| Yabancı Mimar Hayranlığı |
Kaynak :
01.09.1991 -
Yapı Dergisi - 118
|
Yazdır
|
|
İstanbul’u bugünkü kötü durumuna getirenlerin başında, İstanbul kültürünü almamış, İstanbul’un ne olduğunu yeterince kavrayamamış sorumluların geldiği kuşkusuzdur. Bu kişilerin yaptıkları hataların benzerlerini ya da tamamlayıcılarını, son zamanlarda ülkemize sıkça gelmeye başlayan yabancı mimarların yapmaları da doğal olarak beklenebilir. Her iki grup da İstanbul’u yeterince tanımıyorlar; tanımadıkları için de hataya düşmeleri kaçınılmazdır. |
Hıristiyanların giremediği Mekke’de bina yapmak uğruna sünnet olan ünlü Alman mimarını hepimiz biliyoruz. Dünyaca ünlü Japon mimar Kenzo Tange’nin Riyad’da yaptığı çarşının, Riyad’ın iklim koşullarına uymadığı için boş kalacağı tehlikesinden söz ediliyor. Yine Riyad’da, yabancıların verdiği akılla, tarihsel şehir dokusunun son kalıntıları da bugünlerde ortadan kaldırılıyor. Bu örnekler çoğaltılabilir. Türkiye yabancı mimarlara Cumhuriyet’in ilk yıllarında da çokça başvurmuştur. “Türkiye’nin o yıllarda yetişmiş kadroları azdı” denebilir. Ancak Ankara’da TBMM binasını 1960’lı yıllarda gören Avusturyalı genç bir mimar, binanın mimarı, yurttaşı C.Holzmeister için “Viyana kuşatmalarının intikamını almış” diyordu şaka yollu. Geçtiğimiz günlerde, yaptırılacak bir projeyle ilgili olarak İstanbul’a gelen Kevin Roche’un “İstanbul’un estetiği 80-90 katlı binaları kaldırır mı? ” sorusuna verdiği yanıta bakın: “Neden kaldırmasın.. Yüksek minarelere alışık olan İstanbul gökdelenleri yadırgamayacaktır”(1). Mr.Roche’un umurunda mı sizin minareleriniz, sizin tarihsel mirasınız. İstanbul ölçeği, İstanbul silueti? Önemli olan, kendi yapacağı gökdelen.. Nasıl olsa alışırsınız, yadırgamazsınız. Tarihi, üç yüz yılını ancak dolduran bir ülkeden gelen mimardan alacağımız akıl bu kadar olur işte. Ne yazık ki, bu tür çarpık davranışlarıyla pek çok yabancı mimar, kültürel gelişimlerini tamamlamamış genç kuşaklara moda öncülüğü bile yapabiliyorlar. Yukarıda adı geçen mimarları yadsımak ya da kendi ortamlarındaki başarılarını küçük göstermek gibi bir çabanın içinde değilim. Ancak, bizim ortamımızı, tarihsel ve kültürel verilerimizi öğrenmek için ciddi bir çaba göstermek yerine, kendi fantezilerini bizim olanaklarımızla uygulayarak İstanbul’u büsbütün yanlış yollara sürükleyeceklerinden kuşku duyuyorum. (1) Milliyet, 11 Ağustos 1991. |

