi eksenlerinin kesiştiği noktada yer alır. Cumhuriyet Caddesi, Kurtuluş’tan gelen Ergenekon Caddesi ile Şişli’den gelen Halaskârgazi Caddesi’nin uzantısı olarak Taksim’de Cumhuriyet Meydanı’na varır. Bu konum ve adlandırmalar, “Bütün yollar Cumhuriyet’e çıkar” şeklinde yorumlanabilir.

Meydanın düzenlenmesi işi daha sonraki yıllarda ele alınmıştır. Düzenlemede, ünlü Fransız şehirci-mimar Henri Prost’un İstanbul planlaması kapsamında hazırladığı planlardan yararlanılmıştır. Meydanın bir yanını oluşturan Gezi Parkı, Nişantaşı ve Maçka’ya ulaşıp, oradan da Dolmabahçe’de denize kadar uzanır. Planda 2 No’lu park olarak anılan bütün o alanın düzenlenmesi 1940’lı yıllara dayanır.

Taksim Cumhuriyet Meydanı İstanbul’da önemli ulusal günlerin kutlandığı en önemli alan olmuş, ilerleyen zaman içinde de kimi toplumsal ve tarihî olaylara tanıklık etmiştir. Bu bakımdan kent belleğinde önemli bir yere sahiptir.

 

1960’larda Taksim Meydanı ve Cumhuriyet Anıtı

Ne var ki, son yıllarda, mimarlık ve plan disiplininden uzak yaklaşımlarla meydan hırpalanmıştır. Meydanın ihmal edilmişliğinde, belediye yönetiminin yanı sıra merkezi yönetimin de payı vardır. Siyasal yönetimin meydanın önemine uygun şekilde yaklaşmamasında, bilime, uzmanlıklara uzak durmasının büyük payı olduğu açıktır. Çok kısa bir süre önce de yazık ki mimarlık tarihimizin önemli yapılarından olan, Atatürk Kültür Merkezi yıkılarak yok edilmiştir.

Şimdi Taksim Cumhuriyet Meydanı’nın yeniden düzenlenecek olması İstanbul için bir şanstır. Bu amaçla düzenlenmiş olan yarışma sonucunda seçilmiş projeler halkoyuna sunulmuştur. Ne var ki konu ciddi bir uzmanlık konusudur; bu tür konular için halkoylaması çoğu kez isabetli sonuç vermez.

Seçilecek projenin, büyük tarihî değeri ve kentli belleğinde önemli yeri olan “Taksim Meydanı Kimliği”ni yansıtacak nitelikte olması şarttır.