| Yapı-Endüstri Merkezi’nde Yeni Oluşumlar |
Kaynak :
01.02.2004 -
Yapı Dergisi - 267
|
Yazdır
|
|
YAPI Dergisi’ni “Mimarlık, Kültür, Sanat” yaşamımıza kazandıran Yapı-Endüstri Merkezi 36. kuruluş yıldönümünü kutlamaya hazırlanırken, bir yandan da yeniden yapılanmanın yoğun çabaları içinde. Kurumun, yıllar boyu kendisini yenileyip geliştirme konusundaki ısrarlı tutumunun bilindiğini sanıyorum. Merkezin “bilgi merkezi” işlevini güncelleştirme kapsamında, çalışma biçimi ve çalışma alanları günün koşullarına göre yeniden düzenleniyor, güncel yeni işlevler devreye sokuluyor. Bu kapsamda Yapı Bilgi Merkezi yeniden yapılandırılıyor. Bilgi Bankası ile Yapı Dokümantasyon hizmetleri ağırlıklı olarak elektronik ortamda geliştiriliyor. Yapı Malzemesi Daimi Sergisi yerini bir ölçüde elektronik ortama bırakıyor. Yapı malzemesi sürekli sergisi, Yapı-Endüstri Merkezi’nin kuruluştaki (1968) ilk etkinliğiydi ve bilgi verme hizmetlerinin çıkış noktasıydı. Ne var ki aradan geçen zamanın getirdiği olanak ve yenilikler, yalnızca Türkiye’de değil, neredeyse bütün dünyada sürekli malzeme sergilerini geri plana itti. Pek çok ülkede bunların yerini giderek yapı fuarları ve elektronik ortam aldı. Yıllar içinde Atina, Viyana, Paris, Darmstadt, Hamburg sergileri kapandı; son yıllarda bunlara Rotterdam’daki ünlü Bouwcentrum eklendi. O sergi ki, İkinci Dünya Savaşı bitiminde, yaklaşık yüzde 80’i yıkılmış olan Rotterdam’ın yeniden yapılandırılmasına bilgi kaynağı oluşturmak amacıyla Rotterdam’da özenle inşa edilmiş ilk yapıydı. Ve YEM sürekli sergisinin kurulmasındaki ilk esin kaynaklarından biri olmuştu. Şu anda ancak İskandinav ülkelerindeki sürekli sergiler etkinliklerini eski tempoda sürdürebilmekteler. Yapı fuarları yenilikleri ve güncel gelişmeleri geniş sergileme alanlarında sunarken, kullanıcıların, ürün çeşitlerini görüp üreticilerle birebir ilişki kurabilecekleri, üreticilerin iddialarını rahatça sergileyebilecekleri olanakları sağladı. Böylece, yapı malzemesi ve teknolojileri alanında bilgi alışverişinde dikkatler fuarlara yöneldi. Yine bu bilgi alışverişinde ikinci parkur ise elektronik ortam, yani yaygınlaşan bilgisayar ağıydı. İnternet ortamı ve CD’ler bilgi yayılımı için kolay ulaşılabilir kaynaklar oluşturdular YEM’in 5 cilt Türkçe, 5 cilt İngilizce Yapı Kataloğu 1998’den beri bu doğrultuda zaten topluca CD Rom halinde hizmete sokulmuştu. Ayrıca, uzunca bir süreden beri firmaların ürün ve adres bilgilerine de YEM’in web sitesinden ulaşılabiliyor. Bütün bu gelişmeler YEM’in hizmet programına yansımakta gecikmedi. Bilgiye güncel olanakları kullanılarak zamanında ve en kestirme yoldan ulaşılması gerekiyordu. İşte YEM bu amaçla, kendisini bu doğrultuda yenileyip geliştirmek üzere yeni adımlar atmakta. Son zamanlarda atılan adımları şöyle özetleyebiliriz: Yapı Malzemesi Daimi Sergisi hizmetlerinin yerini büyük ölçüde elektronik ortama dayalı Yapı Dokümantasyon Merkezi’nin alması hedeflendi. Bilgisayarlarla donatılmış merkez, İnternet ortamına paralel olarak, destekleyici CD’ler, basılı katalog, broşür ve ürün örnekleriyle donatılarak ziyaretçilerin yararlanmasına sunulacak. Ziyaretçilere bilgi aktarma hizmetleri bu ortamda sürdürülecek. Merkezin hizmet mekânları da bu yeni işlevler zincirine elverecek tarzda yeniden düzenlenmekte. Bu çerçevede Yapı Kitabevi, Yapı Malzemesi Daimi Sergisi’nin yerine, giriş katına taşındı. Mekânın genişlemesi sayesinde sunulan yayınların çeşidi ve sayısı çok arttı. Yeni durumun, Mimarlık, Mühendislik, Sanat, Teknoloji kitapları bakımından zaten ülkemizin en büyük kitabevi konumundaki kitabevinin, öteki alanlardaki kitaplarla zenginleştirilerek Türkiye’nin en önemli kitabevi konumuna getirilmesi yolunda atılmış bir adım olduğunu söylemek bir abartı sayılmamalı. Şimdi, eski kitabevinden boşalan alana Yapı Bilgi Merkezi yerleşiyor. Yapı Dokümantasyon Merkezi ile Başvuru Kitaplığı burada yer alacak. Bu alan ayrıca, çokamaçlı salon niteliğiyle sektöre ilişkin toplantıları ağırlayacak, sektörün sık sık buluşacağı bir platform görevini de üstlenecek. Burada ürün tanıtım seminerleri, eğitim