Yapı Sektörünün Duayeni Doğan Hasol ile Sektöre Bakış Kaynak : 01.06.2008 - BTM Bülten | Yazdır

BTM Bülten: Öncelikle, BTM ‘ye Bakış okuyucuları için kendinizden biraz bahseder misiniz?

Doğan Hasol: 1961 yılında İTÜ Mimarlık Fakültesi’ni bitirdim. 1967 yılına kadar aynı fakültede Yapı Bilgisi asistanı olarak çalıştım. Yine aynı dönemde Mimarlar Odası’nda çeşitli görevlerim oldu. 1968 yılında bazı arkadaşlarımla birlikte Yapı-Endüstri Merkezi’nin (YEM) kuruluşunu gerçekleştirdik. Bildiğiniz gibi YEM, yapı konusunda çeşitli etkinlikler gösteren bir bilgi merkezi. O tarihten bu yana yaklaşık 40 yıldan beri YEM yönetiminin başındayım. Bir yandan da mimarlık çalışmalarımı eşim Hayzuran Hasol ve kızımız Ayşe Hasol Erktin’le birlikte Has Mimarlık çatısı altında sürdürüyorum. Günlerim ikiye bölünmüş durumda… Sabahları Has Mimarlık, öğleden sonraları YEM. Yıllardan beri bu böyle sürüp gidiyor. Akşamları da daha çok, okuyup yazmakla geçiriyorum. Mesleki yazılar, sözlükler, kitaplar akşamların ve hafta sonlarının ürünü..

BTM: Yapı Endüstri Merkezi fikrinin nasıl ortaya çıktığını, gelişme ve oluşum sürecini özetleyebilir misiniz?

DH: Yapı-Endüstri Merkezi’nin benzerleri yurtdışında vardı. Ben 1965 yılında Londra ve Rotterdam’daki merkezleri gezip görme olanağını bulmuştum. Türkiye’de de o yıllarda bu anlamda bir merkez kurma amaçlı bazı hazırlıklar ve girişimler vardı. Yapı konusundaki bilgileri derleyip, işleyip, kullanıcılara aktarmak bir ihtiyaç haline gelmişti. Ancak o girişimler sonuçlanmadı. Türkiye’de yine yoğun bir şehirleşme ve yapılaşma söz konusuydu o tarihlerde. Yapı teknolojisi emekler durumdaydı, yapı malzemesi çeşit olarak çok sınırlıydı; ancak yine de bilgiye gereksinme vardı. Kuilanıcıların malzemeleri topluca görebileceği bir yer yoktu. Malzeme seçimi için İstanbul’da Perşembe Pazarı’na gidilir ve dükkan dükkan gezilirdi.
Benim yabancı merkezleri yakından görmem böyle bir merkezi İstanbul’da gerçekleştirebileceğimiz şeklindeki düşüncemi perçinledi. Fikri, yakınımdaki kişilere, arkadaşlarıma açtım. Yıl 1967’ydi. Olumlu karşılayanlarla, bir birliktelik oluşturduk ve kuruluşa yönelik hazırlık çalışmalarına başladık. Ne var ki çok deneyimsizdik.. Hazırlık dönemi uzun sürdü. Ancak Mart 1968’de Harbiye’deki daimi yapı malzemesi sergisini açabildik. Daimi Sergi ilk etkinliğimizdi. Onu, çeşitli il ve ilçelere gönderdiğimiz Geçici Sergiler, Kurs-Konferans ve Seminerler izledi. Beş yıl kadar sonra da Kitabevi ve Yayınlar: Yapı Dergisi, Yapı Kataloğu ve ötekiler…
1978’de İstanbul Spor ve Sergi Sarayı’nda ilk Yapı Fuarı’nı açtık. Onu, başka illerde açtığımız fuarlar izledi. YEM Araştırma Bölümü kuruldu. O sayede Yapı Sektörü raporlarını yayımlamaya başladık.
Ardından, iletişim alanında bilgisayarın yaygınlık kazanmasına paralel olarak YEM bünyesinde elektronik yayıncılık gelişti. Sanal Mimarlık Müzesi ile yapi.com.tr ve mimarizm portalleri bunun ürünleri oldu. Bir yandan da Uluslararası Yapı Merkezleri Birliği’ne, UICB’ye üye olmuştuk. Onun yönetiminde görev aldık, hatta altı yıl süreyle başkanlığını ben üstlendim. Böylece YEM, çabalarına her yıl en az yeni bir etkinlik ekleyerek bugünlere geldi. 1968’deki 4 kişilik çalışan kadrosu bugün yaklaşık 100’e ulaştı.

BTM: YEM her geçen yıl yapı sektörüne katkılarını arttırarak devam ettirmekte, peki önümüzdeki günlerde gündeminizde ne gibi projeleriniz var?

DH: Önümüzdeki yıllarda bu etkinliklerin giderek daha çok gelişeceği, çeşit ve sayısının artacağı açık. Türkiye, gelişen bir ülke… Nüfusu artıyor, kentleşme sürüyor. Bu, her durumda yapılaşmanın süreceği anlamına geliyor. Yaptıklarımızı sürekli olarak gözden geçirme ve özeleştiri, kurumsal anlayışımızda ve geleneğimizde var. İleriye dönük programlarımızı, ülkemiz ihtiyaçlarına ve gücümüzün en üst düzeyde kullanılmasına göre geliştiriyoruz.

