| Atletizmde Neler Oluyor ? (2) |
Kaynak :
15.07.1999 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Geçen yazımda, göstermelik evliliklerle T.C. uyruğuna geçirilen yabancı bayan atletlerden söz etmiştim. Bu konunun o kadar çok dertlisi varmış ki.. İşte, bir atlet kızımızın gönderdiği mektup.. Olduğu gibi aktarıyorum : “Gerçekten atletizmde neler olduğunu atletizm camiasındaki her insan üzüntü ve şaşkınlıkla izliyor. Bu durumdan en çok mağdur olanlar atletler. Şu anda Bolu’da Avrupa Gençler Şampiyonası için kamp yapılıyor. Bu kampta 4 Etiyopyalı Türk vatandaşı kız bulunuyor. Türkiye adına bu yarışmalarda yarışacaklar. Bunun dışında Ağustos ayında Sevilla’da yapılacak olan Dünya Şampiyonası’nın baraj derecelerini geçebilen sporcuların ikisi Rus asıllı Türk vatandaşları. Ayrıca Temmuz ayının sonunda Göteborg’da yapılacak olan 23 yaş altı Avrupa Şampiyonası’nın barajlarını geçen üç gerçek Türk bayan atleti çalışmalarını kendi imkânları çerçevesinde sürdürmekteler.” Gördüğünüz gibi, Etiyopyalı Türk kızlarımız Türkiye adına yarışmak üzere kampa alınmışlar, özbe öz Türk kızları kendi olanaklarıyla hazırlanmaya çalışıyorlar. Atletizm Federasyonu, Türkleştirilen yabancı atletlerin rekorlarımızı geliştirdiğine ve onların başarılarının yerli atletler için özendirici olduğuna inanıyor. İşte Federasyonu gururlandıran rekorlar : Uzun atlama : Mirella Renda (Romen), Sırıkla yüksek atlama : Tatyana Köstem (Ukraynalı), Disk Bu rekorlarla övünebilir miyiz, ne dersiniz ? Bence, bu rekorlar atletlerin bağlı oldukları kulübün ve Federasyonun sportif başarısından çok, yasaları zorlayarak haksız avantaj yakalamadaki becerilerini gösterir. Ya spor etiği ? Spor etiği ne olur bu durumda ? Bu yaptıklarınızla gençlere kötü örnek olduğunuzun farkında değil misiniz ? Aynı başarıları erkeklerde de göstersenize.. O kadar kolay değil tabiî.. Yasalar geçit vermiyor.. |
Kuralları delmekte erkekler için bulunan bir formülü de anlatalım. Bulgar uyruklu bir yüksek atlayıcı, T.C. uyruğuna geçme işlemleri sonuçlanmayınca, KKTC uyruğuna geçirilmiş. Ancak ne var ki yönetmelik KKTC uyruklu sporcuların yabancı statüsünde yarışabileceklerini söylemekte. Bu kez de yönetmelik bir talimatla değiştirilmiş; hem de yarışlardan bir gün önce.
Yarışlardan bir gün önce 21.5.1999 günü yürürlüğe konan talimat, “KKTC vatandaşı olan sporcular ülkemizdeki yarışlara, T.C. vatandaşı sporcularla aynı statüde katılırlar” kuralını getirmiş. Yönetmelik talimatla değişir mi ? Bir gün içinde yürürlüğe girer mi ? Bir günde bütün kulüplere duyurulabilir mi ? Duyurulsa neye yarar ?.. Görülüyor ki statü bir kulüp, bir sporcu için zorlanmış ve değiştirilmiş. Burada sıkı bir Federasyon-Kulüp birlikteliği olduğu anlaşılıyor. Statünün değiştirilmesinden önce yarıştırılıp dereceleri usulsüz olarak tescil edilenler de var.. Yine KKTC uyruklu bir sporcu Reşat Oğuz, yukarıda anılan talimatın yürürlüğe girmesinden önceki bir tarihte, 24.4.1999’da T.C. uyruklu bir sporcu gibi yarıştırılmış ve dereceleri tescil edilmiş. Anılan olaylar şimdi Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü teftiş kurulunda.. Sonucu bekleyip görelim. Federasyon ithal yabancıları yarıştırıp Türk atletizminin derecelerini yükseltme çabasına kaptırmış kendisini. Bu çarkın içinde, bizim atletlerimiz kenara itilmiş durumda olayı hüzünle seyrediyorlar. Onlara şimdilik özveri düşüyor. Bu anlayışla Türk atletizmi bir yere varamaz. DÜZELTME : Geçen yazımda “cirit atma rekortmenimiz Ukraynalı” yazılmış. Doğrusu, “sırıkla atlama..” olacaktı. |

