33 Yıl, 300 Sayı Kaynak : 01.11.2006 - Yapı Dergisi - 300 | Yazdır

Elinizdeki sayı YAPI’nın 300. sayısı, yani bir kutlama sayısı. 300 sayıyı süreklilik içinde, tempoyu aksatmadan yayımlayabilmek kolay değil. YAPI, Türkiye’de kendi kategorisinde, yayın yaşamını, aksatmadan, kesintisiz olarak düzenli şekilde en uzun solukla sürdürebilmiş ilk dergidir; 1973’ten Haziran 1988’e kadar her iki ayda bir, sonra da aylık olarak düzenli tempoda yayımlanarak, döneminde bir rekora imza atmıştır.
YAPI’yı yayımlamaya Temmuz 1973’te, yani bundan 33 yıl önce başlamıştık. O günlere ilişkin düşünceleri, öyküleri, anıları 100.cü sayıda anlatmıştım. Onları burada yinelemek istemiyorum. Yalnızca, katkıları olanları bir kez daha sevgiyle anarak, Dergiyi bugüne getirenlere teşekkürlerimizi bir kez daha sunmak istiyorum.
1973 Türkiyesi genelde nasıldı?..
O yıl Cumhuriyet’in 50. yıldönümü kutlanıyordu, ama toplumsal ve politik ortam yine sakin değildi. 27 Mayıs 1960 ihtilâli geride kalmış, ondan yaklaşık on yıl sonra 12 Mart 1971 askeri müdahalesi gelmişti. Hâlâ bir ara rejim yaşanmaktaydı. 1973’te Kontenjan Senatörü emekli Oramiral Fahri Korutürk uzun arayışlar, çeşitli girişimler, politik çekişmeler sonrasında, uzlaştırıcı bir kişilik olarak cumhurbaşkanı seçilmiş, yine bir Kontenjan Senatörü, Naim Talu Başbakanlığa getirilmişti. 14 Ekim’de yapılan seçimlerde Mecliste kazandığı 185 koltukla B. Ecevit başkanlığındaki CHP birinci parti olmuş, onu 148 koltukla S. Demirel‘in Adalet Partisi (AP) ve 48 koltukla N. Erbakan‘ın Milli Selamet Partisi (MSP) izlemişti. Seçimler 7 partili bir meclis yapısı getirmişti; MSP anahtar parti konumundaydı. Ecevit, Demirel ve Talu‘nun ayrı ayrı hükümet kurma girişimleri o yıl içinde sonuç vermemiş, hükümet ancak 1974 yılı Ocak ayı sonunda CHP-MSP koalisyonu şeklinde kurulabilmişti. Özetle, siyasal ve toplumsal yaşam yine çalkantılıydı. Olaylar, sonuçta 12 Eylül 1980 darbesini hazırlayacak şekilde gelişiyordu.
Ekonomik duruma gelince… 1973’e ilişkin göstergeler şöyle: yıllık fiyat artış hızı yüzde 20,5, dolar kuru 14,28 TL, GSMH büyüme hızı yüzde 4,9, kişi başına ulusal gelir 5354 TL (375 dolar). 1969-73 arasında ekonomik büyümenin yıllık ortalaması yüzde 6,4, bir sonraki dönemde, 1973-77 arasında ise yüzde 5,3. Aynı yıl Keban Barajı işletmeye alındı. 516 milyon liraya çıkan ve 1574 günde yapılan Boğaziçi Köprüsü de Cumhuriyet’in 50. yıldönümünde,
29 Ekim’de hizmete girdi.
Yayıncılığa, özellikle de mimarlık yayıncılığına gelince… 1973’te, zaten belli bir yoğunluğa ulaşamamış olan mimarlık yayınları durağan bir döneme girmişti. Kırk yıllık Arkitekt artık çıkmıyordu, Mimarlık ve Sanat, 10 sayıdan sonra yayın yaşamına son vermişti, Mimarlar Odası Mimarlık dergisini Mayıs sayısıyla Ankara’ya almış, ama düzenli yayın temposunu bir türlü tutturamamıştı. Kısacası, mimarlık yayınları alanında bir boşluk vardı. YAPI’nın çıkarılması kararında biraz da bu boşluğun doldurulması gerekliliği etkin oldu. YAPI böylece, doğru zamanda, doğru yerde doğdu.
