| 2009 Sonunda Türkiye’de Mimarlık Ortamına Bakış |
Kaynak :
15.01.2010 -
Yapı Dergisi - 338
|
Yazdır
|
|
Yıl başlarında bir önceki yılın gelişmelerini derleyen bir yazıyla karşınıza çıkmayı âdet haline getirmiştim. Aslında sonuçlar alınabilmesi ve yargılara varılabilmesi için bir yıl oldukça kısa… Türkiye, 2009 yılını özellikle siyasal ve toplumsal alanlarda bitmez tükenmez kısır kavga ve çekişmelerle geçirdi. Bu alanlarda bilançonun ekside olduğu açık. Ekonomik kriz ise bütün dünyayı olduğu gibi Türkiye’yi de sarsmayı sürdürüyor. Yılın son günlerinde düzenlenen Mimarlık ve Eğitim Kurultayı bence yılın en dikkate değer buluşmalarından biriydi. Mimarlar Odası’nca bu konuda ilk kez 2001’de düzenlenen kurultayların 5’incisiydi bu. “Kalite/Yetki ve Sorumluluk” konuları ele alındı ve üç gün boyunca tartışıldı. Mimarlık bilinci eksikliği hâlâ Türkiye’nin önemli engellerinden biri gibi görünüyor. Bu kurultayın da verilerinden yararlanarak bu kez yılı, “mimarlık”ın bazı temel konuları üzerinden değerlendirmeye çalışalım. İlk saptama şu olabilir: Ülke çapında ciddi bir eğitim planlaması bulunmadığı gibi mimarlık için de bir eğitim planlaması yok. YEMAR’ın son araştırmasına göre (1) şu anda YÖK sistemi kapsamında Türkiye’de 42 mimarlık okulu var. Bunların 29’u devlet, 13’ü vakıf okulu (2). Ayrıca 5 okul da KKTC’de… 1990’da Türkiye’deki mimarlık okulu sayısı yalnızca 11’di. Geçen 19 yılda okul sayısı yaklaşık 4 katına çıkmış. Okulların sayısı ve öğrenci kontenjanı, siyasal nedenler ve YÖK tasarrufuyla ölçüsüz bir şekilde artırılıyor. Üniversiteler, gerçek ihtiyaç belirlenmeden sırf politik kararlarla, iktidarın politik ihtiyacına göre açılıyor; kontenjanlar da aynı anlayışla artırılıyor. 2009 yılı mimarlık okulları kontenjanı vakıf üniversiteleri için 1417, devlet üniversiteleri için 1442 oldu. On yıl önce mimarlık okullarının öğrenci kontenjanı 2000 kadardı, bugün 3000’e yaklaştı. Ne var ki 2001’de lisans öğretiminde öğretim elemanı/öğrenci oranı 1/12 idi; bugün 1/25. Öğretim üyesi yetersizliği sayısal olarak ortada. Bu okullardan şimdilik her yıl yaklaşık 1500 yeni mimar çıkıyor. Sayının, kontenjanlarla birlikte artacağı kesin. Mimar sayısına gelince, Mimarlar Odası’nın 36.061 üyesi var. Bunların 8811’i aktif serbest mimarlık yapıyor. Yaşı 30-40 arasında olan üyeler çoğunlukta. Ortalama yaş giderek düşüyor; başka bir deyişle Türkiye mimarları gençleşiyor. Yine kayıtlara göre üyelerin %38’i kadın, %62’si erkek. Kadın mimarların oranı da giderek artıyor. Yurtdışında olduğu belirlenen mimarların oranı %3 gibi; ancak bunun da, kayıt eksiklikleri nedeniyle gerçeği tam yansıtmadığı, belki de bilinenin iki katı olabileceği belirtiliyor. Bilindiği gibi, mimarlara ilişkin sayılar yalnızca Oda’nın üyelerine ilişkin bulguları içeriyor. Kamu çalışanı mimarların Oda’ya kaydolma zorunluluğu yasayla kaldırıldığı için onlara ilişkin veriler bilinmiyor. Kamuda çalışan mimar sayısını Devlet Personel Dairesi bile bilmiyor. 