40. yılımızın sonunda Harbiye’den Fulya’daki yeni yerimize taşındık. Toplam 3000 m²’lik bir çalışma alanımız oldu. Etkinliklerimiz ve sosyal sorumluluk projelerimiz için çok elverişli bir alan. Bu çok amaçlı alanı, mimarlar, mühendisler, teknik öğrenciler ve sanayicilerle, daha yoğun etkinlikler için paylaşmak istiyoruz. Böylesi bir tempoyu başlattık bile… Yılbaşından bu yana, ekoloji toplantıları ağırlıklı olmak üzere yüzlerce kişinin katıldığı pek çok etkinlik düzenledik. Zaman içinde etkinliklerimiz daha da gelişecek ve çeşitlenecek. Tabii, genel gidişe paralel olarak hem gerçek hem de sanal ortamda…

BTM: YEM Yönetim Kurulu Başkanı olarak, genelinde yapı sektörü, özelinde yapı grubu ürünleri hakkındaki görüş ve önerileriniz nelerdir?

DH: Türkiye’de bütün güçlüklere karşın yapı sektörü canlılığını koruyor. Zaman zaman genel ekonomiye bağlı olarak bunalımlar yaşansa da sektör gelişiyor. Hatta her kötü şeyden iyi bir şeyin doğması varsayımındaki gibi, kimi zaman ülkede yaşanan darlıklar sektörde yeni atılımların yolunu açtı. Müteahhitlerimiz, ülkenin darboğazıarı nedeniyle dışarıya açılmayı göze aldılar ve bugünkü güçlü konumlarına geldiler. Yapı malzemesi üretimi de öyle oldu. Sektördeki firmaların sayısı çok arttı. Kırk yıl önceki sınırlı çeşit ve sınırlı üretim kapasiteleri bugün binlerce çeşide ve büyük boyutlara ulaştı. Türkiye, hem müteahhitlik hem de inşaat malzemesi üretimi konularında artık Avrupa ile boy ölçüşebilecek iddialı bir konuma gelmiştir.
Geleceğe yönelik olarak sektörün, “ekoloji” konusuna özel bir ağırlık vermesi gerektiğini düşünüyorum. Teknolojinin ve malzeme üretiminin “çevre” konusuna daha duyarlı uygulamalara ve üretime yönelmesi gerekecek.

BTM: Sizce, organize edilen yapı fuarlarının sektöre katkısı nedir?

DH: Yapı Fuarları, özellikle de YAPI-İstanbul dış dünyada da çok ilgi görmeye başladı. 2008’de 20 ülkeden ziyaretçi, özellikle bu fuar için geldi. Bugün YAPI-İstanbul, yurtdışındaki benzer fuarlarla rahatça boy ölçüşebilecek konumdadır.
Yapı-İstanbul fuarı sektörün en anlamlı buluşma platformudur. Biraz önce de belirttiğim gibi bu fuarlar artık firmaları, yerli ziyaretçilerle olduğu gibi, yabancılarla da buluşturuyor. Kimi yatırımcıların inşaata başlamak ya da kullanacakları ürünleri
seçmek üzere Yapı-İstanbul fuarını bekledikleri yönünde bazı firmalardan aldığımız duyumlar var. Fuar sırasında ve sonrasında yaptığımız soruşturmalar da bunu doğruluyor. Ayrıca şunu kısaca belirteyim: Yapı fuarlarından herkes memnun: katılan firmalar da, ziyaretçiler de…

BTM: YEM’in sektöre sunmuş olduğu hizmet, tanıtım ve yararlanma fırsatlarının sektördeki kuruluşlar tarafından ne derece etkili kullanıldığını düşünüyorsunuz?

DH: Geçen 40 yılda YEM sektördeki kuruluşlarla iç içe yaşadı. Sektörle birlikte tasalandı ya da sevindi. Üretici ile tüketici arasında güvenilir bir köprü olmayı başardı. Dengeli ve tutarlı davranış biçimiyle herkesin güvenini kazandı. Kısacası her iki kesim için de, “aileden biri” oldu. YEM’in sektöre sunduğu hizmetler ve tanıtım-bilgilendirme olanakları sektördeki kuruluşların isteğine ve yararlanma
becerilerine sonuna kadar açıktır.

BTM: Yapı sektöründe kariyer yapmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyeleriniz var?

DH: Yapı sektöründe kariyer yapmak isteyen gençler için sektördeki alanlar çok çeşitli. Öncelikle, hedeflerini ve ne olmak istediklerini, yeteneklerini de ölçerek doğru saptamaları, sonra da o yolda yalpalamadan yürümeleri gerekiyor.

BTM: Son olarak Doğan Hasol’un boş zamanlarını nasıl değerlendirdiğini merak ediyoruz?

DH: Benim bir “mutluluk” tanımım vardır: Buna değinmiş gibi oldunuz: “Mutluluk, insanın, dilediğince kullanabileceği zamana sahip olmasıdır” derim. Bu zamanı nasıl kullanacağınız size kalmıştır artık. Dilerseniz hayal kurarsınız, dilerseniz denize girersiniz; aylaklık bile hakkınızdır. Ben daha çok, düşünmeyi, okuyup yazmayı yeğliyorum.