Olaylar-Yorumlar.. (Türkiye Nereye? – Kent Terimleri için Aykırı Sözlük) Kaynak : 01.10.2006 - Yapı Dergisi - 299 | Yazdır

Türkiye Nereye?
4-7 Eylül günleri arasında İran’ın Isfahan şehrinde uluslararası bir kentsel tasarım kongresi vardı. O toplantıya davetli konuşmacı olarak katıldım. İran’a ilk gidişimdi bu. Önce Tahran’a oradan da Isfahan’a…
İstanbul’a döndüğümüzde hep meraklı sorularla karşılaştım. İran nasıl? İnsanların durumu… Baskılar?.. Evet, totaliter baskı var. Açıkça olmasa da yaşamın pek çok alanında yansımaları görülüyor. İktidarı ele geçirmiş olan taşra kültürü dini kendi amaçları doğrultusunda kullanarak toplumun tümünü baskı altında tutuyor. Doğal ki aklı da, bilimi de… Bu durumun gelişmeyi engellediği açık. Ayrıntıları burada daha geniş bir şekilde irdelemek bu yazının amacını ve kapsamını aşacağı için gelelim asıl konumuza…
İran’daki durumu gördükten sonra asıl değinmek istediğim, Türkiye’nin durumu. Türkiye ağır ağır İranlaşma yolunda mı? Yanıt: “Kesinlikle olmamalı”. Şu anda Türkiye’yi koruyan yalnızca Cumhuriyet’in sağlam kurumları: Anayasa, Ordu, Anayasa Mahkemesi, öteki yüksek yargı organları… Bunlara ek olarak da Cumhurbaşkanının kişiliği ve yıllarca eleştirdiğimiz YÖK. İktidarın bu kurumlarla ve Cumhuriyet’in temel değerleriyle nasıl çatıştığını gözden geçirmek bile herhalde yukarıdaki görüşü doğrular niteliktedir.
Bu kaygan zeminde, son bir ay içinde yaşanan dış ve iç olaylar Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehlikeleri gözler önüne seriyor. Dışta, ABD’nin büyük Ortadoğu Projesi (BOP), Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye karşı tutumu, AB’nin oyalamaları, Kıbrıs olayları, Irak Savaşı, Soykırım savları, PKK terörü, son olarak da Pontif’in uygarlıklar çatışmasını körükleyen söylemi, dinci tırmanışlar…
Kargaşa her alanda var: eğitimde, yargıda, sağlıkta, tarımda, çevrede, şehircilikte…
Okulların açılmasıyla birlikte, eğitim, okul, derslik sorunlarının yanısıra öğrencilerin ve kentlilerin ulaşım sorunları yeniden gündeme geldi. Milli Eğitim Bakanlığı “Tevhid-i tedrisat” (eğitimde birlik) yasasını ve adının başındaki “Milli” sıfatını unutmuş görünüyor. Eğitimde akıl ve bilim yerine, dini egemen kılmaya ve bu doğrultuda kadrolaşmaya çalışıyor.
Sağlık özelleştirmeye kurban… Ormanlarımızın ciddi bir bölümü yaz aylarında yandı bitti kül oldu. Tarım can çekişiyor.
Ekonomimize gelince… Milli Gelir büyüklüğü açısından ülkemiz ekonomisinin, dünyada 20. sırada olduğu açıklandı. Buna karşılık, IMF’nin 181 ülke için yaptığı tahminlere göre Türkiye 2006’da cari işlemler açığı bakımından dünya 7.si olacak. Gelir dağılımı giderek daha da bozuluyor. Kişi başına ulusal gelirde bu yıl beş sıra gerileyerek 69’unculuğa düştük. Yine IMF’nin verilerine göre Türkiye’de geçen yıl 5.062 dolar olan kişi başına ulusal gelir bu yıl 5.202 dolara yükselecek. Ancak, nüfus artış hızı yüzünden Türkiye kişi başına gelir sıralamasında ancak 69’uncu olabiliyor (1).
Gelelim şehircilik konularına… Pek çok alanda olduğu gibi burada da yöneticilerin, yanlışları yeni yanlışlarla düzeltme yolunda çabaları var. Örneğin, yeni bir Boğaziçi yasası gündemde…
