| Yüzüncü Yazı |
Kaynak :
24.03.1999 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Bu yazı Cumhuriyet spor sayfalarındaki yüzüncü yazım. Demek ki yaklaşık yüz haftadır birlikteyiz. Cumhuriyet ailesi içinde sizlerle birlikte olmaktan mutluyum. DOPİNG Türkiye son günlerde iki doping olayı yaşadı. Birincisi Galatasaray’ın futbolcusu Hasan Şaş’la ortaya çıktı; ikincisi, atlet Lâle Öztürk’le. Her iki olayın da tedavi amaçlı olarak alınmış ilaçlardan kaynaklandığı anlaşılıyor. Ama bu bir mazeret olamıyor çünkü sporda dopinge karşı yönetmelikler açık. Tedavi amaçlı bile olsa, doping maddeleri içeren ilaçların kullanılması yasak. Daha önce iki yazımda doping konusunu işlemiştim. Bizde, bu işle uğraşan laboratuvar hâlâ kurulmadığı için şimdiye kadar üzerinde pek durulmayan bir konuydu doping. Laboratuvar yine yok ama, dış laboratuvarlardan yararlanılarak kontrollar başlatılmış durumda.. Benzer olaylarla karşılaşılmaması için sporcuların çok dikkatli olmaları gerekiyor. Hasan Şaş’ın Sakarya’da oynanan kupa maçından önce gripal rahatsızlığına karşı aldığı bir tablet Lâle Öztürk olayı daha sessiz geçerken Hasan Şaş olayı kulüplerin rekabet fırtınası içinde kıyamet kopmasına neden oldu. Kötü niyetten çok bilgisizlikten kaynaklanan Şaş olayı, kimi kulüp yöneticilerince fırsat bilinerek neredeyse doping, Galatasaray’da |
geçerli bir sistemmiş izlenimi verilmeye çalışıldı. Aslında, böyle bir olayın bilinçli olarak abartılmasıyla, rakibin köşeye sıkıştırmaya çalışılması, “rekabetin sınırlarını aşıp düşmanlığın sınırları içine girmez mi ?” diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Galatasaray’ın dopinge hiçbir zaman yeşil ışık yakmadığını inançla söyleyebilirim.
Ligdeki sıralamayı etkileyebilmek amacıyla kızıştırılan kulüplerarası hırçın polemiklerin bu amaca hizmet etmesini ummak boş bir beklentidir. Üç puanlı sistemde, bu konuda daha gerçek etmenlerin olduğunu, geçtiğimiz hafta Adanaspor, Galatasaray beraberliğiyle; Sakaryaspor da Fenerbahçe galibiyetiyle göstermedi mi ? KIZDIRAN ATLET Bu başlığı taşıyan bir gazete haberi dikkatimi çekti. Haber aynen şöyleydi : “Sakarya’daki, Kros Şampiyonası nedeniyle kamp yaptıkları otelde Galatasaray – Adana maçını izleyen Fenerbahçeli bir atletin, beraberlik golünden sonra sevinç çığlıkları atıp, “Galatasaraylıyım” demesi yönetimi harekete geçirdi. Kulüp Müdürü Serkan Acar “Bu atleti takımdan atacağız” dedi.” Amatör dallarda gizli profesyonellik giderek yaygınlaşıyor. Bu işte Fenerbahçe başı çekiyor. Örneğin, bünyesindeki atletizm, yüzme, kürek gibi birçok amatör şubeyi başka kulüplerin altyapısında yetişmiş sporcuların transferiyle geliştirdi. Ne var ki, gönüllerinde, yetiştikleri kulübün sevgisini taşıyan genç sporcular, para karşılığı geçtikleri yeni kulüplerinde de eski sevgilerini korumayı sürdürüyorlar. Kimileri renklerini gönüllerinde saklayabiliyorlar, kimileri de gazete haberi örneğindeki gibi boş bulunup açığa vuruyorlar. Gizli profesyonellik ve bu yoldan sağlanan para, kulüp sevgisini yüreklerden silmeye yetmiyor demek ki.. e-posta : hasmim7@ibm.net faks : (212) 211 34 20 |