6000 dolayında mimarın kamuda görevli olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’de bugün izlenen yerelleşme politikası doğrultusunda, merkezi yönetimler giderek küçülüyor ve yerel yönetimler karşısında giderek güçsüzleşiyor. Ne var ki yerel yönetimlerin yapılanması, planlama alanında ve teknik konularda çok yetersiz. Yerel hizmetler giderek ticarileşiyor. Yine Mimarlar Odası’nca hazırlanan bir rapor, kamuda mimarlık hizmetlerinde yerelleşme konusunu ve yerel yönetimlerdeki mimar istihdamının yetersiz durumunu ortaya koyuyor. İmar ve planlama konularının tümünü emanet ettiğimiz toplam 3189 belediyede 1290 mimar çalışıyor; belediye başına 0.4 mimar, yani 10 belediyeye yalnızca 4 mimar. Ayrıca başka bir gariplik: 14 ilde ve o illere bağlı belediyelerde hiç mimar yok. Mimarlar Odası’nın 25 şubesi ve 82 temsilciliği var. En çok üyesi olan İstanbul Büyükkent Şubesi’nin üye sayısı 14.894. Oda’nın toplam üyelerinin yarısı İstanbul’daki okullardan mezun. Bunların üç büyük okula göre dağılımı şöyle: İTÜ 6221, MSGSÜ 5004, YTÜ 4783. Mimarlık okullarındaki eğitim süresi, uzunca bir zamandan beri tartışılıyor. ?u anda varılan noktada eğitim süresinin 4+1 yıl ya da kesintisiz 5 yıl olması kabule daha yakın gibi görünüyor. Ayrıca 1 yıl zorunlu meslek pratiği, sonra da Mesleğe Kabul Kurulu süzgeci söz konusu olabilecek. Ardından da meslek yaşamı boyunca, sürekli mesleki gelişim (SMG)… Bilindiği gibi şu anda mimarlık okullarında eğitim süresi YÖK standartları uyarınca 4 yıl; sonra da herhangi bir süzgeç söz konusu değil. Okulu bitiren herkes “mimar” unvanıyla ve her tür mesleki yetkiyle donatılmış olarak meslek hayatına atılıyor. Dünyada 4 yıllık eğitimden sonra derhal yetki kullandıran tek ülke konumundayız. Avrupa Mimarlar Konseyi ACE (Architects’ Council of Europe) politikasına göre 5 yıllık bir kesintisiz mimarlık eğitimi, ayrıca 2 yıllık mesleki deneyim edinme zorunluluğu söz konusu. Kurultay’a katılan ACE Başkanı Juhani Katainen ACE’ye üye 33 ülkede 483.000 mimar bulunduğunu belirtti. Rakamlara göre bunun %7’sinin Türkiye’de olduğu anlaşılıyor. ACE Eğitim Komisyonu Başkanı Ferenc Makovenyi’nin belirttiğine göre de Avrupa’da şu anda 350 mimarlık okulu ve 125 bin mimarlık öğrencisi var. Çağdaş mimarlık eğitiminin çerçevesini tanımlamak üzere, Mimarlık Eğitimi Onay Sistemi için benimsenmiş olan, UNESCO-UIA Mimarlık Eğitimi ?artı, uluslararası düzeyde geçerli. O belgenin kabullerine göre, mimarlık okullarının eğitim düzeyi için yerine getirilmesi gereken 11 nokta söz konusu (3). Türkiye bunun neresinde oluyor acaba? |
UIA 10 yıl sonra dünyadaki mimar sayısının 3 milyonu bulacağını, bunun 1/3’ünün Çinli olacağını belirlemiş. Avrupa’da ise, hizmetlerin Avrupa’da Serbest Dolaşımı Anlaşması GATS’la, yabancı mimarların Türkiye’de çalışmaları kolaylaştırılmış durumda. Buna karşılık Türk mimarların yurtdışı çalışmalarında kısıtlamalar sürüyor. Seyahat vizesi hâlâ herkesin belini büküyor; ayrıca, okulların Avrupa okullarıyla denkliği sorunu, eğitim süreleri ve akreditasyon eksikliği, çözülememiş durumda. Türkiye’de meslek alanının yeniden düzenlenmesi ve mimarlıkta kalite güvencesi, artık iyice zorunlu hale gelmiş bulunuyor. Öte yandan yatırımcılarımız çoğu kez, olmayacak imar kararlarını, yabancı mimarlar kanalıyla meşrulaştırmak için onlardan yararlanma yolunu seçiyorlar. Böyle durumlarda yerli mimarlara da taşeronluk ya da imzacılık kalıyor. Yine Kurultay’da bildirildiğine göre, ülkelerin yüzde 90’ında Mimarlık mesleği yasalarla düzenlenmiş durumda. Bir bölümünde de çok iyi belirlenmiş ve belgelenmiş Mimarlık Politikaları var. Bizde ise mesleğe ilişkin iki yasa var. Biri, 1938’den kalma “Mühendislik ve Mimarlık hakkında Kanun”, öteki 1954 tarih, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) yasası. Doğal ki her iki yasa da eskimiş ve günün gereksinmelerini karşılamakta yetersiz