Anımsayacaksınız, bir ay kadar önce Suudi Arabistan Kralı ülkemizi ziyaret etmişti. Yine anımsayacaksınız, daha veliahtlık döneminde kendisine o günlerin iktidar sahibi ÖzalDalan ikilisince Kandilli’de mükemmel Boğaz manzaralı Sevda Tepesi’nin satılması sağlanmıştı. Ne var ki satılan arsa, sit bölgesindeydi ve üzerine bir veliaht ya da kralın gereksinmelerine yanıt verecek türden bir yapı yapılmasına yasal yoldan olanak yoktu. ÖzalDalan ikilisinin iktidar ömrü, sorunun çözülmesine yetmedi.
Sevda Tepesi’nin, Kralın İstanbul ziyaretinin ardından yeniden gündeme geldiği anlaşılıyor. Öyle ya, madem ki Kral Türkiye’de böyyük (!) yatırımlar yapmayı öngörüyordu; kaz gelecek yerden tavuk esirgenmemeliydi. Bu kez AKP iktidarı Kral’a layık bir imar durumunu sağlama çabasında… Yürürlükteki yasalar, yönetmelikler elvermediği için, şimdi iktidar, Boğaziçi yasasını değiştirmek üzere hazırlıklar yürütüyor. Yasa doğal ki, yalnızca Kralı kollamak üzere çıkarılmayacak; ayrıcalıklı bazı kişiler için de bir koruyucu kalkan oluşturacak ya da yapılaşma doğrultusunda yeni ufuklar açacak. Sonuçta, Boğaz yeni bir yapılaşma (taşlaşma) salgınıyla karşı karşıya kalacak.
Arsaya o tarihlerde, gazetelerde belirtildiğine göre 27 milyon dolar ödemiş olan Kral’ın daha fazla mağdur edilmemesi için böyle bir yol deneniyor. Ne var ki bu defa da başka bir bilmeceyle karşı karşıyayız. Arsayı satan Dirvana ailesi arsa bedeli olarak yalnızca 1 milyon dolar aldıklarını açıkladı. Böylece, söylenti yoluyla da olsa akıbeti açıklanamayan bir 26 milyon dolar söz konusu. Bu da ciddi bir soru işareti olarak ortada…
Öte yandan, kaçak yapılaşma doludizgin… Kaçak yapılar konusunda ayrıcalıklı kişi ya da gruplar için belediyelerin hoşgörüsü sürüyor. Son günlerde medyada çarpıcı iki örnek yer aldı: İstanbul’da Fatih Çarşamba’daki külliye ve Levent’teki kaçak gökdelen…
Birinci örnek, bir camide işlenen cinayet ve ardından oluşan linç olayıyla gazete sayfalarında geniş yer buldu. Cinayet ve linç, Çarşamba’daki İsmailağa cemaatinden iki bin kişinin toplandığı kaçak külliyede meydana gelmişti.. Evet, “kaçak” – “külliye” – “cami” – “cinayet”… Bu sözcüklerin yan yana gelmesi bile Türkiye’nin nereye geldiğini, nerelere gitmekte olduğunu göstermeye yetmeli.
İkinci örnek, Levent’te yapılması tasarlanan bir alışveriş merkezi ve konut gökdeleninin ruhsatsız olarak yapılmış 10 katlı bölümü. Kaçak inşaatın, iktidar partisi milletvekili Vahit Kiler‘e ait olduğunu belirtmekle yetinelim.
Ülkedeki kaçak yapılaşma doğal ki bu iki örnekle sınırlı değil. Yasaların, kuralların yerini keyfi, kural dışı yönetim almış durumda. Tek çözüm yolu, demokrasi… Bunun için de öncelikle, antidemokratik seçim yasası ile siyasi partiler yasası düzeltilerek değiştirilmedikçe, yargı bağımsızlığı sağlanmadıkça, milletvekillerinin siyasi dokunulmazlık zırhı kaldırılmadıkça bu ülkede demokrasiden söz edilemez. Ve yağmayı körükleyen keyfilik ve zorbalık sürüp gider.
İran’daki kongrede İstanbul’un özellikle Cumhuriyet dönemindeki gelişimini, ve nüfusun 1 milyondan 12 (?) milyona artışı sürecinde yaşananları neden-sonuç ilişkileri içinde anlatmaya çalışmıştım. Yukarıdaki son örnekler İstanbul’un son elli yılda yaşananlardan da daha vahşi saldırılar karşısında çırpındığını gösteriyor. Bu durumda, galiba meslek dilimizi değiştirmek gerekecek. Bunca yıllık sözlük çalışmalarımın verdiği deneyimle, çaresizlik karşısında hazırladığım bir sözlük denemesini burada sizlere sunuyorum. Bitmez tükenmez hoşgörünüze sığınarak… Ve yakınarak: Keşke toplum olarak bu kadar hoşgörülü olmasak…

