| Beş Yüzyıllık Bir Tarih |
Kaynak :
05.12.2001 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Geçtiğimiz pazar günü 2 Aralık’tı, Galatasaray Lisesinde yine pilav ve kutlama vardı. Gündüz, kutlama töreninin yanısıra, 50 yıllık mezunlara madalya ve beratları verildi. Her Galatasaraylının gönlünde yatan müstesna bir ayrıcalıktır bu. Hayatta olmayanların madalyaları da duygusal bir ortamda yakınlarına sunuldu. Akşam da, sabahki törenin yer aldığı Tevfik Fikret Konferans salonunda bir yemek düzenlenmişti. Mehmet Cansun ve eşiyle aynı masadaydık; o saatlerde oynanmakta olan Fenerbahçe-Beşiktaş futbol maçının sonucunu merakla bekliyorduk. Biraz şaka biraz ciddi, her Galatasaraylı yılda iki kez Beşiktaşlı olur. Bu hesaba göre biz de o akşam biraz Beşiktaşlıydık. Zaman zaman haberler geliyordu… Fenerbahçe 1-0 önde.. Biraz sonra 1-1 oldu. Ardından Beşiktaş’ın ikinci golünün haberi geldi ve maç bitti. Sevindik.. Liseyi 50 yıl önce bitirmiş olan ağabeyler, sahneye yakın masalarda eşleriyle birlikte yerlerini almışlardı. Gecenin sunuşunu Korhan Abay üstlenmişti. Yine okulun mezunlarından Atilla Demircioğlu ve Candan Erçetin pek çok Galatasaray toplantısına olduğu gibi o geceye de gönüllü olarak renk kattılar. Müzik ziyafetinin ardından öğrencilerin tango gösterisi geldi. Biz eskiler, dans gösterisini biraz gıpta, biraz da kıskançlıkla izledik. Bizim okuduğumuz yıllarda, Galatasaray tam bir erkek okuluydu ve yatılılık esastı. Hafta boyunca, kızlar ancak düşleri süslerdi. Bakışmanın, masum ayaküstü kaçamak buluşmaların flört sanıldığı ya da sayıldığı günlerdi. 1908-1909 yıllarında okulun Müdürü olan Tevfik Fikret’in deyişiyle, Galatasaray “Batıya açılan pencereydi”, ama, hemen ekleyelim Fikret’ten yarım yüzyıl sonra |
bile, yalnızca erkeklerin bakabildiği bir pencereydi. Neyse ki 1967’den sonra o pencereden artık kızlar da bakabilir duruma geldiler. İş, yalnızca karma eğitimle kalmadı, Liseye Üniversite eklendi. Bugün ilköğretim okulu ve lisede öğrencilerin yüzde 48’ini, üniversitede yüzde 52’sini kızlar oluşturuyor. Galatasaray Eğitim Kurumlarındaki toplam öğrenci sayısı da 3000.
Galatasaray doğurgan bir kurum. Bu doğurganlık birçok kurumlarınkinden, örneğin, siyasal partilerinkinden çok farklı. Onlar doğurganlıkla küçülürken Galatasaray büyüyor. 1905’te Kulübü, 1909’da Galatasaraylılar Cemiyeti’ni doğuran Lise’ye daha sonra, müze, öteki dernekler ve vakıflar eklendi. Bugün Galatasaray topluluğunun, Kulübün yanısıra iki vakfı, yurtiçinde 8, yurtdışında 9 derneği var. Hepsi de bünyesinde mezunları biraraya getiren, resmî tüzel kişilikler.. Taraftar dernekleri, fan kulüpleri bunların dışında.. Aslında kulüp de bir eğitim kurumu değil mi ? Yıllardan beri, çeşitli spor dallarında mükemmel bir eğitim söz konusu. Zaten kulübün kuruluştaki resmî adı da “Galatasaray Terbiye-i Bedeniye (beden eğitimi) Kulübü..” Kulübün katkılarıyla Galatasaray artık Batıya açılan pencerenin de ötesine geçti, hattâ Batının içinde bir dünya markası oldu. Çok kimse Galatasaray Lisesi ile Üniversitesini özel okul ya da vakıf okulu sanıyor. Oysa, Galatasaray Eğitim Kurumlarının tümü devlet okulu. Galatasaray Eğitim Vakfı’nın bu okullara öylesine büyük katkısı var ki, bu durum, konuyu yakından bilmeyenlerin, Galatasaray Eğitim Kurumlarını özel ya da vakıf kuruluşu olarak değerlendirmelerine yol açıyor. Pazar günkü organizasyon da yine Vakfın gurur verici bir etkinliğiydi. Beş yüz küsur yıl öncesine uzanan kurumlaşma; töreleri, gelenekleri pekiştirirken, dayanışmayı da birlikte getirdi. Galatasaray’ın başarılarının arkasında koskoca bir tarih var. |

