| Yanlış Teşhisle Tedavi |
Kaynak :
23.12.1999 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Fenerbahçe’nin Pendikspor’a, Beşiktaş’ın da Çanakkale Dardanelspor’a yenilerek Türkiye Kupası’ndan elenmelerinin ardından kıyamet koptu. Nasıl olurdu da büyük takımlar İkinci Lig takımlarına yenilebilirlerdi ? Oysa bu, futbol.. Yenmek de var, yenilmek de.. Öyle olmasaydı, maçlara ne gerek kalırdı ki ? Kupalar, şampiyonluklar büyük kulüpler arasında bir şekilde paylaştırılır, olur biterdi. Kendilerine amigo adını yakıştıran kimi zorbalar kulüp tesislerini bastılar, bilinen tatsız olaylar gelişti. Medya, yenilgileri olduğu gibi olayları da büyüttü. Televizyonlarda yine ilgili, ilgisiz, körüklenmiş tartışma oturumları düzenlendi. Fenerbahçe ile Beşiktaş ameliyat masasına yatırıp didiklendiler. İşte bu programlardan birine Beşiktaş taraftarları olarak Hülya Avşar’la eşi Kaya Çilingiroğlu’nun da katılmaları sağlanmıştı. Avşar, kendilerinin sonuna kadar Beşiktaşlı kalacaklarını belirtiyor, ama kızlarını Galatasaraylı yapacağını söylüyordu. Fenerbahçe’nin güç günlerinde sahneye çıkan eski başkan Ali Şen de o akşamki programa Bodrum’dan katılmıştı. Hülya Avşar’ın, kızını Galatasaraylı yapma düşüncesine karşı çıkıyor, Kulüp değiştirmenin olanaksızlığını belirtiyordu, ancak Avşar’ın, “ya Fenerbahçeli yapsaydım, ne derdiniz ?” sorusunu ise “Alkışlardım” diye yanıtlıyordu. Programda, sunucu, eşi ve kendisi tarafından Beşiktaşlı olduğu vurgulanan Kaya Çilingiroğlu bildiğim kadarıyla Galatasaray Spor Kulübü’nün üyesiydi. “Herhalde son günlerin esprisiyle, eşinden gizli olarak “pişmanlık hakkı”ndan yararlanmış, kızından önce Galatasaraylı olmuştu” diye düşünürken, bilgimi doğrulamak üzere ertesi gün Kulübü aradım. Anımsadığım doğruymuş, ama 1998 başında üyelikten ayrılmış. Anlaşılan, Çilingiroğlu bir süre hem Beşiktaşlı, hem de Galatasaraylı olmuş, ya da kulüp |
değiştirmiş. Bir de, “insanlar eşlerini bile değiştirirler ama, kulüplerini asla” denir.
Ali Şen konuşmasını yine her zamanki gibi, “Fenerbahçe Türkiye’nin en büyük takımıdır” söylemine dayandırıyordu. Bir takım, “en büyük” olamayacağına göre herhalde, “kulüp” demek istiyordu. Neyse.. Fenerbahçe’nin Türkiye’nin en büyük kulüplerinden biri olduğu kuşkusuz, ama en büyüğü olduğu çok kuşkulu. Büyüklüğün ölçütleri arasında, kulübün mal varlığının, taraftar sayısının, etkinlik gösterilen spor dallarının, alınan başarılı sonuçların ve bunlardaki sürekliliğin önemli bir rolü olmalı. Mihenk taşı bunlar.. Bütün bunlarda Galatasaray bugün Fenerbahçe’den daha iyi durumda.. Yıllar önce, zaman zaman Fenerbahçe’nin “en büyük” olarak nitelendirildiği belki doğrudur, ama uzunca bir süreden beri işlerin iyi gitmediği de ortada.Gerçekleri gözardı etmek olsa olsa teselliye yarar. Bu sezon Fenerbahçe kupalarda Avrupa’da MTK’ya, Türkiye’de Pendikspor’a daha başlangıçta elenirken Galatasaray Rapid Wien, Hertha Berlin, Chelsea, Milan, Bologna gibi güçlü Avrupa takımlarıyla karşılaştı. Şimdi de UEFA kupasında final yolunda Borussia Dortmund ile karşılaşmaya hazırlanıyor. “En büyük biziz” demekle sorunlar çözülmüyor. Yanlış teşhisle doğru tedavi olmayacağı bilinmeli. Fenerbahçe çevrelerinde nedense tepkiler çok ani oluyor. Fenerliler (medyadakiler dahil) çabuk seviniyor, çabuk öfkeleniyorlar. Sevinçleri de öfkeleri de saman alevi gibi.. Okuduğunuz bu yazı Fenerbahçe – Galatasaray maçından önce yazıldı. Şöyle bir, eğrisi doğrusuna denk gelir de Fenerbahçe bu maçı kazanırsa herşey bir anda gül bahçesine döner; dertler, sorunlar yine unutuluverir; çözüm arayışları yine bir başka bahara kalır. |