Kent Terimleri için Aykırı Sözlük*
Bu sözlüğün bilimle, milimle, okullarda okutulanlarla ilgisi yoktur; doğrudan günlük yaşamda karşılaşılan durum ve olaylarla ilgili tanımlar içerir.
Bu sözlük yalnızca Türkiye’ye özgü durumları anlatmak üzere, yıllarca süregelen deneyim ve gözlemlere dayalı olarak hazırlanmıştır. Bu sözlükteki açıklamaların Türkiye sınırları dışında kullanılması sakıncalıdır. Kaldı ki kendi dillerine çevirilse bile yabancılar bu sözlüğün içeriğini anlamaktan aciz kalacaklardır.

alt geçit Yayaların taşıtları rahatsız etmeden yolun karşı tarafına geçmeleri için yapılmış merdivenli yol. Önce inilir, sonra çıkılır.

apartotel (ya da rezidans) Turizm mevzuatının olanak ve avantajları apartılarak yapılıp daire daire satılabilen apartman binası.

belediye Şehrin evkadını (Bu tanım Vedat Dalokay’a ait olup eskimiştir). Bugün, rant paylaşımının odak noktası.

Boğaz köprüsü Özel otoların Boğaz’ın bir yakasından ötekine geçmelerini sağlamak üzere yapılmış asma köprü. Sayımlar tek tük de olsa, toplu taşıma araçlarının da geçtiğini göstermektedir.

duble yol Yapıla bozula, parası duble ödenen yol.

gecekondu Gündüz yapılan, ancak yetkililerin, gözlerini yumdukları için gece yapıldığını sandıkları yağma tipi konut.

gökdelen İnsanlara yüksekten bakmak ve arsasını kat kat değerlendirmek isteyenlerin tercihi olan bina türü. “Yüksel ki yerin bu yer değildir/Dünyaya gelmek hüner değildir” mısraları gökdelenler için söylenmiş gibi görünüyor.

h=6.50 Eğimli arazide 6-7 katlı bina yapmaya elverişli yükseklik izni.

hazine arazisi Eskiden, devlete ait olup gecekondu yağmasına açık bırakılmış alan; şimdi, ayrıcalıklı yerli-yabancı yatırımcılara kendileri için uygun koşullarla satılan kamu toprağı.

imar durumu Arsanın ve malsahibinin konumuna göre arsada yapılabilecek binanın boyutlarını gösterir resmi belge.

imar hukuku İmar guguku.

imar planı Çogu kez planlı yağmanın aracı olarak düzenlenen kentsel plan.

mevzii imar planı İmar planının yalnızca bir bölümünü ayrıcalıklı özel koşullara göre değiştiren özel plan. Arsa sahibinin isteği doğrultusunda, özel koşullara göre yapılaşma yoğunluğu değiştirilir, yeşil alanlar yapılaşmaya açılır.

