| Ali Sami Yen Stadı Projesi |
Kaynak :
13.06.2001 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Faruk Süren yeni Ali Sami Yen Stadı için giderayak bir protokol imzaladı. Konuyu biraz açmaya çalışalım. Mecidiyeköy’de stadın bulunduğu alanın üst hakkı yeni bir stat yapımı için Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nden 7 Ağustos 1997 günü 49 yıllığına alınmıştı. Hatalar, yalpalamalar nedeniyle o günden bu yana gereksiz yere çok zaman ve para yitirildi. Bakın, 28 Eylül 2000’de Cumhuriyet’te neler yazmışız : “Stat için tutulan yol daha en başta yanlıştı. Büyük paralar harcanarak Kanadalı bir mimarlık firmasına projeler yaptırıldı. Bu projelerin, stadın yapımı için gerekli finansmanın bulunmasına yardımcı olacağı söyleniyordu. Olmadı. Finansman bulunamadı. Her mevsim başında stadın yıkılacağı, maçların başka bir stada alınacağı söylendi, hattâ günün koşulları içinde maçların Diyarbakır’da oynanacağı bile gündeme getirildi. Stat iki yıl içinde bitirilecekti; yıllar geçti ama hiçbir gelişme olmadı.” Niçin Kanadalı bir mimarlık firması ? Bu firma nasıl seçildi ? Gerekçesi belli değil.. Kanada futbolda çok mu ileri ? Elde edilen projelerin mimari niteliğini bu aşamada burada tartışmak istemiyorum. Kulüp üyelerini şöyle bir taradım, bir çırpıda 70 mimar buldum. Bunlar benim bildiklerim; kuşkusuz, bilmediklerim de var. Bildiklerimin arasında Mimarlar Odası’nın büyük ödülünü kazanmış olanlar, ünlü hocalar, ünlü tasarımcılar var. Stat projesi geliştirilirken yönetim, bunların hiçbirine danışmak gereği bile duymadan Kanadalı bir firmayı seçiverdi. Bu, işin proje faslıydı.. Gelelim uygulamaya.. Uygulama için yönetim kendince bazı yöntemler denemeye girişti. Kulübün anlaştığı yerli firma TML ile uluslararası firma Bovis yalnızca bu konu için iş ortaklığı kurarak bir araya geldiler. Anlaşmaya göre, inşaat işini örgütleyecekler ve maliyet üzerinden pay alacaklardı. Stadın yapımı için dile getirilen maliyet rakamı 122 milyon dolardı. Ön harcamalar yapıldı, bedeller ödendi ama yapım |
için gerekli kredi bir türlü bulunamadı. Daha sonra, TML – Bovis’ten vazgeçildi. Onlar bu iş için birleşmiştiler; ayrıldılar.
Seçilen bu yöntemlerin hatalı olduğunu, hazırladığım bir raporla 29 Nisan 1999 günü Yönetim Kuruluna ve Divan Başkanlığı’na ilettim. Daha sonra, kredinin bulunduğu, MNG adlı yerli inşaat firmasının stadı yapacağı söylenmeye başlandı. Yine 28 Eylül 2000 günlü yazıma göz atalım : “Bırakın Galatasaray gibi gelişmiş bir kulübü, sıradan bir kulübün bile önemli bir inşaat işi böyle yapılamaz. Bir kulüp olarak, bir mimar çağırıp projesini, bir inşaat firması çağırıp inşaatını yaptıramazsınız. Bu işlerin düzgün yaptırılması için sağlıklı ihale yöntemleri vardır. İhaleler, anılan işlerde yetkinlik kazanmış gruplara açılır ve saydamlık içinde sonuçlandırılır. Şirketleşmede ve stat yapımında izlenen yollar Galatasaray’ın büyüklüğüyle ve ilkeleriyle bağdaşmıyor.” Sonunda, ihale yoluna dönüldü. Alarko, Bayındır, Enka, Laing-Mapa, Tekfen, Tepe ihaleye davet edildiler. Finansman eksikliği nedeniyle bir çoğu teklif vermedi. Yalnızca, John Laing-MNG, Tepe ve Tekfen teklif verdiler. İçlerinden en uygun teklifi veren Tekfen İnşaat ve Tesisat A.Ş. ile ön anlaşmaya varıldı. Şimdi bir kez de kameralar önünde imzalanan, işte bu ön anlaşma.. Gerekli finansman sağlanırsa Tekfen, stadı 84 milyon dolara yapacak. Nerede 122 milyon dolar, nerede 84 ? Ayrıca 84 milyonun içinde, portatif tribünlü ikinci bir stat da var. Stadın finansmanı için Galatasaray adına Tekfen, ekonominin en bunalımlı zamanında kredi bulmayı deneyecek. Kredi bulunursa stat yapılacak. Yalpalamalar olmasaydı, şimdi imzalanan anlaşma iki yıl önce yapılabilirdi, futbol başarılarının dorukta olduğu bir dönemde ve o günlerin normal ekonomik koşulları içinde çok daha hızlı bir şekilde sonuca varılabilirdi. İşte, bazen olmuyor. |

