Cumhuriyet’e değil de bayramına sahip çıkanlar Kaynak : 02.11.2006 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Gazetelerde okumuşsunuzdur : “İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ın, kadınların stadyumlarda maç izleyebilmesine olanak sağlayan kararını veto etti.” Bildirildiğine göre, Ahmedinecad, 26 yıllık yasağın kaldırılmasını emretmiş, kadınların spor karşılaşmalarını stadyumlarda izleyebileceğini duyurmuştu. İşte size dinci baskıyla uygulanan insanlık dışı bir ayrımcılık örneği.

Gelelim bize… Geçtiğimiz pazar günü Cumhuriyet’in kuruluşunun 83. cü yıldönümünü coşkuyla, ama biraz da burukluk ve kaygıyla kutladık. Nasıl buruk olmayalım ki… Bir belediye başkanının yalnızca kadınların girebileceği bir park açmaya kalkışmasını, namazı cüppesiz kılan erkeğin secde sırasında arkasındaki safta bulunan erkeği tahrik edip etmediğini, kadın eli sıkmanın günah olup olmadığını tartışıp duruyoruz.

Bütün bu kısırdöngü içinde kutladık Cumhuriyet bayramını. Yine de, toplumsal bir bilinçlenme söz konusuydu bu yıl. Toplum giderek ülkenin ve Cumhuriyet’in karşı karşıya olduğu iç ve dış tehlikelerin farkına varıyor. Cumhuriyet’e, onun değerlerine sahip çıkmayanlar da bu kez, cumhuriyete olmasa da, bayramına sahip çıkmak zorunda hissettiler kendilerini : Bayraklar, havai fişekler, ışık gösterileri, konserler…

Yine dönelim acı gerçeklere… Kadın-erkek ayrımcılığı giderek yaygınlaşıyor. Örneğin, İstanbul’da AKP’li Bağcılar Belediye Başkanı Feyzullah Kıyıklık kadın parkı girişimini inatla sürdürüyor. Bakalım sıra, öteki belediyelerin bu yoldaki girişimlerine, okullara, taşıtlara, spor alanlarına, statlara ne zaman gelecek ?

Şu park işinin pratiğine hiç kimse değinmedi; biraz irdeleyelim. Evet, projeye göre, parka yalnızca kadınlar girecek. Herhalde çocukları da… Erkek çocuklar kaç yaşına kadar girebilecekler ? Girişte denetimi kim yapacak ? Erkek mi,

kadın mı ?.. Girmeyi deneyen erkekler nasıl engellenecek ? Ya parkta çalışanların cinsiyeti ? Bahçıvanlar, bekçiler, teknisyenler… Bunlar kadınlar arasından mı seçilecek, yoksa başka çözümler mi araştırılacak ? Örneğin kör bahçıvanlar, kör bekçiler… Kör bahçıvan belki olabilir; hiç değilse çiçekleri kokularından tanıyabilir; ancak kör bekçi, parka girmeye çalışan böcekleri çiçeklerden nasıl ayırt edecek ? Bu çözüm pek uygun görünmüyor. Başka bir çözüm olabilir mi, ne dersiniz ?

Gerici gidişte, geçmiş yöntemlerden yararlanılması mubah olmalı. Bence, kadro konusunda, vaktiyle haremlerde olduğu gibi, hadım edilmiş haremağalarından ya da günümüze daha uygun bir çözümle travestilerden yararlanılabilir. Evet, bir de şu var : Travestilerin durumu ne olacak ? Onlar parka kabul edilecekler mi ? Doğrusu, benim aklım bütün bu sorunları çözmekte yetersiz kalıyor. Herhalde Kıyıklık gerekli çözümü bulmuştur.

Ama yine de sorulardan kendimi kurtaramıyorum. İşte bir soru daha : Parkın dış güvenliği nasıl
sağlanacak ? İster misiniz çapkın (ve de azgın, saldırgan) erkekler parmaklıklara, düz duvarlara tırmansınlar.. Ya da onlara kilit mi dayanır, çarşafa ya da türban – manto şıklığına bürünüp parka duhul etsinler.. Kamuflajla bu kılıkta girme girişiminde bulunanların cinsel denetimini kim yapacak ? Bence başkan, böylesine ciddi bir konuda kimseye güvenmeyip bu işi bizzat kendisi yapmalı. Aksi halde park, başkanın hiç de istemediği türden bir buluşma yeri olur.

Bu yazdıklarımı saçma bulabilirsiniz belki; ancak hiçbir şey bu çağda bir kaçgöç parkından daha saçma olamaz diye düşünüyorum. Bu girişim hayırlara vesile olur mu bilmem, ama belki gözlerimizi biraz daha açar. Hey gidi Kıyıklık hey !