Bir Gün Başbakan Olacak Gençler için Demokrasi Paketi Kaynak : 04.10.2013 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır
Birinci Meclis dönemi de dahil bugüne kadar 25 başbakan gelip geçmiş. Bazıları değişik dönemlerde birkaç kez görev almış. Onların dışında bu işi vekâleten yürütenler de olmuş. Şimdi çoğu hayatta değil. 
Ömrünün 75 yılını geride bırakmış ve siyasete girmediği halde yakından izlemiş olmanın verdiği deneyimle, geleceğin başbakanlarından beklentileri özetlemek isterim. 
İyi bir başbakan olabilmek için erdemli olmak ön şarttır, ancak bu yetmez. Aşağıdaki tavsiyelerin tümüne uyulması gerekir: 
• Her başbakan beğense de beğenmese de yürürlükteki anayasaya, bütün yasalara ve kurallara uygun davranmak zorundadır. Yürürlükteki anayasaya ve ilişkin yemininize       uymalısınız. T.C.’nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu hep aklınızda tutun.  
• İnsan haklarına, temel hak ve özgürlüklere saygılı olun ve bunu kanıtlayın.
• İçte ve dışta  hep barıştan yana olun.
• Vatandaşların efendisi olmadığınızı, onların vekili olarak onlara hizmet için görev aldığınızı,  maiyetinizdekilerin de bu anlayışta olması gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. Herkese sevgiyle yaklaşın. En büyük destek insan sevgisidir.  
• Size oy vermeyenlerin de başbakanı olduğunuzu unutmayın. “Seçimde en çok oyu ben aldım, iktidar benim; her istediğimi yaparım” anlayışından uzak durun. Oy önemlidir ama size her istediğinizi yapma, ülkeyi keyfinizce yönetme yetkisini vermez. Günümüzde, sandık demokrasisi yerine çoğulcu demokrasi egemendir. Halk sürekli devrededir. 
• İktidarda olduğunuzu unutmayın, muhalefetin muhalefeti olmayın. 
• Eleştirileri soğukkanlılıkla karşılayın; irdeleyerek ders çıkarmaya, hattâ özeleştiriye dönüştürmeye çalışın. 
• Vazgeçilmez olduğunuzu düşünmeyin. Hiç kimse vazgeçilmez değildir. Kibir sendromuna (hubris sendromu) kapılmayın; çevrenizdekiler sizi övgülerle o yola itebilirler. O tür insanları ayıklayın. 
• Özellikle topluluklar karşısında “Ben” demeyi bir yana bırakın. Ünlü Fransız filozof Blaise Pascal’ın dediği gibi, “Le moi est haïssable” yani “ben nefretliktir.” Ben’in çokça kullanılması ego ve gururla, kısacası benmerkezcilikle ilişkilidir. Ben yerine biz demek, sizin ekip çalışmasına yatkınlığınızı ve paylaşımcı olduğunuzu gösterir; hattâ biraz da alçakgönüllülüğünüzü.
• Din kişisel özgürlük alanıdır. Teokrasi ile değil de demokrasi ile yönetilen bir ülkede dinin siyasette yeri yoktur. Devlet bütün dinlere, inançlara saygılı ve eşit uzaklıkta olmalıdır. Dindarlara olduğu gibi, dinsel inancı olmayanlara da saygılı olmak gerekir. Bunun sağduyulu tek anahtarı laikliktir. Laikliğin olmadığı yerde demokrasi de olmaz. 
• Kutsallık kavramı dinden başka alanlarda da söz konusudur. Ülkelerin ve ulusların da vazgeçmeyecekleri kutsal değerleri vardır. O değerlere de saygılı olun. Örneğin
, Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti için yücedir; dünyada da 20.yy’ın en önemli siyasal lideri olarak kabul görmektedir.
• İnsanların inançlarına göstereceğiniz saygıyı onların kişiliklerine ve yaşam tarzlarına da göstermekte cömert olun. 25 yıllık dönemler yeni nesillerin karşılığı oluyor. Biz anne ve babalarımızdan farklı olduk… Çocuklarımız bizden farklı oldular… Torunlarımız da onlardan farklı… Gençlerin düşüncelerine, değişik davranış ve yaşam biçimlerine, beğenmesek de hoşgörülü ve saygılı olmalıyız. Gençleri yermeyin, germeyin, anlamaya çalışın. 
• En büyük yol gösterici akıldır. Akla, araştırmaya, gözlem  ve sorgulamaya dayalı eğitimden, kısaca, çağdaş eğitimden yana olun. 
• Başbakan “yürütme”nin başıdır. Yürütme, yalnızca bildikleriyle yetinerek yönetmez. Pek çok şey bildiğiniz kuşkusuzdur; ancak bu, her şeyi bildiğiniz anlamına gelmez. Konuları, en iyi bilenlere,  uzmanlarına danışma olanağınız sonsuz… Dinleyin, sorun, soruşturun, araştırın; öyle karar verin. 
• Bugünün dünyası, yasama, yürütme ve yargı üçlüsüne ek 4’üncü erk olarak, bilinenin aksine, medyayı değil, uzman kuruluşları ve STK’ları kabul etmektedir. Uzmanlıklara önem verin ve saygılı olun. 
• Yasamaya, yargıya müdahale etmeyin… Bilime, sanata, spora da müdahale etmeyin; yalnızca koruyun ve hizmet edin. Bilimi bilim insanlarına, sporu sporculara, sanatı sanatçılara bırakın. 
• Bu topraklardaki bütün doğal, kültürel, tarihsel değerleri ve çevreyi ayrım yapmadan koruyun.
• Sağlığınıza özen gösterin; sağlığınız sizin için olduğu kadar, ülke için de önemlidir. Öfkenizi kontrol etmeyi, hattâ öfkelenmemeyi öğrenin. Bu, bırakacağınız olumlu etki kadar sağlığınızla da ilgilidir. 
• Güleryüz, insanlara öfkeden daha çok yakışır. İşleriniz ne kadar yoğun ve yorucu olursa olsun, güleryüzlü olmaya çalışın. Şunu da unutmayın: Siz güleryüzlü olursanız milletin de yüzü güler.
• Sabırlı olun ve karşınızdakileri samimiyetle anlamaya çalışın. İnsanların oylarını almak kadar gönüllerini almak da önemlidir; hattâ daha önemli ve daha anlamlıdır.
• Görevinizin geçici olduğunu, bir gün bir şekilde biteceğini unutmayın. Herkes iyiliklerle, güzelliklerle anılmak ister. Ancak öyle anılmak, gök kubbede hoş bir seda bırakmakla mümkündür.
• Görev sürenizi sınırlayan yasa yoksa bunu siz sağlamaya çalışın. 
• Tek adam olmaya çabalamayın. Bu sizin tercihiniz olabilir ama tercih etmeniz buna yetmez. 
Aslında, “gençlere öğüt vermek senin yaşındaki birine mi kaldı?” denilebilir. Haklı olabilirsiniz, ama unutulmasın ki deneyimlerini aktarmak insanın yükümlülükleri arasındadır.