Galatasaray’da Başkanlık Kaynak : 12.11.1998 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Gecekonduda oturan hizmetçinin kocasına bir gece Loto’dan 3 trilyon çıksa, ertesi gün Galatasaray’a başkan olabilir. Bu sözleri söyleyen, Hıncal Uluç.

Genç Yönetici ve İşadamları Derneği’nin dergisi Gelişim, Ekim sayısının büyük bir bölümünü Türkiye’de Futbol’a ayırmış ve iyi bir soruşturmayla spor yazarlarının görüşlerini derlemiş. İşte, bu görüşler arasında Hıncal Uluç’un yukarıdaki sözleri de yer alıyor.

Uluç’un söylediği doğru mu ? Gerçekten de, eline 3 trilyon lira geçiren ertesi gün Galatasaray’a başkan olabilir mi ? Kesinlikle hayır ! Galatasaray’ın geçmişinde bunun örneği yok. Yine Uluç, “kulüp başkanı olmak için tek şart para” diyor ve bu görüşünü desteklemek için sözlerini böylesine sivri bir abartıyla sürdürüyor. Galatasaray’ın geçmişine, başkanlarına bakarsanız, Hıncal Uluç’un bu yargısında haksız olduğu ortaya çıkar. Galatasaray başkanlarının ayırıcı nitelikleri zenginlikleri değildir, oraya paralarının gücüyle gelmemişlerdir.

İsterseniz Kulübün kurucusu Ali Sami Yen’den başlayalım. Kulübü kurduğunda öğrenciydi, daha sonra mütercim olarak çalıştı. Refik Cevdet Kalpakçıoğlu, Ahmet Robenson ve Muslihittin Peykoğlu Galatasaray Lisesi’nde öğretmendiler. Yusuf Ziya Öniş İş Bankası’nda müdürdü. Adnan İbrahim Pirioğlu, Ali Haydar Şekip ve Nazmi Nuri Köksal hakkında işleriyle ilgili bilgiye ulaşamadım. Necmettin Sadak gazeteci (daha sonra milletvekili ve Dışişleri Bakanı), Abidin Daver gazeteci – yazar (1930’da Cumhuriyet’in yazı işleri müdürü), Ahmet H. Kara ve Tahir Kevkep tüccar, Ali Haydar Barşal (prens), Fethi İsfendiyaroğlu Galatasaray Lisesi müdürü, Etem Menemencioğlu profesör, Saim Gogen müteahhit, Sedat Z. Kantoğlu petrol şirketi yöneticisi, Adnan Akıska ve Osman Dardağan bankacı, Tevfik Âli Çınar şirket genel

müdürü, Suphi Batur hukukçu-kaymakam-milletvekili, Ulvi Yenal çeşitli kamu kuruluşlarında genel müdür, Refik Selimoğlu borsacı, Sadık Giz milletvekili, Dr. Mustafa Pekin ve Dr. Ali Uras tıp profesörü, Dr. Ali Tanrıyar hekim. Son dönem başkanları arasında üç işadamı var : Selahattin Beyazıt, Alp Yalman ve Faruk Süren; hepsi de yüksek öğrenim görmüş, en az iki yabancı dil konuşan kişiler.. Başkan seçilmeden önce Galatasaray’a yıllarca hizmet vermiş çoğu meslek sahibi bu kişilerin bir numaralı özelliklerinin servetleri olmadığı da kesin.

Galatasaray’da ayrıca, yönetim kurulu üyeliği için en az 5 yıllık, başkanlık için de 10 yıllık üyelik koşulu vardır.

Gelelim parasal sorunlara.. Galatasaray’ın bugün parasal sıkıntısı yok mu ? Doğal ki var; hem de çok büyük ölçüde. Tıpkı öteki kulüplerimizde olduğu gibi; ancak öteki kulüplerin aksine Galatasaray, yöneticilerin ceplerine bağlı olarak yönetilen bir kulüp değildir. Yönetimde bulunduğum 1990-96 arasında zaman zaman karşılaşılan parasal darboğazlar üyelerin sağladıkları kısa süreli kolaylıklarla aşılmış ve borçlar ilk olanakta kendilerine ödenmiştir. Kulüp, daha önceki dönemlerden de kimseye borçlu değildir. Bugün de borçlu olmadığını Muhasip Üye Ahmet Yolalan söylüyor, “sanıldığının aksine, kulüp başkanının ve yönetim kurulu üyelerinin Galatasaray’a parasal katkıda bulunmadığını” belirtiyor (Milliyet 31.10.98).

Diyebilirsiniz ki, parasal güçlükler bugün nasıl göğüslenebiliyor ? Kulüp şimdilik bankalara borçlanıyor. Borçlar öylesine büyüdü ki Uluç’un belirttiği – önerdiği demiyorum – yöntem uygulanacaksa 3 trilyonluk bir başkan yetmez, aynı anda birkaç tane bulmak gerekir. O halde bu borçlar nasıl ödenir ? Onu da Yönetim Kurulu yanıtlasın.

e-posta : hasmim7@ibm.net