TANJU ÇOLAK Kaynak : 30.07.1998 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Tanju Çolak Türk futbolunun en üstün yeteneklerinden biriydi. Samsunspor’da dikkat çekmiş, Galatasaray’da parlayarak doruğa çıkmıştı. Birinci Ligde 5 sezon gol kralı olurken Avrupa’da bir kez altın, bir kez gümüş, bir kez de bronz ayakkabı kazanmıştı. Artık o bir “kral”dı..

Kısa zamanda kazanılan başarılar ve ün, klasik Türk sporcusu üzerindeki geleneksel etkisini göstermekte gecikmedi ve Tanju’nun başını döndürmeye başladı. İlgi alanları sporla bağdaşmayacak şekilde dağınıklaşırken, yuvasını dağılma noktasına getirecek bir gönül macerasına daldı. Galatasaray’da bulunduğu sırada başlayan bu tutarsızlıklar, benim de içinde bulunduğum kulüp yönetiminin yanı sıra, bu durumlara tahammülsüzlüğü bilinen Galatasaray camiasını rahatsız etmekten geri kalmıyordu. 1991 Haziranı Tanju’nun, kulübüyle sözleşme yenileme zamanıydı. Yönetim o yılki iç transferler için bir bütçe yapmış ve futbolculara ödenecek bedelleri belirlemişti. Aynı şekilde sözleşme yenileyecek olan takım arkadaşları Erdal Keser ve Bülent Korkmaz, daha fazlasını beklemelerine karşın önerilen transfer bedellerini renk aşkı olgunluğu içinde kabul ederlerken Tanju, transfer komitesince kendisine önerilen tutarı kabul etmiyordu. Başkanla temas kurmuş, özel koşullar ileri sürmüştü. Ne var ki Yönetim, ilkeli ve kararlı davranıyordu; belirlenmiş rakamın üzerine çıkılamazdı. Öyle de oldu.

O yıllar, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın birbirlerinden futbolcu koparmalarının hâlâ marifet sayıldığı yıllardı. Tanju, bir yandan Galatasaraylı olduğunu ileri sürerken bir yandan da Fenerbahçe’nin yüreklendirmesiyle pazarlık gücünü kullanmaya çalışıyordu. Pazarlık işe yaramadı ve Tanju Fenerbahçeli oldu.

Atılan yanlış adımlar sonucu talihsizlikler

Tanju’nun peşini bırakmadı. Forma kavgasıyla işe başladığı Fenerbahçe’de uyum sağlayamadı, başarılı olamadı. 1993-94 sezonunda da Fenerbahçe takım kadrosundan uzaklaştırıldı ve bir dönem 2. Ligde İstanbulspor’da oynadı. Kaçak Mercedes olayı ve sonuçları bu dönemde patlak verdi. Ve aktif spor yaşamı, hiç beklenmedik bir şekilde cezaevinde noktalandı.

Ne yazık ki, basınımızın saptırılmış magazin değerlendirmeleri cezaevi günleri ve sonrasında da, Tanju Çolak olayından çıkarılabilecek dersler için topluma hiç yardımcı olmadı. Hattâ tam tersi oldu; konular neredeyse özenilecek olaylarmış gibi ortaya kondu. Onun yaşadıkları doğru değerlendirilerek, sporcularımıza ve gelecek kuşaklara ders olmalı.

Olup bitenler geride kalmış, sıra artık jübileye gelmişti. Tanju, jübilesinin Galatasaray’da yapılmasını istiyordu. Bu fikrin en büyük destekçisi de Ergun Gürsoy’du. İki buçuk yıl kadar önce Gürsoy yönetim kuruluna seçilince gündeme gelen ilk önerisi Tanju’ya jübile yapılması olmuştu. Öneri yönetim kurulunda reddedildi. Galatasaray’da, yazılı olmayan kurallar da vardır. Bunlara göre de bu jübile Galatasaray’da yapılamazdı. İşte, gecikmiş jübile böylece Fenerbahçe’de yapılacaktı.

Bir hakkı teslim etmek gerekir : Tanju Galatasaray’a hep yararlı olmuştur. Oynarken de, giderken de.. En başarılı oyunlarını Galatasaray’ın iç ve dış maçlarında ortaya koymuş, transferi sırasında Fenerbahçe’den gelen yüklü bonservis bedeli de Galatasaray’ın çok işine yaramıştır.

Tanju Çolak şimdi jübilesinin gelirini Adana depremzedelerine bırakıyor. Yüce bir davranış.. Kendisini kutluyorum, bundan sonrası için esenlik ve huzur dolu bir yaşam diliyorum.