40. yılımızın sonunda Harbiye’den Fulya’daki yeni yerimize taşındık. Toplam 3000 m²’lik bir çalışma alanımız oldu. Etkinliklerimiz ve sosyal sorumluluk projelerimiz için çok elverişli bir alan. Bu çok amaçlı alanı, mimarlar, mühendisler, teknik öğrenciler ve sanayicilerle, daha yoğun etkinlikler için paylaşmak istiyoruz. Böylesi bir tempoyu başlattık bile… Yılbaşından bu yana, ekoloji toplantıları ağırlıklı olmak üzere yüzlerce kişinin katıldığı pek çok etkinlik düzenledik. Zaman içinde etkinliklerimiz daha da gelişecek ve çeşitlenecek. Tabii, genel gidişe paralel olarak hem gerçek hem de sanal ortamda…
BTM: YEM Yönetim Kurulu Başkanı olarak, genelinde yapı sektörü, özelinde yapı grubu ürünleri hakkındaki görüş ve önerileriniz nelerdir?
DH: Türkiye’de bütün güçlüklere karşın yapı sektörü canlılığını koruyor. Zaman zaman genel ekonomiye bağlı olarak bunalımlar yaşansa da sektör gelişiyor. Hatta her kötü şeyden iyi bir şeyin doğması varsayımındaki gibi, kimi zaman ülkede yaşanan darlıklar sektörde yeni atılımların yolunu açtı. Müteahhitlerimiz, ülkenin darboğazıarı nedeniyle dışarıya açılmayı göze aldılar ve bugünkü güçlü konumlarına geldiler. Yapı malzemesi üretimi de öyle oldu. Sektördeki firmaların sayısı çok arttı. Kırk yıl önceki sınırlı çeşit ve sınırlı üretim kapasiteleri bugün binlerce çeşide ve büyük boyutlara ulaştı. Türkiye, hem müteahhitlik hem de inşaat malzemesi üretimi konularında artık Avrupa ile boy ölçüşebilecek iddialı bir konuma gelmiştir.
Geleceğe yönelik olarak sektörün, “ekoloji” konusuna özel bir ağırlık vermesi gerektiğini düşünüyorum. Teknolojinin ve malzeme üretiminin “çevre” konusuna daha duyarlı uygulamalara ve üretime yönelmesi gerekecek.

BTM: Sizce, organize edilen yapı fuarlarının sektöre katkısı nedir?
DH: Yapı Fuarları, özellikle de YAPI-İstanbul dış dünyada da çok ilgi görmeye başladı. 2008’de 20 ülkeden ziyaretçi, özellikle bu fuar için geldi. Bugün YAPI-İstanbul, yurtdışındaki benzer fuarlarla rahatça boy ölçüşebilecek konumdadır.
Yapı-İstanbul fuarı sektörün en anlamlı buluşma platformudur. Biraz önce de belirttiğim gibi bu fuarlar artık firmaları, yerli ziyaretçilerle olduğu gibi, yabancılarla da buluşturuyor. Kimi yatırımcıların inşaata başlamak ya da kullanacakları ürünleri
seçmek üzere Yapı-İstanbul fuarını bekledikleri yönünde bazı firmalardan aldığımız duyumlar var. Fuar sırasında ve sonrasında yaptığımız soruşturmalar da bunu doğruluyor. Ayrıca şunu kısaca belirteyim: Yapı fuarlarından herkes memnun: katılan firmalar da, ziyaretçiler de…

BTM: YEM’in sektöre sunmuş olduğu hizmet, tanıtım ve yararlanma fırsatlarının sektördeki kuruluşlar tarafından ne derece etkili kullanıldığını düşünüyorsunuz?
DH: Geçen 40 yılda YEM sektördeki kuruluşlarla iç içe yaşadı. Sektörle birlikte tasalandı ya da sevindi. Üretici ile tüketici arasında güvenilir bir köprü olmayı başardı. Dengeli ve tutarlı davranış biçimiyle herkesin güvenini kazandı. Kısacası her iki kesim için de, “aileden biri” oldu. YEM’in sektöre sunduğu hizmetler ve tanıtım-bilgilendirme olanakları sektördeki kuruluşların isteğine ve yararlanma
becerilerine sonuna kadar açıktır.
BTM: Yapı sektöründe kariyer yapmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyeleriniz var?
DH: Yapı sektöründe kariyer yapmak isteyen gençler için sektördeki alanlar çok çeşitli. Öncelikle, hedeflerini ve ne olmak istediklerini, yeteneklerini de ölçerek doğru saptamaları, sonra da o yolda yalpalamadan yürümeleri gerekiyor.
BTM: Son olarak Doğan Hasol’un boş zamanlarını nasıl değerlendirdiğini merak ediyoruz?
DH: Benim bir “mutluluk” tanımım vardır: Buna değinmiş gibi oldunuz: “Mutluluk, insanın, dilediğince kullanabileceği zamana sahip olmasıdır” derim. Bu zamanı nasıl kullanacağınız size kalmıştır artık. Dilerseniz hayal kurarsınız, dilerseniz denize girersiniz; aylaklık bile hakkınızdır. Ben daha çok, düşünmeyi, okuyup yazmayı yeğliyorum.