Mimarlık dışı yayınlar alanında ise, o yılların en önemli olayı Gırgır’ın yükselişiydi. Gırgır mizah gazetesinin tirajı 1972’de 500.000’e ulaşmıştı. Anlaşılan, halk Gırgır’la, evde kitap bulundurmayı bile neredeyse suç sayan baskıcı 12 Mart ara rejiminden öç alıyordu, ya da mizahla ferahlıyordu.
YAPI adı, geniş bir alanı kapsayacak bir kavram olarak benimsenmişti. Bir yandan da, çıkaran kurumun adını yansıtıyordu. Dergi, ülkenin yapısını oluşturan çeşitli konulara geniş bir yelpazede eğilecekti. Birinci sayıda şunları vurguluyorduk : “…En geniş kapsamıyla aldığımız YAPI sözcüğü böyle bir çabanın simgesidir. YAPI Dergisi… en geniş anlamıyla tüm yapısal sorunları incelemek amacındadır. Bu bakımdan, ağırlık merkezi inşaat, teknik ve endüstri olmak üzere çeşitli sorunlar, iktisadi konulardan sanat konularına kadar açılan bir yelpazede, bir bütünlük içinde ve elden geldiğince eksiksiz olarak ele alınacaktır.”
Sürekli olarak bunu yapmaya çalıştığımızı söyleyebiliriz.
YAPI, zaman içinde “mimarlık”a daha büyük ağırlık tanıdı ve sonuçta, bir mimarlık dergisinin düzenli tempoyla sürekli çıkarılabileceğini Türkiye’de kanıtlayan ilk örnek oldu. Böylece, Türkiye’de bir zoru başardığımızı söyleyebiliriz.
Az kadroyla, ekonomik kaynakları çok zorlamadan, işbirliği, elbirliği, gönülbirliğiyle çıkarılan bir dergi oldu YAPI. Künyesinde adları anılamayacak kadar çok yazarın, vefalı okurların, çalışanın, omuz verenin, gönüllü danışma kurulunu oluşturdukları bir dergi…
İnsancıl değerleri, toplum çıkarlarını, özgür düşünceyi, doğal-kültürel-tarihsel çevreyi ödünsüz bir şekilde savunup koruyan bir dergi… Bilimden, sanattan, haktan, hukuktan yana olan ve yayında sürekli olarak bu ilkeleri gözeten bir dergi… Doğru olduğuna inandığı düşünceleri hiç yılmadan dile getirerek aktarmaya, tartışma platformu yaratmaya, özgür düşüncenin önünü açmaya çalışan bir dergi…
YAPI, genelde yansız olmaya çalıştı, ancak yukarıdaki değerlerden yana tavır almaktan hiç çekinmedi. Bu ilkeleri koruyarak çevre, kentbilim (şehircilik), mimarlık, teknoloji, tasarım, sanat konularında onbinlerce sayfalık bir kaynak ve belgelik üretti. Derginin bir başka misyonu da, Yapı-Endüstri Merkezi’ne canlı bir yayın programı için çığır açması oldu.
“YEM Yayın”ın bugün kendi alanında, kataloglar, teknik kitaplar, mimarlık ve sanat kitapları, ansiklopedi ve sözlüklerle Türkiye’nin önde gelen yayınevlerinden biri konumuna gelmesinde YAPI Dergisi’nin önemli bir payı ve itici gücü vardır. Yine derginin bir yan ürünü olan “YAPI”dan Seçmeler dizisi ise bir süzme yayın olarak Türkiye’nin mimarlık kitaplığındaki yerini almıştır. Şimdi bütün bu birikimi bilgisayar ortamına aktararak hem araştırmacılara, hem de daha geniş kitlelere sunmayı planlıyoruz.
300 sayılık yayın sürecinde izlenmiş olan ilkeleri başlıklarıyla özetlemeye çalışalım. YAPI dergisi iyiden, doğrudan, güzelden yana taraf olmuştur. Yeniliklere, yeni düşüncelere, yeni anlayışlara açıktır. Doğal, tarihsel, kültürel değerlerin, çevre değerlerinin korunmasından, şehirciliğin bilimsel ilkelerinden ve insan odaklı toplumdan yanadır.
