| UIA 2005 İstanbul Dünya Mimarlar Kongresi |
Kaynak :
01.08.1999 -
Yapı Dergisi - 213
|
Yazdır
|
|
Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA)’nin 2005 yılı Dünya Mimarlar Kongresi İstanbul’da toplanacak. Bu toplantı, son elli yılda mimariyi unutmuş, gözardı etmiş, hattâ çarpıtmış İstanbullular için, isteseler de istemeseler de çok zamanlı ve önemli bir olay. Böylesi bir zaman ve ortamda dünya mimarlarının dikkatlerini İstanbul’a yönlendirmek ve özellikle de Türkiye’de mimarlık bilincini yeniden uyandırmak için bundan daha iyi bir fırsat olamazdı. Bunu sağlayan Mimarlar Odası’nı kutlamak gerekiyor. 2005 yılı Dünya Mimarlar Kongresi’nin İstanbul’da yapılması kararı 27-29 Haziran günleri Pekin’de toplanan UIA Genel Kurulu’nda alındı. Bilindiği gibi, UIA Genel Kurulları üç yılda bir toplanıyor, altı yıl sonraki toplantının nerede yapılacağı da yine genel kurulda belirleniyor. Nitekim 2002 toplantısının Berlin’de yapılması kararı da 1996 Barcelona toplantısında alınmıştı. Genel kurulun yanısıra, önceden belirlenmiş meslekî temalar da Dünya Kongresi’nde ele alınıyor. UIA 1999 Pekin’in konusu, “21. Yüzyıl Mimarlığı” (Mimarlık ve Profesyonellik; Mimarlık ve Çevre; Mimarlık ve Kültür; Mimarlık ve Teknoloji; Mimarlık ve Şehir; Mimarlık Eğitimi ve Genç Mimarlar) idi. UIA 2002 Berlin’in konusu ise “Şehircilik Bağlamında, Sürdürülebilir Mimarlık” olarak saptanmış. İstanbul Kongresi’nde “Yaşam, Kültür, Kalite” ana başlığı altında, “21. Yüzyılda Geçmişimizle Yaşamak” tartışılacak. 2005 Dünya Kongresi’ne ev sahipliği için, İstanbul’un yanısıra iki aday şehir daha vardı: Floransa ve Nagoya. Kendi şehirlerinin seçilmesi amacıyla İtalya ve Japonya da büyük çabalar göstermişler, ikna girişimlerinde bulunmuşlardı. Floransa’nın, dünya mimarları için önemi -herkesçe bilinmesine karşın- bir kez daha özel bir çabayla vurgulanıyordu. Michelangelo’nun yontma tarağından düştüğü söylenen mermer parçacıkları İtalyanlarca mimarlara anı olarak dağıtılıyordu Pekin’de. “Gelin Floransa’da sanatı yaşayın” deniyordu. Japonlar’ın ise Nagoya’yı seçtirmek için büyük bir Japon bahçesinde düzenledikleri görkemli kokteyl dillere destandı. Sonuçta kazanan İstanbul oldu. Birinci tur oylamasında en çok oyu İstanbul almış, onu Nagoya ve Floransa izlemişlerdi. İkinci tur İstanbul’la Nagoya arasındaki çekişmeye sahne oldu. Sonuç: İstanbul 110, Nagoya 80 oy. Türkiye 1948 yılında, UIA’nın kuruluşuna katılmış olan 22 ülkeden biridir. Kuruluş toplantısında Türkiye’yi Emin Onat temsil etmişti (1). 1970’lerden bu yana, UIA Genel Kurulu’nu İstanbul’da düzenlemek Mimarlar Odası’nın hedeflerinden biri olmuştur. İstanbul böyle bir genel kurul için biçilmiş kaftandı. Mimarlar Odası’na göre Türkiye açısından İstanbul’un “dünya şehri” kariyerini canlandırmak gerekiyordu. Binlerce yıl öncesine uzanan tarihe sahip, bunun 2000 yılında imparatorluklara başkentlik etmiş İstanbul, dünya şehri kariyerini günümüze de taşımalıydı. Önemli bir coğrafyada tarihsel, siyasal, yönetimsel bir misyon yüklenmişti yüzyıllar boyunca. Artık yönetsel bir başkent değildi ama -son yıllarda aşınıma (erozyona) uğramış olsa da- kültür, doğa ve özellikle de mimarlık tarihi açısından hâlâ çok önemli bir başkent olduğu tartışılmaz bir gerçekti. Bu açıdan bakıldığında İstanbul’da düzenlenecek bir genel kurul ve dünya mimarlar kongresi Türkiye açısından olduğu kadar UIA için, dünya mimarları için de çok önemli bir olanaktı. İşte, Mimarlar Odası’nın Pekin’deki tezi yukarıdaki görüşlerden yola çıkıyor, ayrıca şu noktaları dile getiriyordu: * İstanbul, bir dünya mirasıdır; yalnızca bize değil, bütün dünyaya aittir. |
