Üç Sorun, Üç Öneri / İnönü Gezisi Kaynak : 01.03.1984 - Yapı Dergisi - 55 | Yazdır

Sayın Abdullah Tırtıl’ın Belediye Başkanlığı sırasında İstanbul’un ana yollarını üst geçitler istila ediverdi. Osmanbey ve Pangaltı’daki ahtapotlar, Bağdat Caddesi üzerindekiler, Beşiktaş’takiler ve saymakla bitmeyecek çoklukta ve geniş bir üslup çeşitliliği içinde ötekiler..
Çoğu, bankalarca İstanbul’a armağan edilen bu üst geçitlerin kenti çirkinleştirdikleri konusunda herkes görüş birliğinde. Sanıyoruz ki, işi organize eden Belediye Başkanı ile armağan edenlerden başka kimse sonuçtan memnun değil. Başkan icraat yaptığına inanıyor olmalı. Bankalar ucuz yoldan iyi bir reklam olanağı sağladıkları için memnunlar; çünkü yıllarca göz önünde kalacak öyle bir reklama bütün ödedikleri yalnızca 6 dakikalık televizyon reklam bedeli kadar.
Bu geçitlerin trafiğe ve halka herhangi bir katkısı olamayacağı baştan beri biliniyordu. Nitekim bu kadar çabadan sonra varılan sonuç eskisinden farklı değil. Tek fark geçitlerin altında bekleyip “üst geçitten geçsene kardeşim” diye hoparlöre bağıran trafik polisi ekiplerinin sayısındaki artış.. Yerel seçim kampanyası sırasında bütün başkan adayları bu geçitlerin geçersizliğinde birleşmişlerdi.
Şimdi, İstanbul’un yeni belediye başkanlarından bu çirkin ve gereksiz geçitleri gözden geçirmelerini bekliyoruz.

İNÖNÜ GEZİSİ
İstanbul’a sayısız değerli katkıları olan eski Vali ve Belediye Başkanı Dr. Lütfi Kırdar’ın eserlerinden biri de halkın boş zamanını değerlendirmesi için düşünülmüş İnönü Gezisi idi. Yapıldığında İnönü Gezisi Taksim’den başlar Nişantaşı’nda biterdi; bugünse yine Taksim’den başlar ama Hilton Oteli’nin tel örgüsünde biter. Bilindiği gibi, her yeni turistik otel nedense İstanbul için bir lütuf olarak kabul edilir ve yatırımcılara akla gelmedik kolaylıklar sağlanır. Örneğin, İnönü Gezisi alınır, Hilton’un otoparkına verilir. Aynı işlem, aynı ayrıcalık İstanbul’da hemen bütün oteller için uygulanmıştır. Gezinin bir başka bölümü küçücük Taksim Belediye gazinosu yerine dikilen devâsâ Vakıflar (Sheraton) oteline tahsis edilmiştir.
Sheraton oteli de son günlerde bir kuşatma hareketiyle Mete Caddesi tarafındaki yeşil alanı otelin bahçesi haline getirivermiştir. Adı geçen otelin, şimdi genişletme hazırlıkları içinde olduğu duyulmaktadır. Bütün kentlerimizde yeşil alanların -hangi amaçla olursa olsun- kemirilmesine karşıyız. Bu nedenle böyle davranışlara ödün verilmemesini ve ilk girişim olarak İnönü Gezisinde halktan alınanların halka geri verilmesini diliyoruz.


OUT DOOR” *
“Out Door” reklam dilinde çok kullanılan İngilizce bir sözcük olup açık alanlara ve kentsel mekânlara konulan reklamları anlatmakta kullanılır.*
Açık alanlara konulan reklam panoları çevreyi güzelleştirebilirler ya da çirkinleştirebilirler, kısacası çevreyi etkilerler. Bunların yerleştirilmesinin de hiç kuşkusuz bir yolu yöntemi vardır. Bunlara ilişkin olarak dünyanın pek çok yerinde kurallar, hatta yasalar konmuştur. Nitekim bizde de Anıtlar Yüksek Kurulu eski eserlerin üzerine ve yakınına reklam panosu asılamayacağını karara bağlamıştır. Doğal sit alanları da bu karar kapsamına girmese bile Belediyelerin anlayış çerçevesi içinde korunmak durumundadır. Ancak pek çok karar gibi bizde bu da uygulanmaz, genel geçer kurallara da saygı gösterilmez. Bir süre önce İstanbul Belediyesine yazdığımız bir yazıyla duruma müdahale edilmesini istemiş ve şöyle demiştik: “Son zamanlarda şehrin çeşitli yol ve kavşaklarına çelik konstrüksiyonlu sabit büyük reklam tabelaları konduğu ve bunların sayısının her geçen gün arttığı görülmektedir. Örneğin, Dolmabahçe ve İstinye kavşakları ile Dolmabahçe Taşkışla yolu, Açıkhava Tiyatrosu yolu üzerine konulan tabelalar hem şehri çirkinleştirmekte, hem de taşıt kullananlar için dikkat dağıtıcı bir ortam yaratmaktadır.
Giderek artan bu uygulamaya müdahale edilmesini ve meydana gelmiş olan bu çirkinliğin bir an önce ortadan kaldırılmasını..”
Aldığımız cevapta, bu reklamlar için harç yatırılıp yatırılmadığının incelendiği ve harcının yatırılmadığı saptanan bir reklam tabelasının kaldırıldığı bildiriliyordu.
Daha sonra doğal sit alanları gibi tarihi eserler ve mezarlıklar da bu işten nasiplerini aldılar. Şişli Mecidiyeköy arasındaki mezarlık duvarlarının, içerdekilere nispet yaparcasına, yaşayanlara mutluluk sunan reklamlarla süslendiği görüldü. Karayolları Genel Müdürlüğü Boğaz Köprüsü çevre ve yaklaşım yolları üzerinde bulunan bütün yol reklamlarını önlemeyi ve kaldırtmayı başarmıştır.
Dileğimiz, hiçbir kural tanımadan kentlerimizin doğal ve tarihi varlıklarını çirkinleştiren, kirleten bu tür uygulamaların önlenmesidir.

* Böyle sözcükleri sevmem ama burada dikkat çekmek için kullandığımı belirteyim.