Dergi bu bağlamda şu öncelikleri gözetmiştir:

•Şehircilik (kentsel planlama + kentsel tasarım), mimarlık, içmimarlık, peyzaj mimarlığı, restorasyon, teknoloji ve tasarım konularının bir bütünlük içinde derginin konularını oluşturması,
•Mimarlığın sanat ve toplumun yararı için yüceltilmesi, mimarlığın ilkesel değerlerinin korunması, mimarlık varlığımızın artırılması,
•Yapı teknolojisinin ve mühendislik dallarının toplumun yararı için geliştirilmesi,
•Yağmaya, çevre değerlerinin talanına (yeşilin, ağacın, havanın, suyun….), başta kent toprağı olmak üzere genelde toprağın yağmalanmasına ya da spekülasyon aracı olarak kullanılmasına karşı olunması,
•Tarihsel ve doğal değerlerimizin yalnız kendi ülkemiz ve insanımız için değil, bütün insanlık adına korunması gerektiği bilincinin yaygınlaştırılması; aynı bilincin ülkemiz dışındaki coğrafyalar için de geçerli olduğunun savunulması (örn. Irak ve Lübnan’a saldırılar),
•Kaçınılmaz küreselleşme karşısında, ülkemizde ve dünyanın çeşitli yörelerinde ayakta kalmış tarihsel çevrelerin ve yerel renklerin yozlaştırılmadan korunması yolunda çaba gösterilmesi,
•Mimarlıkta tarihsel yapıların taklit edilmemesi gerektiğinin, taklidin mimarlığın düşmanı olduğunun, bu anlamda yapılacak denemelerin başarısız kalacağı gerçeğinin sürekli olarak anlatılması; bu tür girişimlerin önlenmesi doğrultusunda çaba gösterilmesi (Örneğin, İstanbul Müze- Kent projesindeki yanlış uygulamalar). Geleceğin tarihsel yapılarının taklitle değil; bugünün anlayış, olanak ve ölçütleriyle yaratılmaya çalışılması,

•Restorasyonun bilimsel bir dal olduğu bilinciyle davranılması; restorasyon adı altında yapılan bilim dışı uygulamaların tarihsel yapıtı yok edeceği bilincinin yaygınlaştırılması (Örneğin, İstanbul surlarındaki uygulamalar),
Bunlar Derginin, içeriğe ilişkin ilkeleri olmuştur. Bugüne değin, yazılı olmasa da bu ilkeleri korumaya, yayınlarımızı bu doğrultuda gerçekleştirmeye çalıştığımızı belirtmeliyim.
Düşünsel içerik kalitesinin yanısıra; gelişen teknolojinin sağladığı, kâğıt, baskı ve grafik tasarım olanaklarından eksiksiz yararlanmak, derginin görsel kalitesine ilişkin ilkeleri oluşturmuştur.
Gözettiğimiz bu ilkeleri YAPI’nın 300. sayısından itibaren daha da geliştirmek istiyoruz.
YAPI bugün, tirajı, abone sayısı, ödünsüz yayın düzeyiyle kendi alanında lider konumundadır ve YAPI’yı bugün artık Yapı-Endüstri Merkezi’nin nefes gücünden çok, okuyucusu yaşatmaktadır. Bu olguda, reklam verenlerin isabetli görüş ve doğru seçimlerinin rolünü de unutmayalım.
Biliyoruz ki bir dergi, yalnızca onu çıkaranların değildir. Okurları, gönüllüleri ve yazarları da onun yaşamasına getirdikleri çok değerli katkılarla, verdikleri destekle pay sahibidirler. Bu nedenle, yukarıda sıraladığımız görüşleri, okurlarımızın, gönüllülerin ve Dergiye katkıda bulunan yazarların görüş ve tartışmalarına sunuyoruz. Ve olabilirse, bu desteklerle hazırlanacak bir metni YAPI’nın ileriki sayılarına ışık tutacak bir bildirge haline getirerek yayımlamayı amaçlıyoruz. Görüşlerinizi, katkılarınızı bekliyoruz.
Derginin 200.cü sayısında şöyle yazmışız : “Geriye dönüp baktığımızda, YAPI Dergisi’nin 25 yıllık çalışma öyküsünü kısaca şöyle özetleyebiliriz : “Her sayıda ayrı bir yarış… Sizler için kendimizle…” Şimdi 300.cü sayıdayız ve değişimlerle dolu bir 33 yılı geride bıraktık. Çağrımız şu olsun: “Gelin, yarışı birlikte sürdürelim”.

Kaynaklar
•D. Hasol, Dalya Yüz, YAPI 100, Mart 1990.
•D. Hasol, “Yapı 20 Yaşında”, YAPI 141, Ağustos 1993, s.35.
•D. Hasol, 25. Yıl, 200. sayı, YAPI 200, Temmuz 1998.
•D. Hasol, 250. sayı, YAPI 250, Eylül 2002.