durumda. Ülkemizin Mimarlık Politikası ise bırakın yazılı olmayı, hiç yok. Kalite aranmıyor; proje yaptırma düzeni, ihale sistemi karmakarışık. Kamu kesiminde bile her kurum bildiğini okuyor ve tam bir yetki kargaşası içinde o kurumların bilgi, görgü ve deneyim yoksunu girişimleriyle mimarlık giderek yozlaşıyor. Yılın son günlerinde Ankara’da TOKİ konutlarının teslim töreninde Başbakan’ın, Kuzey Ankara’da bundan böyle Selçuk Mimarisi tarzında apartmanlar yapılması gerektiği yolundaki tuhaf talimatını medyadan hayretle izledik. Kurultay’a gönderdiği mesajda Bayındırlık ve İskân Bakanı, “Kamu ile mesleğin çelişmesine son vermeliyiz” diyordu. Son zamanlarda yetkileri başka bakanlıklara ve kurumlara dağıtılmış olan ve yeniden yapılandırılmaya çalışılan Bakanlık, 2009 içinde, çok geniş bir uzman katılımıyla Kentleşme ?urası 2009’u gerçekleştirdi. Bakalım orada belirlenen öneriler ve sonuçlar nasıl değerlendirilecek? Bakanlık bu kez de Mimarlık için büyük bir sempozyum düzenleyecekmiş. Yeni yılda daha iyi şeyler olabileceği beklentisiyle umutlanabilir miyiz acaba?
FOLIA projesi=Yaşasın Mimari İstanbul Serbest Mimarlar Derneği, hedefleri doğrultusunda bir projeyi daha gerçekleştirmiş bulunuyor: AB desteğiyle hazırlanıp sürdürülen FOLIA (Fragments of Living in Architecture) – “Yaşasın Mimari” projesi. Kuruluş belgesinde de saptandığı gibi, Derneğin ana hedeflerinden biri, toplumda mimarlık bilincinin yaygınlaştırılmasıdır. Bilindiği üzere, “mimarlık” birikimi bir toplumun kültürel düzeyini ortaya koyan en önemli göstergedir ve iyi mimarlık, ancak toplumun istemesi ve katkılarıyla gerçekleştirilebilir. FOLIA projesi bu anlayış doğrultusunda sürdürüldü. Mimarlığın çeşitli ilişki ve bileşenleri bütüncül bir anlayış içinde ele alınarak irdelendi. 22 dakika süreli 13 filmden oluşan dizi 22 Ağustos-21 Kasım 2009 tarihleri arasında her cumartesi günü NTV’de yayımlandı. Ayrıca NTV’nin uygun gördüğü zamanlarda yeniden gösterildi. Filmlerin metinlerinin ve görsel malzemesinin hazırlanmasından, çekimine ve yayımına kadar çeşitli evrelerde pek çok kişinin katkıları sağlandı ve çoklu uzman katılımıyla, tutarlı ve başarılı bir proje gerçekleştirilmiş oldu. Film dizisinin yanısıra proje kapsamında iki konferans etkinliği söz konusuydu. Bu kapsamda Dernek üyeleri Emre Arolat ve Han Tümertekin yapıtlarını ve görüşlerini Paris’te sundular; karşılıklılık ilkesine uygun olarak ünlü Alman mimar Stefan Behnish İstanbulSMD’nin konuğu olarak İstanbul’da YEM’de bir konferans verdi. Film dizisinin 40 dakikalık Almanca versiyonu, Alman Mimarlar Birliği BDA’nın organizasyonuyla, ilgili TV’ler aracılığıyla Alman kamuoyuna sunulacak. Çabaların daha sürekli kılınabilmesi ve filmlerin daha geniş kitlelere sunulabilmesi için bir kit tasarlandı. 2 DVD’de toplanan 13 dizilik sunuş kitin içinde yer alıyor. 4000 adet hazırlanacak kitin, kişisel kullanımlar için olduğu kadar, yayın ve eğitim-öğretim ortamlarında da zaman zaman sunularak yararlı olacağı düşünülüyor. Ayrıca, filmlerin Derneğin web sitesinde (www.ismd.org.tr) izlenmesi olanağı da var. Mimarlık bilincinin toplumda yaygınlaştırılması çabasından dolayı İstanbul Serbest Mimarlar Derneği’ni kutlamak gerekiyor.
Notlar 1.http://www.mimarizm.com/Haberler/HaberDetay.aspx?id=49856 2.13 vakıf okulundan biri olan Bilgi Üniversitesi’nde yalnızca lisansüstü mimarlık eğitimi var. 3.http://mimarlarodasi.org.tr/UIKDocs%5ConaysitemiTR.pdf. |

