Bağışla Bizi Atam ! Kaynak : 29.10.1998 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Atam,
Senin ardından, 60 yıl sonra işte geldiğimiz nokta.. İşte toplumsal, ekonomik ve siyasal manzaramız : Yağma, talan, çeteler, mafya, terör, kapkaç, karapara, haksız kazanç, haraç, rüşvet, kayıt dışı ekonomi, kronik enflasyon, dengesiz gelir dağılımı, gecekondu, kaçak yapılaşma, çarpık kentler, çağdışı eğitim, çiğnenen insan hakları, gericilik, dinle iç içe siyaset..

Başarılarımız mı ? Bu cennet ülkede, 60 yılda yapabildiklerimiz bir marifet sayılmaz.

Cumhuriyet’in 75’inci yılında, ancak Senin yaptıklarınla övünebiliriz. Bağışla bizi Atam !

Türkiye’de genel manzara böyle.. Ya sporda ? 63 milyon nüfuslu, üstelik genç nüfuslu Türkiye’nin sporda sağladığı başarılar, bu büyük nüfusa oranla yeterli midir ? Örneğin, 5 – 10 milyon nüfuslu Avrupa ülkeleriyle karşılaştırdığımızda..

Sporda başarı, temelde iki öğeye bağlıdır : eğitim ve tesis. Yurttaşlarının eğitim ortalaması 3,5 yıl olan bir ülkede başarının daha fazlasını beklemek hayaldir.

Gelelim spor tesislerine.. Türkiye tesis yoksuludur. En gözde spor futbolda bile tesis standardımız düşüktür; amatör spor dallarında durum daha kötüdür. 63 milyon nüfuslu çağdaş bir ülkenin spor tesisleri nitelik ve nicelik bakımından böyle mi olur ?

2000

yılı olimpiyatlarına aday olduğumuzda yetkililer, “Gerekli tesislerin tümünü o tarihe kadar yaparız” demişlerdi. 2000 yılına neredeyse geldik bile. Ortada yalnızca proje halinde bir olimpiyat stadı var. Sormak gerekiyor : Tesisleri kendimiz için mi yapacağız, yoksa başkaları istediği için mi ? Tıpkı, demokrasi ve insan hakları konularında olduğu gibi.. Avrupa Birliği üyeliğimizin gündemde olduğu dönemlerde siyasetçilerimizin ağzından sürekli olarak duymuşuzdur : “Biz demokrasimizi ve insan haklarını, Batılılar istediği için değil, kendimiz buna layık olduğumuz için iyileştireceğiz.” Avrupa Birliği üyeliğimiz bir başka bahara kalınca, söylenenler unutuldu.
Sporda tesis işi de öyle.. “Hele İstanbul’da olimpiyat yapma kararı bir alınsın, bakın o zaman biz ne tesisler kurarız.”

Bir bayram günü, karamsar bir yazıyla siz okurlarımın keyfini kaçırdıysam özür dilerim. Amacım sorgulamak, düşündürmek. Düşünmek üzülmekten hayırlıdır. Ayrıca, bu bayramda kendi yaptıklarımızı değil, Ata’nın 75 yıl önce başardıklarını kutluyoruz. Yüzyılın hâlâ dimdik ayakta kalabilen tek devlet adamıyla ne kadar övünsek yeridir.

Kendi başarılarımızla da övünebileceğimiz nice yıllar dileyerek..

e-posta : hasmim7@ibm.net