2008’e Doğru Kaynak : 28.02.2001 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

2008 olimpiyatlarının yapılacağı yerin belirlenmesi süreci başlıyor. İstanbul, 2000 ve 2004 için olduğu gibi, bu kez de aday. 20 Mart’ta Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nden 17 kişilik bir uzmanlar grubu İstanbul’a gelerek olimpiyat olanakları konusunda incelemelerde bulunacak, halkın olimpiyat fikrine ilgisini ölçecek, sonra da İstanbul’a not verecek.

İstanbul’un rakipleri, İstanbul’la birlikte finale kalmış olan Osaka, Toronto, Pekin ve Paris.
Seçim aşamasında büyük bir yarış ve çekişme olacak. Televizyonun ve naklen yayınların henüz gelişmemiş olduğu yıllarda, olimpiyadı düzenleyen ülkeler harcadıklarını kolayca geri alamıyorlardı. Artık durum öyle değil. Sonuçta, düzenleyen ülkenin tanıtımından başlayarak pek çok maddi – manevi kazanç söz konusu. Bunun için de talipler çok.

İstanbul, aslında olimpiyat oyunları için coğrafi bakımdan, dünyadaki en uygun noktalardan biri. Çeşitli ülkelerden ulaşılması kolay.. Ayrıca, tarihsel, kültürel ve doğal zenginliklerinin büyük çekiciliği var. Ama öte yandan, karar verecek olanları tereddüde sevk edecek pek çok dezavantaj, pek çok sorun da ortada. Sorunlar daha çok kendi yapımızdan, anlayışımızdan kaynaklanıyor. Bunlar yalnızca İstanbul’un sorunları da değil, ülkenin sorunları… Siyasal, ekonomik, toplumsal istikrarsızlıklar bir türlü aşılamıyor. Siyasal bunalımları ekonomik bunalımlar kovalıyor. Ve bunları toplumsal olaylar, güvenlik sorunları, hattâ iç ve dış kaynaklı terör izliyor. Daha biri bitmeden öteki başlıyor. Örneğin, terör biter gibi oluyor, dış baskılar ya da ekonomik bunalım geliyor. Olduğu varsayılan demokrasi bir türlü işletilemiyor.

Bunların çoğu kendi yarattığımız engeller. Engelleri, sorunları önce yaratıyor, sonra çözmeye uğraşıyoruz. Böylece, gücümüzü kısırdöngülerde tüketiyoruz. Devletin, hükümetin tepesinde, Meclis’te bile kavga egemen. Düzeysiz politikalar, düzeysiz politik çekişmeler hiç bitmiyor. Oysa kavga ve çekişme kültürü, temeli hümanizm olan, barış, dostluk ve kardeşliğe dayanan olimpizm anlayışı ve hedefleriyle hiç bağdaşmıyor.

Türkiye’deki eksikler yalnızca tesis yokluğundan kaynaklansa, sorun yok. Tesisler yapılır, hattâ yedi yıl sonra yarışıp başarılı olacak sporcular bile yetiştirilir. Bizde asıl eksik olan, olimpizm doğrultusundaki anlayış ve inanç. İşte, onu sağlamak kolay değil.

Bugünkü durumda olimpiyatların İstanbul’da yapılması için hükümet düzeyinde bir politik irade, kararlılık ve inanç görülmüyor. İstanbul’un, olimpiyat oyunları için adaylığı üçüncü kez gündeme gelebiliyorsa, bu, inancını sonuna kadar ortaya koymuş olan bir insanın, TMOK Başkanı Sinan Erdem’in kişisel çabaları ve inadı sayesinde olabilmiştir. Aynı inancı devlet ve hükümet gösterebilecek mi ? Ya da çağdaş eğitim yerine dogmalarla yetiştirilmiş, ya da düşünmek yerine körükörüne inanmaya koşullandırılmış, yaşama sevincinden uzak, yüzü gülmeyen toplumumuz ?

Olimpiyat, şenliktir. Yüzü gülmeyen mutsuz insanların şenlik düzenlemesine olanak tanıyacaklar mı ? Göreceğiz.