| Bir Hakem, Bir Oyuncu |
Kaynak :
14.03.2001 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Bir hakem maçı nasıl çığırından çıkarır? Geçen Cumartesi akşamı Galatasaray – Gençlerbirliği lig maçında bunun örneğini gördük. Hakem Erol Ersoy maçın başından itibaren verdiği yanlış kararlarla oyunu çığırından çıkardı. Ersoy ipin ucunu elinden kaçırınca da oyuncuların ve seyircilerin hakemliği başladı. Ters kararlar yeni ters kararları getirdi. Maç 90 dakikalık bir kargaşaya dönüştü… Gelelim Hagi’nin kırmızı kart gördüğü olaya.. Hakem Ersoy, yardımcı hakemle sakin bir şekilde konuşmakta olan Hagi’ye gösterdiği ilk sarı kartta haksızdı. Buna gösterilen tepkiye ikinci sarı kart geldi. Bu olay eski bir hesabın kapatılması gibi görünüyor. Devre arasında Kuşadası’nda yapılan seminerde hakem arkadaşları Ersoy’u Galatasaray – Fenerbahçe maçında Hagi’yi oyundan atmadığı için eleştirmişler. Ersoy’un, o zaman yapamadığını bu kez yapmak önyargısıyla sahaya çıktığı anlaşılıyor. Haksız yere çıkan ilk sarı kart bunun kanıtı gibi. Ne var ki, bir hatayı başka bir hatayla düzeltmeye çalışmak “hakem”lik ilkeleriyle bağdaşmıyor. İki yanlıştan bir doğru çıkmayacağı kesin. Düzenlenecek ilk hakem seminerinde bu konunun da hakemlerin gündeminde yer alması yararlı olur. Kendisine, “aferin, iyi yaptın” denemeyeceği açık. Öte yandan Hagi hakemin attığı bu oltaya gelmemeliydi, ama ne var ki zaman zaman, futboldaki üstün kariyeriyle bağdaşmayacak davranışlar sergileyebiliyor. Bu kez hakemin gösterdiği kırmızı karttan sonraki davranışları amatör bir sporcunun bile yapmayacağı türden. Hagi’nin bu tür davranışlarını hakemin haksız |
tutum ve kararına rağmen hoşgörmek olanağı yok. Şimdi karşılığında belki en büyük bedeli ödeyecek. Yazık oldu.. Hakeme de, Hagi’ye de, Galatasaray’a da, Türk futbolunun – pamuk ipliğine bağlı – dirlik düzenliğine de.. Bundan herkesin çıkaracağı dersler olmalı.
Hagi, 1996’dan bu yana, üçü yabancı maçta olmak üzere 6 kez kırmızı kart görmüş. Oysa, üstün kariyeriyle çevresindeki futbolculara örnek oluşturmak gibi bir işlevi, bir yükümlülüğü var. Galatasaray’da kimi futbolcular – belki de Hagi’yi örnek alarak – zaman zaman oyunu bırakıp hakemle tartışma huyunu edindiler. Bir yandan oynayıp, bir yandan hakemlik yapmak oyuncuları çok yorar, seyirciyi ve hakemi de tahrik eder. Bir an önce bundan vazgeçilmeli. Bu hastalığı uzunca bir süreden beri eleştiren kimi medya mensupları cumartesi günü saha anarşisinin tribünlere sıçramasıyla VIP tribününde kimi seyircilerin taşkınlığıyla karşılaştılar. Doğal ki, tribün anarşisinin de onaylanacak yanı yok. Galatasaray yönetimi, bir süreden beri, Galatasaray futbol takımının beşinci kez şampiyon olmasını engellemek amacıyla medyada ve spor çevrelerinde bir cephe kurulduğunu ve hakemlerin bu yoldan etki altına alındığını söyleyip duruyor. Bu savın kanıtlanması zor, polemiklerle körüklenmesi tehlikeli.. Ama bir gerçek var ki, bir ürünü pazarlayanların zaman içinde ürün çeşitlemesine gitmeleri gerektiği bilinir. Medyada böyle bir çaba varsa, Galatasaray düşmanlığından çok, bu olguya bağlanmalı. |