ve uygulama, çalıştaylar türünden çeşitli etkinlikler sürekli bir program düzeninde yer alacak. Danışma-bilgilenmeye ilişkin hizmetler sektörün bütün bireylerine açık olacak. Çeşitli büyüklükteki öteki toplantı mekânları da öyle. Merkezin 80 kişilik kadrosunun önemli bir bölümü yine “bilgiyi derleme-işleme-dağıtma” sisteminde görevli olacak. Bilgi Bankası hizmetleri ayrıca elektronik ortamda şunları kapsayacak: web sayfası üzerinden sektöre bilgi aktarımı ve tanıtım: Merkezin, “dergi, katalog, kitap” yayınları, fuarlar, sergiler, YEM ve yapitr web bilgi siteleri, sektöre ilişkin araştırmalar-raporlar, Archiprix Ödülleri, kurs, konferans, seminer ve teknik geziler türünden gelenekselleşmiş bilinen etkinliklerine burada ayrıca değinmeyi gereksiz buluyorum. Yalnızca, açıklanmasını sona sakladığım, yepyeni bir hizmetten, sanal “Mimarlık Müzesi”nden söz etmek istiyorum. Bu hizmetin çok kısa bir süre içinde Yapı-Endüstri Merkezi’nin en dikkate değer etkinliklerinden biri olacağına inandığımı ayrıca belirtmeliyim. www.mimarlikmuzesi.org Bu, Sanal Mimarlık Müzesi’nin web adresi. Sanal müze daha deneme yayını aşamasında, ama şimdiden yankı uyandırdı. Türkiye’de mimarlık müzesi kurma çabaları yeni değil. Uzun zamandan beri üzerinde duruluyor; somut bir müzeyi gerçekleştirebilmek üzere çok sayıda girişimler oldu. Ankara’da, İstanbul’da… Fakat hiçbirinden olumlu sonuç alınamadı. Mimarlık müzesi zorunlu ama, kurulması kolay değil. Fikri Sağlar’ın Kültür Bakanı olduğu dönemde Ankara’da Atatürk Kültür Merkezi’nin bir bölümü mimarlık müzesi kurulmak üzere Mimarlar Odası’na tahsis edilmişti. Ancak harcanan çabalara karşın müzenin kurulması gerçekleştirilemedi. Daha sonra konu İstanbul’a kaydı. Mimarlık Vakfı hem kendisine çalışma mekânı edinebilmek, hem de mimarlık müzesini gerçekleştirebilmek amacıyla arayışlara girdi. O zamanlar Fatih Belediye Başkanı olan Sadettin Tantan’ın katkısıyla amaca uygun olabilecek bir yer bulundu: Sinan yapısı Esekapı Medresesi… |
Cerrahpaşa’nın sahilyoluna ulaştığı noktadaki yapı çok harap hattâ kısmen yıkık durumdaydı. Vakıf Başkanı Maruf Önal bu yapının onarılarak kullanılabilmesi için rölöveleri ve restorasyon projelerini hazırladı. Vakıf yöneticileri Niyazi Duranay ve Engin Omacan da kendisine yardımcı oldular. Proje, mevcut yapının restorasyon ilkelerine uygun olarak elden geçirilmesini ve yapıya hiç dokunmayan bir çelik+cam örtü sistemiyle korunmasını öngörüyordu. Böylece korunan yapının kendisi de hem bir işlev kazanacak, hem de müzenin sergileme öğelerinden biri olacaktı. Ancak ne var ki, çağdaş koruma ilkelerine uygun olarak mimarca bir yaklaşımla hazırlanan öneri, ilgili koruma kurulu üyelerinin ufkunu aşıyordu. Bu nedenle proje reddedildi. Koruma Kurulu yapının zaman içinde yıkılmış bölümlerinin eski tekniklerle tıpkıyapımını (restitüsyonunu) öngörüyordu. Bu istek çok büyük bir parasal yatırım ve zaman gerektiriyordu; öte yandan yüzyıllar öncesinin teknoloji ve malzemesine göre gerçekleştirilmesi ise hemen hemen olanaksızdı. Vakfın girişimi bu nedenle sonuçsuz kaldı. Esekapı Medresesi ise şu anda yıkılmaya terk edilmiş durumda…
Müze kurulması konusunda herhalde benim bilmediğim başka girişimler de olmuştur. Bütün bu sonuçsuz girişimler ve gelişmeler bizi, Mimarlık Müzesi’ni sanal ortamda kurmaya yönlendirdi. Ve uzun çabalardan sonra programımızın ilk aşamasını gerçekleştirdik: Sanal Müze açıldı. Müze yalnızca Türk mimarlığının değil, dünya mimarlığının da İnternet ortamında uluslararası bir açılımla Türkçe ve İngilizce olarak sunulmasını hedefliyor. Türkiye açısından bakıldığında, mimarlık mirasımıza ilişkin belge, proje vb. malzeme zaman içinde yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Bugün bırakın eski belgeleri, yakın geçmişe ilişkin olanlar bile elden çıkmış durumda. Örneğin, “Anıtkabir” projeleri ortada yok. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı arşivlerinde bile yok… Emin Onat’ın projelerinin tümü kayıp. Bunların, Onat’ın ölümünden sonra aktarıldıkları ahşap köşkle birlikte yandıkları söyleniyor. Bu anlamdaki örnekler çoğaltılabilir.
