| Ahşap |
Kaynak :
01.01.1997 -
Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi
|
Yazdır
|
|
AHŞAP (Ar.haşep ‘ten çoğ.) |
gelen bireysel konut eğilimi, yuvarlak ya da dikdörtgen planlı kulübelerin yapımına yol açmıştır. Göçebelik döneminde kulübeler, yörede kolaylıkla bulunan gereçle geçici nitelikte gerçekleştirilmiştir. Ahşap gereçlerle üretilen yapıların en ilkel biçimi, ağaç dalları ve kamışlarla yapılan bu kulübelerdir. Bunlar, sözlük anlamıyla bir mimariyi yansıtmazlar. Ahşap, mimarlık açısından ilk kez tarımsal üretim düzeniyle birlikte ve daha çok konut yapılarında kullanılmaya başlamışsa da, konut yapımı işi bu dönemde anonimdir ve mimarların çalışma alanı dışında kalmıştır (ANONİM MiMARLIK). İlk YUNAN tapınakları, ahşap yapım tekniğinin taşa uygulanmasının örnekleridir. Dor düzenindeki (DÜZEN) TAPINAK’larda ahşap yapım geleneği bu kez taşla sürdürülmüştür. Avrupa’da ortaçağ boyunca ahşap iskeletli, kagir dolgulu yapılar çok kullanılmıştır. Daha sonraları, 19.yy’da demir iskeletli öğeler ahşap iskeletin yerini alırken, bu sistemin özgün bir yorumu ortaya çıkmış ve yeni tekniklerin yolunu açmıştır. Yeni gereçlerin, özellikle ÇELİK ve BETONARME’nin ortaya çıkışıyla ahşap, yapılarda strüktür gereci olarak kullanılma alanını hemen tümüyle yitirmiştir. Türkiye’de Akdeniz ve Kuzeybatı Anadolu bölgelerindeki ormanlıklar, bu bölgelerde ahşabın ana yapı gereci olarak kullanılmasını sağlamıştır. ANADOLU SELÇUKLU ve OSMANLI dönemlerinde Anadolu’daki evlerin çoğu ahşap ve kerpiçten yapılmıştır. Türkler anıtsal yapılarını ölümsüz kılabilmak için bu yapılarda taştan yararlanmışlar: buna karşılık, konut gibi, geçici sayılan yapıların ahşaptan yapılması yolunu seçerek ilginç bir dünya görüşü ortaya koymuşlardır. Geleneksel Türk mimarlığında ahşap yapılar, geniş saçaklı ahşap kırma çatılarla örtülmüştür. Bu geniş saçaklar, bir şemsiye gibi, hem yapıyı hem de o dönemin dar sokaklarını koruma işlevini üstlenmiştir. Osmanlı SARAY’larıysa evlerden daha özenli ele alınıp kagir olarak yapılmıştır. Anadolu Türk mimarlığının asıl örtü sistemi tuğla TONOZ ve KUBBE üstüne kurulmuşsa da, kimi küçük yapılarla Beyşehir Eşrefoğlu Camisi (1297-99) ve Afyon Ulucamisi (1273) gibi kimi önemli yapılarda ahşap kirişlemeli düz tavan kullanılmıştır. Anadolu CAMİ’lerinin en ilkel olanları, en eski İSLAM geleneğini yansıtan “çok ayaklı” camilerdir. Bu camilerde çoğu kez ahşap olan tavan, taş ya da ahşap çok sayıda sütun ya da ayak dizileriyle taşınmıştır. Beyşehir Eşrefoğlu Camisi ahşap ayaklı camilerin en güzel örneklerinden biridir. Kuzeybatı Anadolu’da ahşap, yıllar boyunca başlıca yapı gereci olmuştur. Bu bölgedeki bazı yapılarda temel, iskelet, döşeme, çatı, örtü, iskelet dolgusu ve hatta hamam, hela gibi suyla doğrudan ilişkili yerler bile ahşaptan yapılabilmiştir. Celal Esad ARSEVEN, Türk Sanatı (1928) adlı kitabında Osmanlı Dönemi’nde yapıda kullanılan kerestelerin türlerine göre biçilmeleri gereken boy, en ve kalınlıkların bir düzene bağlanmış olduğunu yazmaktadır. Bunların kullanılacakları yerler de saptanmıştır. Direklerde, kemer gergilerinde, temel kazıklarında ve çerçevelerde çıralı çam; kapı kanallarında ceviz, şimşir ve meşe kullanılmıştır. Yüzyıllar boyu süren ve yavaş gelişen tekniklerin getirdiği deneyim birikimi sonucunda en olgun noktasına erişen bir ayrıntı anlayışıyla ahşap yapım teknolojisi, kendine özgü mimarlık biçimleri olan anonim ürünler vermiştir. Yangınlardan ve yıkılmaktan kurtularak günümüze ulaşan bazı Bursa, Kütahya, Ankara, İstanbul evleri, eski ahşap Türk evleri (EV) ve tutarlı yapım geleneği konusunda bilgi verir niteliktedir. 19. yy’dan başlayarak ahşabın yerini alan yeni gereçler Türkiye’de de önceleri anonim mimarlık alanında yeni teknikler getirmeyerek, geleneksel gereçlere özgü tekniklerle kullanılmıştır. Ahşap yapımın karakteristiği olan ELİBÖĞRÜNDE ‘ler betonarmeyle taklit edilmiş, tuğla kemer ve kubbe yerine betonarme kemer ve kubbe kullanılmıştır. Çağdaş teknikler ahşabı yanmaya ve suya karşı dayanıklı hale getirebilmekte ve kurtlanmasını önleyebilmekteyse de, yoğun yapım hacmine oranla az bulunuşu ve çağdaş gereçlere göre daha pahalı oluşu kullanım alanını daraltmaktadır. Türkiye’de imar yönetmelikleri de özellikle yanar bir gereç olması nedeniyle ahşabın yapı strüktüründe kullanılmasını büyük oranda sınırlamıştır. Bu nedenle de günümüzde ahşap, yapıda daha çok, ÇATI konstrüksiyonu, PENCERE ve KAPI doğramaları, DÖŞEME ve DUVAR kaplamaları gibi tamamlayıcı öğelerin yapımında kullanılmaktadır. |