Mimarlar Odası bu görüşleri, broşürler, filmler, Pekin’deki Büyükelçiliğimizde verilen resepsiyon ve 90 ülkeden gelmiş delegelerle kurulan temaslarda aktarmaya çalışmıştı. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, UIA Genel Başkanlığı’na gönderdiği bir mesajla, 2005 genel kurulu için İstanbul’un seçilmesi durumunda Türkiye Cumhuriyeti’nin dünya mimarlarını en iyi şekilde ağırlayacağını ve kongrenin en başarılı şekilde gerçekleşmesi yönünde devletin tam destek vereceğini bildirmesi de artı puanlardan biri oldu. Benzer şekilde, T.C. Kültür Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Turizm Bakanlığı’nın da Pekin Genel Kurulu öncesinde Paris’teki UIA Genel Merkezi’ne gönderdikleri destek mektuplarında, dünya mimarlarını İstanbul’da ağırlamaktan onur duyacaklarını bildirmeleri de etkileyici olmuştu.
İstanbul’da toplanması çok önceden kararlaştırılmış uluslararası kongrelerin ardı ardına iptal edildikleri bir dönemde alınan sonucun bir başarı olduğunu söylemek abartı sayılmamalı. Terörü ya da insan hakları ihlallerini öne sürerek politik baskı amacıyla Türkiye turizmine ambargo koyan Avrupa ülkelerinden, İstanbul’un seçilmesine karşı, direnen gruplar olmaması beklenemezdi. Örneğin İngilizler, “Türkiye’de insan hakları ihlalleri vardır. İnsan hakları ihlallerinin olduğu bir ülkeye gitmekten kaçınanlar olacağı için katılım da az olacaktır” türünden engellemeler görüldüyse de Dünya Avrupa’dan ibaret olmadığı için bunlar aşılabildi. Mimarlar Odası’nın, ülkemizin evrensel kültür kimliğini, “doğa, kültür ve uygarlık” değerlerini ileri süren tezleri, “21. yüzyıl, küreselleşmenin getirdiği tahribata karşı dünya kültürleri arasında, dayanışma ve dostluk çağı olsun” şeklindeki çağrısı ve -hiç kuşkusuz- İstanbul’un, mimarların bilincindeki önlenemeyen çekiciliği, sonucu belirlemişti. Şimdi 2005 Genel Kurulu’na yaklaşık altı yıllık bir süre var. Bu süre, 100 ülkeden yaklaşık 8000 kişinin katılması beklenen bir organizasyon için çok da uzun değildir. Hazırlık çalışmaları için şimdiden kolları sıvamak gerekiyor. Türkiye, benzer bir olayı 1996’da Habitat II İstanbul toplantısı sırasında hatasıyla sevabıyla yaşamış ve deneyim edinmiştir. İstanbul’da düzenlenmesi 1992 yılında Rio’daki Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda kararlaştırılan Habitat II’nin hazırlık çalışmalarına kurumlar arasındaki çekişme ve yetki karmaşası yüzünden çok geç başlandığını, tanıtım ve fuar çalışmalarının iyi yürütülemediğini ve başarısız olduğunu anımsayalım. Habitat II’ye 182 ülkeden 25 bin yabancı konuğun katılması bekleniyordu. Sonuçta, 25 ülkeden gele gele yaklaşık 5000 kişinin gelmesi sağlanabilmişti (2). Bu kez başarının yakalanabilmesi için, “UIA 2005 İstanbul”, yalnızca Mimarlar Odası’nın değil, İstanbul’un ve hattâ Türkiye gündeminin önemli maddelerinden biri haline getirilmeli. Ve.. Türkiye’nin sahip olduğu üstün mimarlık yapıtlarına karşın unuttuğu “mimarlık”ı anımsaması ve yeniden saygı duyması için bir fırsat oluşturmalı. (1) Bkz. D. Hasol, UIA’nın 50. Yıl Töreni ve Bazı Gözlemler, YAPI Dergisi, Sayı 200, Temmuz 1998, s.37. |