Sanal Müze, dünya ve ülkemiz kültürel mirasını oluşturan bilgileri, belgeleri, projeleri, fotoğrafları, değerli malzemeleri araştırıp bulacak ve çağdaş müzecilik anlayışına uygun olarak dünya kamuoyuna aktaracak. Böylece, sağlanan malzeme bilgisayar ortamında koruma altına alınmış olacak ve gerektiğinde yararlanılmak üzere günışığına çıkarılacak. Sanal Mimarlık Müzesi’nde şu anda dört sergi var. Birincisi, Sedat Çetintaş Koleksiyonu. Mimar Sedat Çetintaş’ın 1916 yılından başlayarak, o günlerin bütün olanaksızlıklarına karşın yaptığı, Osmanlı yapılarına ilişkin olağanüstü rölöveler… Çetintaş tarafından İTÜ Mimarlık Fakültesi’ne bırakılan 110 paftalık bu koleksiyon, Taşkışla Eğitim ve Kültür Derneği’nce özel bir teknikle çerçevelenerek koruma altına alınmış ve Taşkışla’da sergilenmişti. İkinci sergi Prof. Kemal A. Arû’nun kişisel fotoğraf arşivinden bir grup fotoğrafı içeriyor. Çoğu İTÜ Mimarlık Fakültesi tarihinden ilgi çekici kesitler sunan bu fotoğraflar sanal ortama aktarılmadan önce fotoğraflarda görülen kişilerin adları belirlendi. Böylece açıklamalar ve görüntülerle sunulan belgeler “ölümsüzlük” kazanmış oldu. Bu serginin o dönemlerde yaşamış pek çok kişi için olduğu kadar, sonraki kuşaklar için de ilginç sürprizler oluşturacağını sanıyoruz. Üçüncü sergi Tan Oral’ın karikatürleri… Bilindiği gibi, Tan Oral “kenti kent yapan binalar değil, bizleriz” diyen bir mimar ve bu nedenle de karikatürlerinde çoğu zaman mimarlığın gizli-açık derin izlerini bulmak olanaklı. Dördüncü sergi, “Sahaf” adı altında, yayınlar. Burada, Albert Gabriel, Celal Esad Arseven, Sedat Çetintaş ve Engin Özendes’in kitapları ve belgeleri yer alıyor. Sergiler süreli… Bunların 45 günde bir yenilenmesi düşünülüyor. Sergilenen belge ve bilgilere sergilerin bitiminden sonra da ulaşılabilecek, çünkü sunulan değerler, dijital arşivde korunacak ve gerektiğinde kullanıma sunulacak. Sanal müzenin hizmeti bunlarla da sınırlı kalmıyor: Sitede yer alan listelerdeki web adreslerinden dünyanın çeşitli yörelerindeki bellibaşlı mimarlık müzelerine de linklerle ulaşılabiliyor. mimarlikmuzesi.org yılın 365 günü, günün 24 saati açık kalacak ve dünyanın her yerinden ulaşılabilecek. Yani kısacası, her an herkese açık bir mimarlık müzesi olacak. Şimdi müze daha başlangıç evresinde. Varlığının farkında olduğumuz birtakım teknik eksiklikler yakında giderilecek ve sergiler daha kolay gezilip algılanabilecek hale getirilecek. Sanal müzenin hazırlanmasında ve yayına girmesinde, başta Derya Nüket Özer olmak üzere emeği ve katkıları olan bütün çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederken önemli bir konuya da değinmek isterim: Müze, Yapı-Endüstri Merkezi’nin girişimleriyle gerçekleştirilmiştir ama hepimizindir; bütün mimarlık gönüllülerinindir. |


