|
Derleyen: Doğan HASOL Burada yayımlanan dokümanlar YAPI dergisi için Mimar Mario Botta’nın kendisinden sağlanmıştır. Fotoğraflar: Syephane COUTURIER
Yarışma : Ocak 1984 Yapım : 1986 – 1987 Açılış : 14 Mart 1988 Alan : 5100 m²

80’li yıllar Fransa’da teknolojik, ekonomik ve toplumsal değişim yıllarıdır. Orsay Müzesi’nden la Villette’teki Bilim ve Endüstri Sitesi’ne, Louvre Piramidinden Roubaix’deki Çalışma Dünyası Arşivlerine değin yeni yapılar bilgi ve kültür merkezleri oldukları kadar bir rahatlama, bir buluşma yeridir de .. Lyon yakınında bulunan Villeurbanne’daki Kitap, Görüntü ve Ses Evi de büyük bir topluluğu ilgilendiren işlevi, çeşitliliği, kapasitesi ve dikkate değer mimarisiyle Mitterand’ın kültürel “büyük projeleri”nin en küçüklerinden biri olmuştur. Güçlü Lyon metropolünün yörüngesinde yer alan Villeurbanne, metropole ayak uydurmak amacıyla sürekli bir çaba içindedir. “Bir kentte yapılan önemli bir kamu yapısı, o kente kimliğini ispat fırsatı verir” savından yola çıkarsak Villeurbanne bu bakımdan kendisini kanıtlamıştır diyebiliriz. Villeurbanne’ın mimarlık tarihi özellikle 1930’larda dikilen gökdelenlerle belirginleşir. Gökdelenlerden 50 yıl sonra, bu kez programı ve mimarisinin prestijiyle yeni bir bina, yeni bir atılım söz konusudur. Aynı zamanda Fransa’nın ünlü politika adamlarından biri olan Villeurbanne Belediye Başkanı Charles Hernu, 1983 Martı’nda geleceğin iletişim tekniklerine açık yeni bir ulusal kitaplık kurma düşüncesini ortaya atıyordu. 1933’te Belediye binasının bir kolunda kurulmuş olan kitaplık bugünün 120 bin nüfuslu kenti için artık iyice yetersiz duruma gelmişti. Bu düşünceyle başlayan beş yıllık bir sabır ve çaba sonucunda Kitap, Görüntü ve Ses Evi canlı, sıcak ve herkese açık bir merkez olarak 1988 Martı’nda kapılarını açtı. Yarışma programında bu yapının da, Villeurbanne kentinin dinamizmine, mimarlık alanında yıllardan beri sürdürdüğü öncü ve cüretli atılımlarına uygun olması isteniyordu. Yıllar önce, 1930’larda Avrupa’nın ilk gökdelen konutları Villeurbanne’da yine Belediyenin girişimiyle yapılmıştı. Şehircilikle ilgili pek çok konuda öncülük etmiş olan Villeurbanne Belediyesi ilk gökdelenlerin ve TNP binasının yanı sıra bu yeni yapının da kentin mimarlık tarihi gelişiminde önemli bir yeri olmasını istemişti. Kitap, Görüntü ve Ses Evi kentin en işlek caddesi üzerinde belirleyici bir nokta olacaktı. Yarışmada Mario Botta’yı yönlendiren birinci kriter de bu olmuştur. Botta’nın projesi, sınırlı mimari proje yarışmasında sunulan beş proje arasından bu nedenle seçilmişti. Proje, mimari niteliğiyle, sit dokusuna iyi katılımıyla ve işlevsel karakteriyle jürinin dikkatini çekmişti. İtalyan asıllı İsviçreli mimar, o güne değin, çok sayıda özel yapının yanı sıra kamu yapısını da gerçekleştirmişti ve yaptıklarıyla da, çağdaş mimarinin en yetenekli sayılan mimarları arasına adını yazdırmayı başarmıştı. Mario Botta’nın son zamanlarda gerçekleştirdiği kamu yapıları ve büro binaları gibi, Villeurbanne’daki bu yapısı da kendisine özgü mimarlık dilindeki kararlılığı açık seçik ortaya koymaktan geri kalmıyor. Kitap, Görüntü ve Ses Evi, kentin fizyonomisini belirleyen yapı dizisinin arasında geleceğe dönük işleviyle ve anıtsal görünümüyle yerini almıştır. Cephelerin ikili plan oyunuyla ve frontal görünümüyle bina bir yandan mimarî bağımsızlığını ilân ederken öte yandan, var olan kent dokusuyla bütünleşir. Bu konuma bağlı olarak Mario Botta, E. Zola Caddesine paralel olarak üç bölümlü bir organizasyon planı geliştirmiştir. • Birinci bölüm, bir çift duvardan oluşmaktadır. Merdivenlerin yer aldığı bu bölüm kentin dış mekânı ile yapının iç mekânı arasında bir geçiş öğesi gibidir. Botta’ya göre, eksensel ve anıtsal karakteri bunu en önemli mimarî öğe durumuna getirmiştir: “E. Zola Caddesi boyunca burası, görsel ve simgesel bir ilişki kurmayı sağlayan biçimsel bir işaret oluşturur.” • İkinci bölüm, binanın gövdesini oluşturur ve Kitap, Görüntü ve Ses Evi’nin çeşitli etkinlikleri için gerekli olan ve düşey olarak dağılan mekânları barındırır. • Üçüncü bölüm, otoparka doğru bir yarım silindirle taşarak karakter kazanan bölümdür. Sakin okuma ve inceleme bölümleri burada, bir iç avlu (ışık kuyusu) çevresinde yer alırlar. İkinci ve üçüncü bölümlerin mafsallandığı noktada yer alan bu bir çeşit iç avlu, gün ışığını bodruma değin ulaştırarak hem doğal aydınlatmayı, hem de binanın içinde çeşitli işlevlerin akışını sağlar.




