BİR DERBİNİN ARDINDAN Kaynak : 25.09.2003 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Bir Galatasaray-Fenerbahçe derbisi daha arkada kaldı. Bu iki kulüp arasındaki maçlar her zaman Türkiye çapında olaydır; aslında ülkede futbolun rengidir, tadıdır. Ama ne var ki medya, bu tür karşılaşmaları her zaman abartır, sansasyonla beslemek ister. Bu kez de öyle oldu. Gereksiz kuşkularla gereksiz bir gerilim yaratıldı. Yandaşlar arasında olaylar çıkması beklendi, sansasyon üretmek uğruna neredeyse bu körüklendi.

Fenerli seyircilerin otobüs konvoyuyla stada getirilişleri, maçtan sonra geri götürülüşleri, doğrusu, toplama kampı görüntülerini andıran çok ilginç sahneler oluşturuyordu. Stada alınmaları, stattan çıkarılmaları da öyle.. Kim kime karşı? Ne oluyor, bu ne biçim spor? Bir de İngiliz Ulusal Takımı antrenörünün Türkiye’ye ilişkin korku dolu sözlerini kınıyoruz. Maçı koruma altında tutan polis ordusunun gazetelere yansıyan görüntüleri korku verici değil mi? Bu görüntüler karşısında adam daha çok korkmaz mı?

Beklenenin aksine seyirciler taşkınlıkta bulunmadılar, birbirlerine de girmediler. Doksan dakika süreyle sahada herhangi bir taşkınlık, spor dışı çekişme, çatışma söz konusu olmadı. Tam, “medya beklenti ve tahminlerinde yanıldı” diyecektik ki, hakem yapacağını yaptı. Maç boyunca birçok hatası olmuştu, son anda da hataların en büyüğünü yaptı: Ceza sahası içinde Luciano’ nun elle kestiği top nedeniyle vermesi gereken penaltıyı vermedi. İşte, kıyamet o zaman koptu. Diyelim ki hakem pozisyonu görmedi (ya da görmek istemedi), yardımcıları da mı görmediler?
Galatasaray kazanabileceği maçı beraberlikle bitirdi, böylece iki puanı gitti belki de…

Hakem Muhittin Boşat’ın bu maça verilmesi daha baştan kuşkular yaratmıştı. Boşat’ın en büyük derbi maçına hazır olmadığı söylenip yazıldı. Buna yanıt maç öncesinde Merkez Hakem Komitesi

(MHK) Başkanı Bülent Yavuz’dan geldi. Yavuz, “ben Muhittin Boşat’ın bu maçı iyi yöneteceğine inanıyorum; kendisine kefilim” diyordu. Şimdi ise Boşat’ın hata yaptığını açıklıyor: ” Hakem, hakem camiası ve G.Saray adına talihsiz bir maç oldu. Son dakikada böyle somut bir hata yapması üzücü. F.Bahçeli oyuncunun topa elle müdahalesini görmedi. Tek tek pozisyonları analiz edemem. Ama Galatasaray’ın pozisyonunu somut olarak görüyorum.” Gözlemci raporu da Bülent Yavuz’un testi kırıldıktan sonra söyledikleriyle uyumlu: “Muhitin Boşat’ın kondisyonu eksik. Son 15 dakikada pozisyonlardan çok uzak kaldı. Yardımcılarıyla yeteri kadar iletişim kuramadı. Bu yüzden de penaltı pozisyonunda çok büyük hata yaptı. Dinlendirilmesinde yarar var”.

Artık maçın sonucu ve puan durumu değişmez. Ne Fenerbahçe puan yitirir, ne de Galatasaray puan kazanabilir. Ancak ortada vahim bir hata, bir de kefalet var. Gereği yapılmalı, hatanın cezası ödenmeli. Hata öylesine büyük ki, kariyerinin sonuna gelmiş Muhittin Boşat tek başına bunun altından kalkamaz. Kurallara göre kefil, ortak sorumludur. Bu durumda istifa onurlu bir davranış olur. Bülent Yavuz’a bunu anımsatmaya bile gerek olmamalı.

Voleybol ve Kadınlarımız
Voleybolda Ulusal Bayan Takımımızın başarıları sürüyor. Önce Romanya’yı, ardından Sırbistan- Karadağ’ı, sonra da Rusya’yı net sonuçlarla yendiler. Şimdi şampiyonluk yolunda ilerliyorlar.

Genç kızlarımızın son zamanlardaki başarılarına dikkatinizi çekmek istiyorum. Atletizmde Süreyya, Elvan… Şimdi de voleybolcularımız. Türkiye’de şu sıralarda kadınlar erkeklerden daha başarılı görünüyor. Bir de başları örttürülüp eve kapatılmasalar kimbilir daha hangi başarılara imza atacaklar.