| Bir Reklam Üzerine… |
Kaynak :
31.05.2007 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Geçenlerde televizyonlarda çıkan bir reklam tartışma konusu oldu. Alpet firmasının Torojet reklamlarıydı tartışılan… Yayımlanan reklamlarda, sarı-kırmızı formalı üç Galatasaray yandaşı arabalarının benzini bittiği için yolda kalıyorlar. O sırada yaklaşan bir otomobilden yardım istiyorlar. Yardım istedikleri otomobilin direksiyonunda Fenerbahçe’nin eski başkanlarından Ali Şen’i gören Galatasaray taraftarları önce tereddüt ediyorlar. Sonra Ali Şen arabası ile yolda kalan aracı Alpet benzin istasyonuna kadar çekiyor. Evet reklamın özü bu… Galatasaray Spor Kulübü bu reklama tepki gösterdi ve sonuçta reklam yayından kaldırıldı. Reklamverenin ne düşündüğünü bilmiyorum, ama basından izlediğim kadarıyla reklam ajansı bu filmin “dostluk ve yardımlaşma” fikrinden kaynaklandığını ileri sürmüş. Bence reklam filminden çıkarılacak izlenim şu olabilir: “Galatasaraylılar tedbirsiz. Göstergeye bile bakmayı akıl edememişler ve benzinsiz kalmışlar. Ünlü bir Fenerbahçeli hızır gibi onların yardımına yetişmiş.” Bu reklam Galatasaraylıların çaresizliğini, Fenerbahçe’nin el uzatmasını işliyor. Galatasaray’ın tepkisinde bir algılama hatası olmadığı kanısındayım. Bir an için o durumun tam tersini düşünelim: Fenerliler yolda kalmışlar. Özhan |
Canaydın onların imdadına yetişiyor ve arabayı çekmeyi öneriyor. Fenerlilerin tutumu ne olur? Güvenip bu öneriyi kabul ederler mi? Kabul etseler Fenerbahçeli yandaşlar, “aman ne iyi; bak ne güzel yardımlaşma”mı derler?
Kulüpler arası dostluk ve yardımlaşma filmi ancak “karşılıklılık” gözetilerek anlamlı olur. Bu amaçla filmin iki ayrı versiyonuyla dostluk ve dayanışma vurgulanabilirdi. Örneğin Galatasaray yandaşları Fenerli bir ünlü, Fenerbahçelileri de Galatasaraylı biri kurtarırdı. Konu böyle işlenmemiş. Kasıt yoksa bile düpedüz küçültücü ve tahrik edici bir reklamdı yayımlanan. En doğru değerlendirme artık, reklamı izlemiş olan Galatasaraylılara kalmış. Şimdi ajans doğal olarak kendisini savunacak. En azından reklamvereni o yolda ikna etmeye çalışacak. Reklamın olay haline gelmesiyle yarattığı dolaylı artılardan söz edecek. Sonuçta, reklamın başarılı olup olmadığını Galatasaray yandaşlarının davranışı gösterecektir. “Reklamın kötüsü olmaz” derler. Bu oportünist görüştür. Her şeyin olduğu gibi reklamın da kötüsü pekala olur. Bazen geri tepiverir. Zaten, firmanın reklamı yayından çekmesi de biraz bunu gösteriyor. Acaba reklam ajansı bu reklamı hazırlayanların kulüp eğilimlerini açıklar mı? Açıklasa da öğrensek. Meslek bilgisi mi, yoksa etiği mi eksik. Hangisi? |

