| Ağız Tadıyla Kutlanamayan Bayramlar |
Kaynak :
22.05.2008 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Ülkemizde Nisan ve Mayıs ayları bayramların yoğunlaştığı aylar. Bayram sevinç demektir, coşku demektir. Ne var ki bunları ağız tadıyla kutlamak bize kısmet olmuyor. Bu yıl da öyle oldu. Çocuklar 23 Nisan’da kendi bayramlarını doğru dürüst kutlayamadılar, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri arasına sıkışıp kaldılar. 1 Mayıs, dünyanın her yerinde şenliklerle kutlanırken bizdeki gösterilere yasaklar, şiddet ve polis dayağı damgasını vurdu. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı da yine pek çok tartışmanın gölgesinde kutlandı. Tribünde eşsiz bir cumhurbaşkanı vardı. Bir gün önce yapılan Açıköğretim Lisesi sınavlarına çarşaflı, türbanlı, takkeli öğrencilerin girmesine göz yumulduğuna ilişkin haberler ve fotoğraflar medyada yer alıyordu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bunlardan hiç haberi olmamış. Bakanlık nedense olan biteni hep sonradan, ancak medyadan öğreniyor. Soruşturma açacağını belirtiyor. Ne var ki, soruşturmalar açıldığıyla kalıyor. Eğitimdeki kadrolaşmayla gerici giyim-kuşam ve dinci baskılar giderek tırmanıyor. Sanki bakanlık, milli değil de dini eğitim bakanlığı… 19 Mayıs’ta bir televizyon programında üniversiteli gençler türbanı tartışıyordu, sanki gençliğin tek sorunu türbanmış gibi. Neyse ki bir an uyanıp “bizim en önemli sorunumuz bu değil” deyiverdiler; ardından gerçek sorunlarını dile getirdiler. Dağ gibi ekonomik sorunlar, eğitim darboğazları ve işsizlik… İki gün önceki Cumhuriyet’te, gençlerin okullaşma oranına ilişkin çarpıcı bilgiler vardı. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (BETAM) yaptığı araştırma, Türkiye’de 15-19 yaş grubundaki 6,3 milyon gençten 3,5 milyonunun okula kayıtlı olmadığını ortaya koymuş. Bunun 1,6 milyonunu erkekler, 1,9 milyonunu kızlar oluşturuyor. Yine aynı araştırmaya göre 1,4 milyon kız ve 600 bin genç erkek ne okula gidiyor, ne çalışıyor, ne de iş arıyor. Sayın Başbakan “her aileye üç çocuk” diyedursun, gençlerin durumu ne yazık ki böyle… Yarattığımız eğitim ve iş olanakları bu kadar. |
19 Mayıs’ın bir özelliği de yalnızca “gençlik” değil, aynı zamanda “spor” bayramı da olması. Spor adına etkinlikler yapılmadı. Acaba yetkililer önümüzdeki yıl, bayramın 90. yıldönümünde spor etkinlikleriyle de kutlanmasını düşünmezler mi?
Fenerbahçe Semt Takımı mı? Galatasaray Spor Kulübü, 23 Mayıs’ta Kalamış tesislerinde şampiyonluğu kutlamak üzere bir gece düzenlemeyi tasarlıyor. Fenerbahçeliler bunu provokasyon olarak değerlendirmişler ve Galatasaray’ı bundan vazgeçmeye çağırmışlar. “Türk futbolunun gerginlikleri artıracak bu tür eylemlere değil, huzura ve barışa ihtiyacı var” demişler. Galatasaray’ın şampiyonluğu kendi tesisinde kutlaması, eğlenmesi niçin tahrik edici olsun? Tesislerin komşu olması neyi değiştirir? Fenerbahçe şampiyon olduğunda bunu komşu tesiste kutluyor. Galatasaray’ın sevinmesi izne mi tabi? Garip bir durumdayız. Sevinmenin bile suç sayıldığı bir ülkeye dönüştürüldü Türkiye. İşte bayramlar gibi, şampiyonluk kutlamaları da baskı altında. Daha önce de yazmıştım: Fenerbahçe niçin Kadıköy’ü kurtarılmış bölge haline getirip kendisini oraya hapsediyor? Fenerbahçe bir semt kulübü değil ki. |

