ATEŞ-GÜNEŞ VE İSTANBULSPOR Kaynak : 19.11.1998 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Galatasaray Spor Kulübü’nde kuruluşundan yaklaşık 25 yıl sonra bazı çalkantılar başlar. Kulüpte iki görüş çatışmaktadır. Üyelerin büyük bir bölümü sporda amatörlüğü, sporun liseye dayanmasını savunurken, eski başkanlardan Yusuf Ziya Öniş’in başı çektiği bir grup da profesyonellikten yanadır.
İkinci görüşe göre, spor dalları, özellikle de futbol profesyonel olmalıydı. Görüş ayrılığı, yaşanan bazı olaylarla daha da derinleşince Yusuf Z.Öniş’in önderliğindeki grup 1933’te Galatasaray’dan koparak yeni bir kulüp kurar. Kulübün adı Ateş-Güneş, renkleri sarı-kırmızı-beyazdır. Bir yoruma göre AG, Asıl Galatasaray anlamına da gelmektedir.

Yusuf Z.Öniş güçlü bir kişiliktir; İş Bankasının İstanbul Müdürü’dür ve anılan bankanın kurucusu
Celâl Bayar’ın büyük desteğine sahiptir. Öniş, İş Bankası’nın olanaklarından da yararlarak projesini gerçekleştirmeye koyulur. Önce Kumkapı Güreş Kulübü alınır ve burada futbol yaşama geçirilir.
Takım, çok kısa bir sürede sağladığı başarıyla 2.kümeden 1.kümeye sıçrar. Büyük parasal olanaklarla transferler yapılır, özellikle de Galatasaray’dan.. Biraz kırgınlık, biraz kızgınlıkla yapılan transferler sportif bakımdan Galatasaray’a zarar verecek şekilde sürdürülür. O dönemde de kulüplerin yine bugünkü gibi parasal sıkıntıları vardır. Bir müessese kulübü rahatlığıyla çalışan Güneş, doğal olarak bu ortamda hızlı bir başarı grafiği çizer. Futbolda Galatasaray ve öteki kulüpler karşısında üstünlük sağlayarak 1938 ve 1939 yıllarında Millî Kümede şampiyon olur. Benzer başarılar kürekte de sağlanır. Güneş’in gücü yalnızca parasal değildir; siyasal gücü de arkasına almıştır. Örneğin, Atatürk’ün yakın arkadaşlarından Cevat Abbas kulübün başkanıdır. Hattâ, siyasal güç sayesinde öteki kulüplerin aleyhine Güneş için bazı kayırmaların olduğu da söylenir. Bu siyasal güce karşı Galatasaray’ın çözümü, Milli Savunma Bakanı Kazım Özalp’i Kulübe hami başkan yapmak olmuştur.

Güneş, 1939 sonlarına doğru hiç beklenmedik bir şekilde

kendisini fesheder. Oysa daha birkaç ay önce şampiyon olmuştur. Böylece altı yıllık çaba bir anda sönüverir. Bu dönem, Galatasaray’da hâlâ buruk bir acıyla anılır.

Güneş niçin böyle birdenbire kapanmıştır? Bu konuda değişik söylentiler vardır. Bunlardan biri, belki de akla en yakın geleni, İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı seçilmesiyle Celâl Bayar’ın gücünü yitirmesi gerekçesine bağlananıdır. Şurası gerçek ki, Güneş bütün çabalara karşın bir taraftar kitlesi sağlayamamış, arkasından ağlayacak kimsesinin olmaması da yitişi kolaylaştırmıştır.

Acaba son dönemde yaşadığımız İstanbulspor olayı ile Güneş olayı arasında benzerlikler yok mu?
İstanbulspor 1926’da İstanbul Liselilerce kurulmuş ve kimi zaman sıkıntılı, kimi zaman başarılı dönemlerden geçmişti. Birkaç yıl önce işadamı Cem Uzan kulübü devralarak bir şirket haline getirdi. O zaman takım 2.ligde idi ve bir yıl içinde Güneş örneğindeki gibi 1.lige sıçradı. Büyük harcamalarla gösterişli transferler yapıldı. Hedef Türkiye’de şampiyonluk, Avrupa’da başarıydı. Ancak yatırılan büyük paralar bu beklentiler için zorunlu iki şeyi sağlayamadı: ünlü oyuncuların göz kamaştırıcı transferlerine karşın bir “takım” oluşturulamadı ve taraftar kazanılamadı. Sonuçta, Cem Uzan altı yıllık bir çabadan sonra pes etti.

Görülüyor ki, başarı, önce “takım” olmaya bağlı.. Takım yalnızca 11 kişiden oluşmuyor; bunun içinde kulüp var, yönetim var, sporcular var, taraftar var.

_________________________________________________
Not : Geçen haftaki yazımda, bir dergide Hıncal Uluç’la yapılmış olan bir röportajdan bir alıntıyı buraya
aktarmış ve eleştirmiştim. Uluç, “Galatasaray’da Yöneticilik” konusunda söylediklerinin dergiye yanlış
aktarılmış olduğunu bildirdi. Bizde çoğu kez spor adamları sözlerinin çarpıtılarak yayımlandığından
yakınırlar. Demek ki bu olay gazetecilerin başına da gelebiliyormuş.

Faks : (0212) 211 34 20