Tartışılan Borç Kaynak : 30.10.1997 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

27 Ekim akşamı bir TV kanalındaki açıkoturumda Galatasaray Spor Kulübü’nün spordan sorumlu başkan yardımcısı Ergun Gürsoy, bir soruya karşılık kulübün bugünkü borçlarının 20 milyon dolann üzerinde olduğunu, bunun 10 milyon dolarlık bölümünün eski yönetimden kaldığını söylüyordu.
 
Daha sonra başka yöneticilerin, hatta kulübün basın sözcüsünün de benzer doğrultudaki sözleri gazetelere yansıdı. Gerçek durum nedir? Öncelikle şunu belirtelim ki bir kulübün borçlannın olması doğaldır. Bu, şirketlerde de böyledir. Borçlarda vardır alacaklar da … Önemli olan, borçların karşılanabilir olmasıdır, yani borç-alacak dengesinin sağlıklı kurulmuş olmasıdır. Alacaklar borçlan karşılanmıyorsa, o zaman varlıklar tehlikede demektir.

Şimdi gelelim Galatasaray spor Kulübü’nün eski ve yenı borçlarına ..
 
31 Aralık 1995 günü itibarıyla kulübün güncel borçları 478 milyar, güncel parasal mevcutları ve alacakları ise 376 milyar TL idi. Böylece 1995 sonunda, yani yönetimin değişmesinden 2.5 ay önce kulübün güncel borç-alacak farkı 102 milyar Tl, (1 dolar = 61 bin Tl tıesatııyia) 1.7 milyon dolar idi. İleriye dönük olarak da 255 milyar liralık taahhüleri, yani ileriki yıllarda ödenecek transfer bedellerine karşılık, dolar bazında, o günkü kurda 397 milyar liralık alacak bulunmaktaydı. Bütün bu rakamlar, Mart 1996 GenelKurulu’na sunulan Mali Rapor Kitabında açık seçik görülmektedir.

Kısacası, Galatasaray yönetimi değişirken borcu (borçalacak farkı), bugün ileri sürüldüğü gibi 10 milyon dolar değil, yanlızca 1.7 milyon dolardan ibarettir. Ve en önemlisi borçlar herhangi bir faiz ödemesi gerektirmiyordu. Buna karşılık ileriye dönük olarak da klübün alacağı borcundan fazladır.
Şimdi yönetim, bugünkü borçların 20 milyon doların üzerinde olduğunu belirtirken buna mazeretler arıyor ve borcun yarısını, bugünkü yöneticilerden Faruk Süren’in Ateş Ünal Erzen’in, Özhan Canaydın’ın da içinde bulundukalrı eski yönetime aktarmaya çalışıyor.
Türkiye’de yöneticiler, çoğu kez başarı grafikleri düştükçe sinirlenerek başkalarını şuçlama yolunu seçerler nedense…Örneğin medyayı, kendilerini eleştiren gazetecileri, hatta eski yönetimleri.. Bu gelenek şimdiye değin Galatasaray’da yoktu.