Kurban Kaynak : 13.02.2003 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Galatasaray Lisesi’nden arkadaşım Özer Berkay’dan ilginç bir kutlama mesajı geldi bayram öncesi. Bir biyokimya laboratuvarınca hazırlanmış kan tahlili raporu. Özer, “kan yağları”nı içeren bölümü, “Kurbanın İntikamı” işaretli bir çerçeve içine almış. Trigliserit ve Kolesterol miktarları tavana vurmuş durumda… Altta melül mahzun bakan bir koç resmi… Koçun alnında bir gözboncuğu, boynunda da galiba bir dua… En altta da yine çerçeve içinde bir önerme var : “Acımayın haine !.. Kesin, dağıtın, yiyin” diyor.

Özer’in mesajı, yorumu ve önerisi halimizi inceden inceye yeriyor. Bireyler olarak halimiz böyle; ülke olarak da farklı değil ya…

Kurban adeti çok eski. İslamiyet’ten, hattâ Hıristiyanlık’tan önce de var; özellikle de çoktanrılı dinlerde. Antikçağ’da Eski Yunan ve Roma tapınaklarında, üzerinde kurban kesilmek için hazırlanmış taş sekiler bulunuyor. Bunlara, Latince, yüksek yer anlamına gelen “altare”den İngilizce’de “altar”, Fransızca’da “autel” deniyor. Türkçe karşılığı “sunak”. Böylece, binlerce yıl önce kurban kesme işinin bir düzeni olduğu biliniyor.

Kısacası, kurban adeti eskilere dayanıyor. Ayağa düşmesi ise bizde ve yeni. Büyük

şehirlerde bu iş bir türlü örgütlenip düzenlenemiyor. Bayram öncesi, şehirlerin en gözde semtleri bile çirkin görüntülü, pis kokulu hayvan pazarlarına dönüşüyor. Bayram sabahı seyyar kasap, amatör kasap-kurbanlık hayvan didişmesi başlıyor. Arsa, bahçe gibi yerler kalmadığı için kaldırımlarda, yol kenarlarında, çoluk çocuğun gözleri önünde kesilen hayvanlar… Can telâşı içinde kaçan hayvanlar… Kovalayanlar… Bunlar son yıllarda artık, sıradan bayram görüntüleri haline geldi. Belediyeler sözümona ceza uyguluyor; “tavşana kaç, tazıya tut” türünden… Halk dalkavukluğunun bir başka örneği.

Binlerce yıl önce site-kentlerde sessiz sakin uygulanabilen bir adet 21. yüzyıl metropollerine taşınınca uygun çözüm kolay bulunamıyor. Ve insanın aklına şu soru takılıyor : Kim daha uygar ?

“Ya spor ?” diyeceksiniz. “Spor bu yazının neresinde ?…” Kaçan boğaları Londra asfaltında, öteki karayollarında kovalayıp yakalamayı, sonra da etkisiz hale getirip boğazlamayı kolay mı sanıyorsunuz siz ? İşte bu da “alaturka boğa güreşi”.

Her şey bayram tadında ve gönlünüzce, ama uygarca olsun.