kaçak inşaat “Ruhsatsız yapılmış yapı” anlamındadır. Bunlar belediye yetkililerinin özel izniyle yapılırlar; ancak yasalar kaçak inşaata izin vermediği ve yıkılmasını emrettiği için kuramsal olarak kaçak inşaat yoktur.

kaldırım Bkz. yaya kaldırımı.

kamu binası Kamu hizmeti vermek üzere inşa edilen ve ömrü çoğu kez, iki deprem arasındaki süreyle sınırlı bina.

kıyı şeridi İleride yağmalanmak üzere ayrılarak korunan su kenarı.

meydan Kent merkezinde otobüs ve minibüs duraklarını barındıran kaotik (kargaşalı) geniş alan.

orman Yakılmak üzere korunan ya da işgal edip içine, ufaktan ufaktan yapılar yapıldıktan sonra 2B maddesi uygulanan ağaçlık alan.

ruhsat Çok çaresiz kalındığında alınan yapı yapma izni.

sit Yapılaşma için rezerv alan. Gerektiğinde özel koşullarla, ayrıcalıklı kişi ya da kuruluşların kullanımına açılır.

sokak Önüne gelenin (su, kanal, doğalgaz, telefon ya da keyif için) kazarak yaz boz tahtasına döndürdüğü, yayaların ve taşıtların olanak ölçüsünde, çoğu kez güçlükle geçebildikleri yol.

sokak (yol) lambası Elektrik dağıtım şirketinin canı isterse yanan direkli kandil.

su havzası İçme suyu sağlanan bir gölün çevresindeki su toplama alanı. Bu alana konutlar yapılır, pissuları gölde toplanır, daha sonra arıtılan bu sular içme ve kullanma suyu olarak şehir şebekesine verilir.

tarım arazisi İleride imara açılmak üzere şimdilik tarıma tahsis edilmiş arazi.

TMMOB Mimar ve mühendis odalarını yasal olarak bünyesinde toplayan, ancak “mimarlık”ın ne olduğunu bilmeyen örgüt.

trafik ışığı Şoförleri kırmızı görmüş boğa gibi hızlandıran düzenek.

turizm alanı Ayrıcalıklı kişi ya da kuruluşların arazilerini, yürürlükteki imar koşullarını aşarak yapılaşmaya açmak ya da var olan yapılarının yoğunluğunu artırmak için bulunmuş sözümona yasal formül. Bu şanslı bölgeler Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenirler.

üst geçit Yayaların taşıtları rahatsız etmeden yolun karşı tarafına geçmeleri için yapılmış bol merdivenli düzen. Önce çıkılır, sonra inilir.

yapı denetim kuruluşu Malsahibinin belediye ile ilişkilerini kurup yürüten şirket.

yaya bölgesi Yayalar için düzenlenmiş olan, fakat içinden, başta polis araçları olmak üzere bütün taşıtların geçtiği bölge.

yaya geçidi Yayaların bir kaldırımdan ötekine geçerken ancak koşarak canlarını kurtarabildikleri geçit.
yaya kaldırımı Densizin otoparkı. Yayalar da yararlanabilirler; geçit bulabilirlerse park edilmiş otoların arasından slalom yaparak geçebilirler.

yeşil alan İleride üzerine gökdelen dikilecek arazi.

yol Yolsuzluğun aracı. Genelde kötü yapılır; yapımı en çok yolsuz kalmış müteahhitleri sevindirir. Müteahhitlerin ihtiyacına göre zaman zaman yenilenir.

yolsuzluk Yol(unu) bulamama durumu.

1. Milliyet, 16.09.2006. Sıralamada birinci olan Lüksemburg’da kişi başına ulusal gelir 85.444, sonuncu ülke Burundi’de ise yalnızca 125 dolar.

* Ayrıca bkz. D.Hasol, Ülkenin Birinde Mimarlık ve Şehircilik Sözlüğü, YAPI 197/Nisan 1998.