MİMARİ GÖRÜNÜM Mario Botta, yukarıda da belirtildiği gibi, yapıya çok belirgin bir işaret değeri kazandırmak istiyordu. Bu amaçla, E.Zola Caddesine açılan güney cephesinde anıtsal görünümlü, tam bir eksensel simetriye göre düzenlenmiş, karşıtlık içinde ikili planda bir cephe kuruluşu sergiler. Birinci planda, birbirine kenetlenmiş ardışık iki ayrı renkteki taş sıralarıyla oluşan çıkıntılı bölüm, ikinci planda ise, yanlarda, bir metal strüktür içinde cam tuğla panolar yer alır. Otoparka bakan kuzey cephesi ise mazgal delikleri şeklinde delinmiş bir dizi pencereyle ritimlenen yarım silindir biçiminde bir çıkma ile belirginleşir. Böylece Botta, taş cepheleriyle genelde dışa kapalı, gizemli bir bina yaratmıştır denebilir. Bina beyaz, gri ve siyahların nüanslarından, betonun, taşın, metalin ve camın doğal renklerinden oluşan bir bütündür. Bu renk düzeni mobilyada olduğu gibi çıplak beton kolonlara geçirilen gümüşü bileziklerde de kendini gösterir. Bilezikler bir bakıma cephedeki yatay bantların görsel olarak devamıdır. Binanın taş sıralarından oluşan birinci cephe düzlemi E. Zola Caddesine doğru taşmasıyla her iki yönden gelişte kolayca algılanmaktadır. Taş cephe iki yanda dar açılı köşelerle, cam tuğlalardan oluşan ikinci düzlemle birleşmektedir. |
|
Bu anlatım, ortada ana girişi belirleyen ve kat sahanlıklarını göstermesiyle yapının iç düzenini ortaya seren yarıkla daha da okunaklı hale getirilmiştir. Bu yarık yukarıya doğru diş diş daralarak gider ve adeta içteki ışık kuyusu düşey kesitinin dışa vurmasını anımsatır. Böylece Mario Botta, Emile Zola Caddesi üzerinde bir frontallik yaratmıştır. Ayrıca karşı kaldırıma yansıttığı üçgen kesitli bir dizi kolonla bir meydancık yaratarak bina dışında oluşturmak istediği mekânı, danışmanı Mimar Marc Givry’nin de katkılarıyla tamamlamıştır. Bir yarım daire oluşturacak şekilde karşı kaldırıma dizilen ve görsellik dışında hiç bir işlevi olmayan bu kolonlara da bina cephesinde yer alan ardışık yatay taş sıralarının esprisi yansıtılmıştır.




MEKÂN ÖRGÜTLENMESİ Mimari yarışma programında da belirtildiği gibi, bu projede iletişim kavramı çok önemliydi. Belge / okuyucu ilişkisini her belge tipine göre düşünmek, iç mekânları, ışığı, hareketleri ve dolaşımı bu amaçla düzenlemek gerekiyordu. Mario Botta bu ilişki gerekliliklerini ve serbest ulaşımı (açık sistemi) gözönünde tutarak işlevsel bir mekân örgütlenmesine gitmiş, binayı ileride olabilecek etkinlik türleri ile yeni gelişmelere de olanak sağlayacak şekilde esnek bir planlamayla 7 kat üzerinde düzenlemişti.
