Bir Öneri: Ali Sami Yen Parkı Kaynak : 20.02.2010 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Bir hayalim var… Mecidiyeköy’deki stat arsasının bir parka dönüştürülmesi. Böylece, eski dutlukların yok edilmesi sonrasında anormal derecede yoğun yapılaşmaya açılmış olan Şişli-Mecidiyeköy bölgesi nefes alabileceği bir yeşil alana kavuşmuş olur.

Hattâ bu parka, hemen yanıbaşındaki eski Tekel Likör Fabrikası arsası da eklenmeli. Modern Mimarlığın seçkin örneklerinden biri, ünlü Fransız mimar Robert Mallet-Stevens’in yapıtı olan oradaki eski fabrika binası da korunarak kültürel bir işlevle halkın hizmetine sunulmalı.

Parkın adının “Ali Sami Yen Parkı” olması da bir değerbilirlik örneği sayılır.

Bu hayalin bedeli çok mu ağır? Bence değil. Bu çözüm, genelde İstanbulluların, özelde de o çevrede yaşayanların doğal hakkıdır. Konu bir plan bütünlüğü içinde ele alınsa, bugünün şehircilik bilimi ve anlayışı da böyle bir çözümü zorunlu kılar.

Gelelim işin öteki yüzüne… Karşı karşıya olduğumuz gerçeklere… Bilindiği gibi, Galatasaray Spor Kulübü, Ali Sami Yen stadı arsası üzerindeki haklarını kamuya devretmiştir. Karşılığında, kulüp için, belli bir süre kullanabileceği bir stat Seyrantepe’de inşa edilmektedir. Bu takas işlemi sonucunda Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’ne (TOKİ) geçen Mecidiyeköy’deki arsanın, şimdi anılan kuruluşça paraya çevrilmesi gündemdedir. TOKİ, stadın yapımı için gerekli finansmanı buradan sağlarken, bu alışverişten daha da kârlı çıkmak istemektedir.

Şu anda izlenen yol tümüyle ticari bir anlayışa dayanıyor. İmar planında spor tesislerine ayrılmış arsanın imar durumu TOKİ ayrıcalığıyla değiştirilerek yoğun, yüksek yapılaşmaya olanak sağlanmıştır.


35 bin metrekarelik stat arsası için imar izni 2,5 emsal olarak belirlenmiştir. Bu, orada zemin üzerinde 87 bin m2’lik bir inşaat alanı demektir. Ancak bu rakam aldatıcıdır. Kaç kat olarak yapılacağı bilinmeyen bodrumlar bu hesabın içinde değildir. Bunlarla, 300 bin m2’lik bir inşaat söz konusu olabilir. Ayrıca, yükseklik serbest bırakılmıştır. Arsanın yeni sahibi isterse İstanbul’un en yüksek binasını buraya dikebilir.

Görüldüğü gibi, zaten yeterince yüklenmiş olan bölgeye aşırı bir yapılaşma ve yoğunluk getiriliyor. Bütüncül bir planlama anlayışı yerine parsel bazında uygulamalara gidildiğinde, rastlantısal biçimlenmeler şehir için kader oluyor.

İhalenin, Cumhuriyet tarihinin en büyük arsa satış ihalesi olacağı bizzat yetkililerce belirtiliyor. Basın haberlerine göre, TOKİ Başkanı, “Burası İstanbul’un en değerli arsası. İhalede önceliği satışa vereceğiz. İstediğimiz parayı verirlerse hemen satarız, yoksa hasılat paylaşımı yöntemiyle yeniden ihaleye çıkarız” diyor. Satış bedelinin 1 milyar dolar dolayında olması bekleniyormuş.

TOKİ Başbakanlığa bağlı bir devlet kuruluşu. Bu nedenle ticari anlayış yerine, sosyal ağırlıklı bir projeye imza atmasını TOKİ’den beklemek İstanbulluların hakkıdır. Başbakanlığın da böyle bir öneriyi destekleyeceğini umarım. Ayrıca, Mecidiyeköy’deki arsadan, böylesine bir kâr elde edilmesi olgusu karşısında, Galatasaray’ın bu alışverişten kayıplı çıktığını rahatça söyleyebiliriz. Kanımca TOKİ de Galatasaray gibi, bir özveride bulunmalı ve Ali Sami Yen Parkı’nı İstanbullulara armağan etme sağgörüsünü göstermeli.