Yücelman’ın Ardından… Kaynak : 03.12.2009 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Abdülkadir Yücelman’ı yitirdik. Çalışkan, dürüst, alçakgönüllü, saygılı, saygın… Kısacası, “adam gibi adam”…

Galatasaray yönetiminde olduğum dönemde tanışmıştık; 1991 yılı olmalı. İlk karşılaşmamız efsanevi futbolcu Pele’nin İstanbul’u ziyareti sırasında Hilton’daki bir yemek sırasında olmuştu. Pele üstlendiği uluslararası bir görev nedeniyle İstanbul’a gelmişti ve o yemeğin onur konuğuydu. Kendisiyle aynı masadaydık. O buluşma, Abdülkadir’le aramızdaki sevgi ve saygının başlangıcı oldu.

Aradan birkaç yıl geçti 1997 yılı Mart ayının ilk günlerinden biriydi. Abdülkadir beni telefonla aradı; Cumhuriyet’in spor sayfasına haftalık köşe yazıları yazmamı öneriyordu. Galatasaray Spor Kulübü yönetimindeki altı yıl süren görevim bitmişti. Yazılacak konu çoktu; üstelik söz konusu olan Cumhuriyet gazetesiydi. Tereddütsüz kabul ettim.

İlk yazım 20 Mart 1997 günü çıktı. Bugünkü yazım, Cumhuriyet’in spor bölümünde çıkan 514’üncü yazım oluyor.

Mimarlık yazıları ve yayıncılık konusundaki birikimim spor yazılarında imdadıma yetişecekti, ancak yine de spor çok farklı bir alandı. Bu nedenle, tereddüt geçirdiğim zamanlar olmadı değil. Örneğin ilk yazılarımdan birinde kararsız kaldığım bir bölüm oldu. Acaba yazdıklarım gazetenin yayın politikasına ters düşer miydi? Abdülkadir Yücelman’ı telefonla arayıp gazetenin bu konudaki düşüncesinin ne olabileceğini öğrenmek istedim. Yücelman’ın yanıtı ilginçti: “Burası Cumhuriyet… Yazar özgürdür; dilediğini yazar. Takdir kendisinindir.”

Yücelman, bir yandan gazetenin ilkelerini aktarırken bir yandan da beni yüreklendirmişti. 514 yazıyı ve o yazılardan bazılarının derlenmesiyle çıkan Galatasaray’da Düşler/Gerçekler kitabımı onun yazma önerisine ve yüreklendirmesine borçlu olduğumu belirtmeliyim.

Yücelman sporun ve gazeteciliğin özverili gönüllüsüydü; yalnız futbolun değil, başta atletizm olmak üzere bütün sporların… Çevresindekileri hem gazetecilik hem de spor alanında sessiz sedasız, fark ettirmeden eğittiğinin tanığıyım. Zaten Cumhuriyet’in spor servisinde onun çizgisinde yetişmiş olup bu işi sürdürenler kadar, gazeteciliğin başka dallarına geçmiş olanların başarıları da söylediğimi doğrular niteliktedir.

Gazetesi Cumhuriyet’e yürekten bağlıydı. Gazetenin olanaklarının artırılması ve gelişmesi yolunda sürekli olarak projeler üretmek peşindeydi. Silivri Çanta beldesindeki Cumhuriyet Mahallesi ve gazetenin Gezi eki onun bu çabalarının ürünleridir.

Candan bir dostu yitirmenin yanısıra, az bulunur niteliklere sahip bir insanı, bir İstanbul efendisini de yitirmenin üzüntüsüyle doluyum. Işıklar içinde yatsın.