YAPININ İŞLEVSEL BÖLÜMLERİ Demokrasi ile kültürü birbirinin ayrılmaz parçası olarak gören Belediye’nin amacı, kentte yaşayanların ilgi alanlarını genişletmek, yeni anlatım tekniklerine yaklaşmalarını, yeniliklerin kaynağına inmelerini sağlamak ve böylece kültürel bir dinamizm yaratmaktı. Bu yapıyla, kitaplar, görüntüler ve seslerle herşeyden önce, çağın kültürel gerekliliklerine hizmet edecek bir merkez oluşturulması amaçlanıyordu. Lazerle basılmış kağıttan, sayısal görüntülere; kemandan sintisayzıra… Bugünün bütün anlatım araçları, bütün türleriyle, ilgilenenlerin ellerinin altındadır artık bu merkezde. Kitap, Görüntü ve Ses Evi’nin şimdilerde 25 bin üyesi var. Bu üyelerden 20 bininin aktif olduğu, yani sıkı bir ilişkiyi sürdürdüğü belirtiliyor. Bu merkez eski binasındayken 6 bini aktif olan 8 bin üyesi varmış. Binada 50 kişilik bir kadro haftada 45 saat boyunca üyelere sürekli hizmet sunuyor.
MEDYATEK Üç kata yayılan medyatek bölümü yetişkinler kütüphanesi ile gençler kütüphanesini içeriyor. Okuma salonları, ekranlar ve dinleme araçlarıyla donatılmış dokümantasyon salonları vb. Burada çeşitli konularda 45 bin kitap yetişkinlerin, 25 bin kitap (ansiklopediler, albümler, sesli kitaplar vb.) da 6 aylıktan 14 yaşına kadar çocukların ve gençlerin kullanımına sunuluyor. Ayrıca da 250 gazete, dergi, vb.
VİDEOTEK Geçmişin ve bugünün sineması… Ayrıca belgeseller, büyük röportajlar, önemli televizyon yayınları. Şimdilik 550 video kaseti. İstenirse merkezde, istenirse ödünç verme yoluyla kişilerin yararlanmasına sunuluyor.
DİSKOTEK Mozart’tan Madonna’ya… İstenirse Presley, Piaf, Messiaen ve Oum Kalsoum.. Bütün müzik türleri: akerdeon, caz, ritim ve bluz, opera, dinsel şarkılar, oda müziği, folklor, film müzikleri gibi akla gelebilecek her tür müzik. Her an ödünç verilmeye hazır 6000 kompakt disk.
ARTOTEK Ünlü sanatçılardan seçilmiş yaklaşık 300 yapıttan oluşan bir koleksiyon. Işık kuyusunun dibindeki galeride sergileniyor. Röprodüksiyonlar meraklılara ödünç olarak veriliyor.
ODİTORYUM 100 kişilik oditoryumda çeşitli gösteriler, konferanslar, sanatçıların ve kültür adamlarının katılımıyla çeşitli etkinlikler yer alıyor.
IŞIKKUYUSU Merkezi ışıklık çatıdan aşağıya doğru ters bir huni gibi genişleyerek hem gün ışığının binanın alt bölümlerine kadar rahatça süzülmesini hem de iç mekânda düşey ve yatay sürekliliği sağlıyor. Işık kuyusu birbiri üzerine konulmuş gibi görünen ve çapları her katta 1.20 m azalarak yukarıya doğru giden silindirlerden oluşur. Zeminde 8.00 m olan çap 5. katta 3.10 m. ye düşer. Toplam ağırlıkları 193 ton olan bu betonarme silindirler her katta ışınsal konsollarca taşınırlar, Bu konsollar da dairesel düzende yerleştirilmiş 50 cm çaplı yuvarlak kolonlara otururlar. Konsolların uzunluğu katlara göre 0.60 m ile 3.00 m arasında değişmektedir. Silindir parçaları dışarıda prefabrike olarak hazırlanmıştır. Birinci kattakiler ise 3.26 x 5.60 m lik, oldukça büyük boyutlarının getirdiği taşıma güçlüğü nedeniyle yine prefabrike olarak şantiyede dökülmüştür. Güçlük, bu büyük boyutlu eğri yüzeyli ve eğrilik yarıçapı her katta değişen elemanların tam bir silindir oluşturabilmeleri için büyük bir presizyonla hazırlanabilmelerindeydi. Ayrıca prefabrike öğeleri konsollara bağlayan çelik bağlantıların ve düğüm noktalarının da çok hassas bir şekilde etüt edilmesi ve uygulanması gerekmiştir.
 Işık kuyusu
|