Kavgaların Suçlusu Bulundu Kaynak : 19.03.2001 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Geçen ay yurtiçinde siyasal alanda pek çok çalkantılı olay vardı; en önemlileri de kavgaya dayanıyordu. Birinci kavga, Türkiye Büyük Millet MecIisi’nde oldu ve sonucunda bir milletvekili Meclis çatısı altında yaşamını yitirdi. İkinci olay ise Çankaya’da Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde düzenlenen Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Cumhurbaşkanı ile hükümet üyeleri arasında oldu. Bu ikinci olayın yalnızca siyasal çalkantılara değil, fakat ülke çapında ne denli büyük ekonomik sarsıntılara neden olduğunu hep birlikte yaşadık.
 
TBMM’deki kavga olayından sonra kimi milletvekilleri, Meclis ana salonunun mimarisinin olayların gelişmesinde etkin olduğunu ileri sürdüler. Örneğin, Başbakan Bülent Ecevit‘in söyledikleri çok ilginçti: “Olay gecesi, TBMM Başkanı’nın davetlisi olarak evdeydik, gözümüz de Meclis TV’deydi. Baktık ki hava gergin, erken ayrıldık. DYP ve kısmen FP’liler kürsüyü, başkanlık divanını,muhasara altına alıyordu. Meclis’e gittiğimde durum daha da vahim hale gelmişti. Muhalefet kürsüyü kullanılamaz hale getirmişti. Bu beni çok kaygılandırdı. Keşke bu genel kurul salonu böyle yapılmasaydı diye düşündüm. Çünkü, eski halinde genel kurulda kürsüye dokunulamazdı, başkanlık divanına erişilemezdi. Fakat şimdi her şey ayak altında. Çok yanlış bir mimari oldu. ” (1) .

Salonun mimarisine ilişkin başka iddialar da vardı. Koltukların kırmızı renginin milletvekillerini tahrik ettiği ve kavgaların buradan kaynaklandığı, yine Meclis çevrelerinde dile getirildi. Meclis salonundaki düzenlemeyi yapmış olan mimarlardan İlham Ural‘ın bunlara yanıtı da ilginçti. Ural, “Koltuklar kırmızı diyorlar. Ansikpoledilerde bu renk turuncu diye tanımlanmıştır. Kırmızı Türk bayrağında var, MHP’nin bayrağında var. Boğa güreşi mi yapıyoruz? Kırmızı renk saldırganlık yapıyormuş. O zaman MHP de bayrağından çıkarsın” diyordu. Vekillerin kavgacı olduğunu, kavgaların da buradan kaynaklandığını öne süren Ural’a göre “Kürsüyü yukarı çekseniz, bu sefer de merdivenleri tırmanır, başkanı yumruklar, uzaktan silahla ateş ederler”di. (2)

Tartışmalar gerçekten ilginçti. Meclis’teki olay sonrasında “mimarlık” gündeme geliyordu, ama yine suçlanarak.

Vekillere göre, kavga eden milletvekilleri belki biraz kusurluydular ama asıl suçlu bulunmuştu(!): Başkanlık divanı ve konuşmacı kürsülerini, milletvekillerinin kolay erişemeyecekleri bir yükseklikte düzenlemeyen, koltukların rengini turuncu olarak seçen mimarlar…Daha sonraki günlerde meydana gelen Milli Güvenlik Kurulu toplantısındaki kavga, daha çok sözde kalmıştı; eylem yalnızca, bir anayasa kitapçığının atılması ve toplantı salonunun Başbakan ve bakanlarca terk edilmesiyle sınırlı kalmıştı. Olayda eylem sınırlı kaldığı için bu kez mimarlar pek akla gelmedi; böylece de suçlanmaktan kurtuldular.

Binaların işlevlerinin tanımlanmasında, kapsamının belirlenmesinde mimarlar kadar, hatta onlardan çok, mal sahiplerine, işverenlere görev düşer. İşveren olarak TBMM Başkanlığı, saIonun yeniden düzenlenmesine esas olacak yarışma şartnamesinde, sonra da birinciliği kazanan mimarlarla yapılan sözleşmede ve ihtiyaç programlarında işlevsel gereksinmeleri tam olarak belirlemeliydi. Örneğin, “Milletvekillerimiz kolay öfkelenirler, renkler ona göre seçilmeli, kürsü kavgalardan etkilenmeyecek bir yere yerleştirilmeli” gibi. Haa bir de silah konusu var. Vekillerimiz TBMM Genel Kurul Salonu’nda bile silah taşımaktan vazgeçmiyorlarmış. Hal böyleyken, zamanın ABD Başkanı Clinton’ın Ankara ziyaretinde Meclis’te konuştuğu oturuma, Clinton’ın ABD’Ii koruma görevlileri silahlı milletvekillerini sokmamışlar. Demek ki mimarların, olası silahlı eylemlere karşı da tasarımlarında önlem almaları gerekiyor. Görevleri ülkede demokrasiyi, barışı, huzuru sağlamak olan yöneticilerimiz, siyasilerimiz, öfkelerini ve çatışma kültürünü bir yana bırakamadıklarına göre acaba ileriye dönük olarak, Meclis’in yanı sıra Çankaya’da MGK’nin toplandığı salonda da bu anlamda mimari önlemler alınması gerekecek mi?
 
Bizim artık yaşımız geçiyor, ama bütün bu olup bitenler, genç mimarlara bir tasarımın nasıl ele alınacağı konusunda ders oluşturmalı(!}.

(1) Ecevit’le röportaj, Cumhuriyet gazetesi, 3 Şubat 2001
(2) Milliyet gazetesi, 13 Şubat 2001