Transfer ve Renk Aşkı Kaynak : 06.02.2003 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Galatasaray’ın Revivo’yu transfer etmesi Fenerbahçelilerin huzurunu kaçırdı. Transfer üç büyük kulüp arasındaki centilmen anlaşmasına aykırıymış. Yapılan centilmen anlaşmasında neyin söz konusu olduğunu bilmiyorum, ama bu tür transferlerin artık olağan karşılanması gerektiğini düşünüyorum.

Galatasaray transfer için Revivo’nun aklını mı çeldi ? Sanmam… Revivo, Ortega’nın Fener’e gelmesiyle, daha doğrusu Ortega’nın gelmesini izleyen günlerde estirilen fırtınayla Fenerbahçe’den kopmuştu. O günden sonra, koşmadığı için sürekli eleştiriliyordu Revivo (Aslında kim koşuyordu ki Fenerbahçe’de ?). Daha önce de yazmıştım. Bu tür abartmalar Fenerbahçe’ye zarar veriyor; takım bütünleşmesini bozuyor. Sonuçta da Fenerbahçe bir türlü, “takım” olamıyor.

Birbirlerinden oyuncu almama konusunda kulüpler kendi aralarında anlaşmalı mı ? Bence bu, yararlı da değil, olanaklı da değil. Birincisi, böyle bir anlaşma o takımlarda oynayan futbolcuların zararına olur. Onlar için bir engellemedir bu. İkincisi, kulüpler yöneticilerinin yapısı gereği, bu konuda verdikleri sözü tutamazlar. Tıpkı Revivo olayında olduğu gibi…

Aslında önemli olan, centilmenlik anlaşması değil, centilmenliğin kendisidir. Anlaşma yapmak yerine, centilmenlik daha geçerlidir. Bunun için de ilkelere, törelere uymak yeter de artar bile.

Şimdi, “ya renk aşkı ?” dediğinizi duyar gibiyim. Renk aşkı artık yalnızca yandaşlar için var; sporcular için yok. İsterseniz öteki spor dallarına bakalım. Örneğin basketbola… Oyuncular profesyonelliğin bir

gereğiymiş gibi neredeyse her yıl bir başka kulüpteler. Spor profesyonelleşip “gösteri işi” haline geldiğinden beri, sporcular için en önemli hedef kendilerini göstermek ve bu yoldan gelirlerini artırmak oldu. Kısacası, renk aşkının yerini para aşkı aldı. Yani aşk evliliği yerine mantık evliliği gibi bir şey. Bazen hırslar, ters düşmeler, yeni arayışlar da transfere neden olabiliyor. Sporcu imzayı attığında işlem tamamdır; sıra gelir bayrak öpmeye. Mevsimlik sporculara bile bayrak öptürme saçmalığı bizim medyanın buluşudur. Futbolcu açısından pek bir anlamı olmasa da medyamız bunun çok medyatik olduğunu düşünür ki, her imzadan sonra uygulatmaya çalışır (Bu adet Galatasaray’da yoktu; şimdi Revivo’yla, Xavier’le orada da başladı.)

Kulüp değiştirmenin Türkiye’deki en ünlü rekortmeni herhalde Sergen Yalçın’dır. Sergen son yıllara kaç kulüp, kaç transfer sığdırdı… Anımsayalım isterseniz : Beşiktaş, İstanbulspor, Siirt JetPa, Trabzonspor, Fenerbahçe, Galatasaray… Sonunda yuvaya (!) dönüş : Beşiktaş. Tam 7 kulüp, 6 transfer…

Fenerlilerce “hain” ilan edilen Haim Revivo son zamanlardaki Galatasaray-Fenerbahçe transferlerinde tek örnek değil; Elvir Baliç, Fatih Akyel örnekleri de var. Galatasaray’da yetişen Fatih Akyel transferle Fenerbahçeli oluverdi. Şimdi kraldan çok kralcı… İyi de, bu ne hırs ? Fatih niçin bu kadar öfkeli, niçin bu kadar mutsuz ? Son Beşiktaş maçında rakip oyuncunun üstünde tepinmesi anlaşılır gibi değildi.