| Coşkusuz Bir Genel Kurul |
Kaynak :
21.02.2001 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Galatasaray’ın olağan genel kurulu geçen cumartesi günü yapıldı. Bilindiği gibi, kulüplerde genel kurullar her yıl toplanıyor ve bir yılda yapılanlar gözden geçiriliyor. İki yılda bir de seçim var. Bu kez seçim yoktu; üyelerin katılımı da, heyecanı da azdı. Süren yönetimi beşinci yılını doldurdu; bir yıl daha yola devam. Geçen sürede futbolda büyük başarılar kazanıldı; ancak malî yapı çok bozuldu. Süren, Kulübün gelirlerini artırmayı tasarlıyordu; gelirler arttı ama, öylesine savurganca davranıldı ki, gelirler giderleri karşılamaktan sürekli uzak kaldı. Gelir-gider makası açıldı. Aradaki fark, borçlanma yoluyla kapatılmaya çalışıldı. Borçlanma için genel kurullardan yetkiler alındı; yetkiler aşıldı. Borçlar bankalara, hem de döviz bazında olduğu için kur farklarıyla, yüksek faizlerle çığ gibi büyüdü. Yalnızca 2000 yılı banka faiz ve komisyonları yaklaşık 10 trilyon lira oldu. Bu durum Denetleme Kurulu raporunda eleştiri boyutunda vurgulanmış. O denetleme kurulu ki, tüzük gereği Yönetim Kurulu ile birlikte ortak listeyle seçiliyor. İşte, o rapordan alıntılar : “Nakit Sıkıntısı Mevcuttur” başlığı altında, dönen varlıkların kısa vadeli borçlara oranının 0,47 olduğu belirtildikten sonra şunlar söyleniyor : “Bu oranın “1” olması, yani dönen varlıklarımızla kısa vadeli borçlarımızı başabaş karşılayabilmemiz gerekirdi. Ancak Dönen Varlıklarımız, kısa vadeli borçlarımızın sadece yüzde 47’sini karşılayabilmektedir. İçinde bulunulan nakit sıkıntısı buradan kaynaklanmaktadır. Cari giderleri karşılayacak işletme sermayesi, nakit varlık yoktur. Borçlarımızın, günlük faiz ve ana paralarının, vadelerinde ödenmesi büyük beceri gerektirmektedir.” |
Süren yönetiminin başlangıçta, sporda büyük vaatleri yoktu. Vaatler Kulübün ekonomik yapısının geliştirilmesi üzerineydi. İki önemli hedef vardı. Birincisi, bir şirket kurularak Kulübe yeni gelirler sağlanacaktı; ikincisi, Ali Sami Yen stadı yıkılacak, yerine yepyeni bir stat yapılacaktı. Varsayıma göre, yeni stat kısa sürede hem kendi yapım giderlerini ödeyecekti, hem de ileride Kulübe gelir sağlayacaktı.
Şirket kuruldu ve beşinci yılda, hisselerinin yüzde 21,05’i yabancı bir fon kuruluşuna (AIG’ye) 20 milyon dolar karşılığında satıldı. Büyük umutlarla beklenen para, Kulübün büyük harcamaları karşısında cılız kaldı. Örneğin, Hakan Şükür’ün transferinden beklenen para da 20 milyon dolardı, Jardel de 28 milyon dolar.. Zaten gelen para, daha geldiği gün harcanıp bitti. Başka bir umut, hisselerin bir bölümünün borsa kanalıyla halka açılması projesi ise gerçekleştirilemedi. AIG’ile yapılan hisse satışı anlaşmasına göre Kulübün yıllık yaklaşık 35 milyon dolarlık sağlam geliri de ortak şirkete, Galatasaray Sportif A.Ş.’ye devredildi. Şirket hiçbir şey yapmasa – ki şimdilik durum öyle -, AIG her yıl bu paranın yüzde 21’ini, yaklaşık 7 milyon dolarını kâr olarak alacak. Öte yandan Ali Sami Yen stadı yatırımına ilişkin olarak büyük – bence yanlış ve gereksiz – harcamalar yapıldı; ortada henüz somut bir gelişme yok. Evet, futbolda çok büyük başarılar kazanıldı, ama bir yandan da kötü yönetim sonucu malî yapı öylesine bozuldu ki, hastalığın artık, sportif başarıları engelleyecek, hattâ Kulübü tehdit edecek boyutlara geldiği söylenebilir. |

