Binicilikte Neler Oluyor Kaynak : 05.08.1999 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Türkiye’de herkesin ilgisi futbolda yoğunlaştığı için öteki spor dallarında olup bitenler gözardı ediliyor. Birkaç yazıda atletizmin sorunlarına değindim. O kadar çok telefon ve faks geldi ki.. Atletler ve antrenörlerin ne kadar dertli oldukları anlaşılıyor.

Başka bir sorunlu dal, “binicilik”.. Binicilikte söz sahibi en kıdemli üç kulüp Maslak’ta bu spora ayrılmış alanda bir kör dövüşünün içindeler. Sipahi Ocağı Binicilik Kulübü (kuruluşu : 1913), İstanbul Atlı Spor Kulübü (1956) ve Galatasaray, Maslak’ta Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün kiracısı konumundayken, Genel Müdürlük 9.2.1998 günü imzalanan bir protokolla, 39 bin 635 m2’lik alanın kullanma hakkını, üzerindeki tesisleri yenilemek kaydıyla 49 yıl için anılan üç kulübe devretmiş.

Galatasaray protokolla kendisi ilgilenmek yerine İstanbul Atlı Spor Kulübü Başkanı Şefika Pekin Barlas’a vekâlet vermiş; Sipahi Ocağı da Galatasaray’ı izlemiş. Şefika Pekin Barlas her üç kulübü temsil ederek protokolu imzalamış. Protokola göre, 40 dönümlük arsanın 8 dönümlük bölümü Sipahi Ocağı’na tahsis edilmiş, geri kalan alan ise, tesislerini birleştirerek ortak bir proje hazırlamaları kaydıyla Galatasaray ve Atlı Spor Kulübüne..

Ne var ki, aldığı vekâletname ile protokolu kendi hukuk anlayışı doğrultusunda gerçekleştiren İASK Başkanı, paylaşımı sonradan, eşitlik ilkesi yerine Maslak’taki at sayısına indirgemeye kadar getirmiş, sonunda, Galatasaray’a neredeyse, “atın kadar konuş” deme noktasına gelmiş. Bugün Maslak’ta

400 – 450 at bulunduğu biliniyor. Bunun 250 kadarı İASK’nün, 140 kadarı Sipahi Ocağı’nın, 50 kadarı da Galatasaray Binicilik Şubesi’nin ahırlarında.

Tesislerin ve ahırların

bugünkü durumu son derece yetersiz. Bu anlaşmayla Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, tesislerin çağdaş ve iyi bir duruma getirilmesi için çok değerli bir arsayı 49 yıllığına kulüplere tahsis ederek özveride bulunmuş ve iyi niyet göstermiştir. Ama ne var ki şu anda kulüpler kendi aralarında anlaşamıyorlar.

İASK Başkanı, öteki kulüplerden aldığı vekâletle sağladığı protokolu şimdi kendi kulübünün çıkarlarını artırmak doğrultusunda zorlarken, öteki kulüplere hak tanımak istemiyor. Örneğin Sipahi Ocağı’nın küçük isteklerini bile geri çeviriyor, ortaklaşa yapılması gereken projeleri Galatasaray’ın bilgisi ve olabilecek katkıları dışında hazırlatıyor. Kısacası, İASK Başkanı, adlarına protokol imzaladığı kulüpleri şimdi uzlaşmaz tutumuyla hiçe sayıyor. Bu arada, protokolda öngörülen tesislerin yapımı için tanınan süre giderek daralıyor. Yeni tesislerin Temmuz 2000’de bitirilmesi gerekiyor, ama kulüpler hâlâ kendi aralarında anlaşabilmiş değiller, inşaat ruhsatı da alınabilmiş değil.

Galatasaray gibi, kurumlaşmış bir kulübün kendi işini, rakip bir kulübün başkanına verdiği vekâletnameyle çözme yolunu seçmesini anlamak güç. Türkiye’de ortaklar bile çoğu kez birlikte hareket edemezlerken rakiplerin uzlaşması nasıl olur ? Anlaşılıyor ki Galatasaray yönetimi bu işe gereken önemi vermemiş ve Binicilik Şubesi’nin geleceği Şefika Hanımın şefkatine terk edilmiş.

Öte yandan bu sağırlar diyaloğu nedeniyle Maslak tesislerinden umutlarını kesen kimi binicilerin, atlarını şimdiden başka kulüplere nakletmekte oldukları anlatılıyor. Bu da tesislerin gerçekleştirilmesi için kaynak sağlanabilmesi olanağını büsbütün azaltıyor. Maslak sorunu yalnızca bu üç kulübün sorunu değil, Türk biniciliğinin sorunu..

Bekleyip görelim mi ?.. Bu konuda sağduyuyla yaklaşılabilecek hiçbir çözüm yok mu acaba ?